Anasayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle
 Tavsiye Et
 İrtibat
 Dini Sualleriniz İçin
Türkçe English




























           ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...”

                  ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...”
1 Ağustos 2010 
20 Şa'bân 1431 



Huzur Pınarı İnternet Radyosu Yayında
HUZUR PINARI
KURULUŞ:

1 Muharrem 1424
4 Mart 2003

Diş Hekimi

Ali Zeki OSMANAĞAOĞLU

Yavuz Selim Cad. No:30
Fatih / İSTANBUL

(0212) 521 34 57




Dünyada en zor mesele, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğidir

Dünyada en mühim şey; kimi seveceksin, kimi sevmeyeceksin; hangisi iyi, hangisi kötü olduğunu ayırabilmektir. İnsan, bunu kendisi ayıramaz. Onun için, Cenab-ı Peygamber efendimiz ‘aleyhisselatü vesselam’ bile dua ediyorlar: “Allahümme erinel hakkı hakkan ve erinel bâtılı bâtılan”. “Ya rabbi, bana doğruyu doğru, eğriyi eğri bildir” diye dua ediyorlar. Bir insan kötüye iyi diye sarılırsa, kötüyle beraber haşr olur. İyiye düşman olursa Allahın gazabına uğrar. Yanlışa doğru diye sarılırsa, mahvolur. Doğruya yanlış diye saldırırsa dünyasınıda ahretinide yıkar, helak olur. Onun için doğruyu doğru bilmek, eğriyi eğri bilmek, kimin sevilip, kimin sevilmeyeceğini bilmek dünyada en zor ve en mühim meseledir.

Bir büyük zata hep hocanızdan bahs ediyorsunuz, hocanız size ne öğretti, demişler. Buyurmuşki; Bana hocam bir şey öğretti, o bana yeter. Bu sevilir, bu sevilmez! Bana bunu öğretti. İrşad demek, bu iyi bu kötü’yü söyleyebilmektir. İnsan bunu anlayamaz. İnsan bunu aklıyla, ilmiyle, irfanıyla ayıramaz. Yani, bu Rabbimin sevdiğidir, bu nefsimin sevdiğidir diye insan kendisi ayıramaz… ancak bir mürşid-i kamilin öğretmesiyle mümkündür..

Abdülhakim efendi hazretleri buyurmuşlar ki; İmam-ı Gazali hazretlerinin İhya-ul Ulum kitabını, bir yahudi muhabbetle sayfalarını çevirse, Cenab-ı Hak son sayfasında imana gelmek nasip eder. Muhabbetten dolayı!.. Eğer bir mü’min, bir kafirin, kitabını sayfalarını muhabbetle çevirirse, son sayfada küfre girme ihtimali vardır. Çünki insanları Allahü tealaya bağlayan, muhabbettir. Bir insan sevgisini bir kafire bağlarsa ondan etkilenir. Herkes sevdiğiyle beraber haşr olunacaktır. Dolayısıyla, sevgiye çok dikkat etmelidir. Hazreti Ömer ‘radıyallahü anh’ Basra valisine, mektup yazmış, o yanındaki kafirin işine son ver demiş. Ya Emirel mü’minin, her işimi o yapıyor. Elim, ayağım o! İşi, ticareti bilen o, demiş. Bir daha söylemem, o kafirin işine son ver, ölseydi ne yapacaktın? Bir müslüman koy, buyurmuş. Çünki kafiri taktir edersin, küfre girersin. Ne kabiliyetli adam dersin, mahv olur gidersin. Sevgi çok zordur. Çünki hadis-i şerif var, Cenab-ı Peygamber buyuruyor ki; Kim kimi severse, ahirette onunla beraber olacaktır. Bir muhabbet beslerse, ahretde de beraber olur. Çünki daima kötüler iyileri götürür. Çok tehlikelidir.

İmam-ı Ali Rıza hazretlerine birisi bir mektup yazmış. Efendim bazı suallerim var, hem sormak hem de sizden istifade etmek istiyorum, demiş. Mübarek hemen katırını göndermiş. Çünki hadis-i kutside buyuruluyor ki; Ey Habibim, eğer birisi sana derse ki, ben dinimden bir şey soracağım, sen ona hizmetçi ol. Dolayısıyla, koskoca imam, katırını göndermiş, kapıda karşılamış. Niye? Dinime ait bir şeyler soracak diye. Çünki Cenab-ı Hak, Cenab-ı Peygambere, hizmetçi ol, diyor. Hadis-i kudsi bu. Yemeğini kendi hazırlamış, önüne koymuş. Soru cevap, soru cevap… sonra mübarek kendi yatağını vermiş istirahat etsin diye. Gel gör, adam ben ne imişim! katırını gönderdi, kapıda karşıladı, yemeğini, yatağını verdi. Ben ne imişim derken, İmam-ı Ali Rıza hazretleri, gelmiş. Sen hiçbir şey değilsin. Bizim bu sana yaptığımız, dinimizin icabıdır, misafirperverliğimizdendir. Yoksa senin bir halt olduğundan değildir buyurmuş. Dolayısıyla, Allahü teala Kur’an-ı kerimde buyuruyor ki; Allah indinde derecesi, etiketi, makamı en yüksek olan, Allahtan korkandır. Korkanın alameti, hem namaz kılmaktır hem de Allahın kullarına namazı, yani İslamiyeti yaymaktır. Yoksa, dine hizmet etmeyenin akıbeti, mutlaka hezimettir. Çünki bir farzı yapmamıştır. Bu dinde iki farz, her mü’mine farzdır. Öğrenmek ve öğretmek. Eğer bir yerde Allahü tealanın dinine hizmet varsa, o hizmete iştirak etmek, her mü’minin üzerine farzdır. Bu da üç şekilde olur. Ya bedenen, ya malen, ya da dua ile. Ya rabbi, ben bir şey yapamıyorum, acizim, garibim. Ya rabbi, şu hizmet edenleri muvaffak et, dese, o bile dahil olur.

Allahü teala insanda iki nesne yaratmıştır; Nefs ve ruh. Ruh, can demektir. Can, kalp demektir. Bunların her ikisinin sevdikleri zıttır. Mesela nesf, Allahın düşmanıdır. Namaz kılacağın zaman, kılma şu namazı diye debelenir. Ruh namaz kıldığın zaman, rahatlar. Büyüklerin sohbeti ruhun hoşuna gider, nefs, çırpınan kuş gibi kaçmak ister. Kitap okuyunca ruh sevincinden uçar, nefs, sıkılır. Cenab-ı Hak nefse cennete ait nesneleri sevmemek, ruha da cehenneme gidecekleri sevmemek hilkatini vermiştir. Ahirette kiminle beraber olmak istiyorsan, dünyada onunla beraber ol. Siz, sevgi dairesi içinden çıkamazsınız. Sevgi olduktan sonra, mesafe mühim değildir. Netice: O aşk, o muhabbet olmasaydı, bu kainat yaratılmazdı. Cenab-ı Peygamber ‘aleyhisselatü vesselam’ miraç gecesi ya rabbi, ümmetim ne olacak dedi. Peygamberin ümetine olan sevgisi, anne-babanın çocuklarına olan muhabbetinden çok çok daha fazladır. Peygamberimizin ümmetine olan sevgisini nereden anlayacağız? Peygamberimiz ‘sallallahü aleyhi ve sellem’ her defasında ümmetim dedi. Miraçta Cenab-ı Hakkın huzuruna kavuştu, ya rabbi, ümmetim ne oldu, dedi. Allahü teala, Ben sana âşıkım, madem bu kadar çok istiyorsun, onlara da namazı farz kıldım. Onlar namaz kıldığı zaman, senin yaptığın miracı yapmış olacaklar ve bütün gök ehlinin sevabını onlara vereceğim buyurdu. Bütün gök ehlinin, bütün meleklerin yaptığı ibadetin sevabı sana veriliyor! Abdülhakim efendi Hazretleri buyurmuşlar ki; Eğer benim üzerimden bir vakit namaz geçecekse Allah bin kere canımı alsın. Bir talebesi ev taşırken, eşya çalınmasın diye bir vakit namazını geçirince, buyurmuşlar ki; Keşke malların hepsi çalınsaydı da bir vakit namazın geçmeseydi. Onun için büyüklerimiz buyuruyorki: "namaz var hayat var, namaz yok hayat yok". Onun için havada karada denizde hiçbir mazaret ileri sürülmeksizin, dinimizin gösterdiği kolaylıkları da kullanarak namazlarımızı kılmamız lazım. Çünkü İslamiyetin tamamı namaz içerisinde toplanmıştır. Zaten namaz müminin miracıdır. Peygamber efendimizin de miracda çok arzu ettiği, Allahü tealaya kavuşmuş olmanın zevki ve sevinçliliği ümmetinin de yaşamasını istediği için Allahü teala ona olan sevgisinden dolayı müminlere namazı emretti ki madem öyle diyorsun ümmetin de gelsin miracını yapsın, namazını kılsın....

Büyüklerimiz buyuruyorlar ki; Ben kitaplarımın satırları arasındayım. Benimle konuşmak isteyen, benimle irtibata geçmek isteyen kitapları okusun.

Dünya ve ahiretde huzur ve saadet isteyen Peygamber efendimizi (sallallahü aleyhi vesellem) sevmeli, O'nun sevdiklerini sevip, sevmediklerini sevmemeli, O'na uymalı ve O'nun ve eshabının yolundan gitmelidir. O'nun vârislerinin kıymetini iyi bilmelidir.

Allahü tealaya emanet olunuz efendim.

ali zeki osmanağaoğlu

Bir zamanlar Ehli Sünnetin Şerefli bayrağını
Hiç yılmadan samimiyetle azimle taşıyan
Anadolu'yu saran sinsi küfür kancalarını
Müminlerin kalplerinden bir bir söküp atan
Seyyid Abdulhakimdi o en nurlu soydandı
Müminlere hakiki dost kafirlere düşmandı
Mütevaziydi,konuşmazdı hiç kendi aklından
Ben dediği işitilmedi naklederdi her zaman
Öyle bir veliydi ki o secdeye vardığı an
Nurlar saçılırdı arşa Kaşgari Dergahından
Bugün her kim sahipse ilim amel ihlasa
Ve kimin kalbinde bu yola muhabbet varsa
Borçludur onun orada yaptığı büyük irşada
Borçludur nurlu dergahında yetişen aşıklara
O halde; evde ,işte sohbette dualarımızda
Rahmetle analım daima Seyyid Abdulhakimi
Ve onu bize tanıtan , dünyayı nurladıran
Ehli Sünneti cihana yayan, mürşidimizi
Kutbi İrşad Hüseyin bin Said İstanbuli'yi.

(Huzur Pınarı Mail Grubu)

    

PEYGAMBER EFENDİMİZ “SALLALLAHÜ ALEYHİ VE SELLEM”

FAZÎLET ve ÜSTÜNLÜKLERİ -17

ONU SEVMEK İBÂDETTİR

Resûl'ün “Kızları” ve “Hanımları”, hep birer,
Dünyâ hanımlarının en üstünü idiler.

Onun “Eshâbı” dahî, Nebîler hâricinde,
En üstün kimselerdir insanların içinde.

Yine Fahr-i âlemin yaşadığı “şehirler”,
Her şehirden üstün ve daha şereflidirler.

“Mekke” ile “Medîne”, şehridir ki Resûl’ün,
En üstün yerleridir bunlar da yeryüzünün.

Mescidinde bir kimse namâz kılsa bir rekât,
O namâzın sevâbı, yazılır ona “Bin” kat.

Kabr-i şerîfi ile minberi arası da,
"Cennet bahçeleri"nden bir bahçedir aslında.

Onun ehl-i beytini ve eshâbını sevmek,
Her müslümân olana vâcibtir, sevmek gerek.

Her insanın yanında “Şeytân” vardır bir tâne.
Gâyesi, doğru yoldan saptırmaktır yegâne.

Kalbine, vesveseler vererek hiç durmadan,
İster ki, mahrûm etsin o kulu îmânından.

Vardır böyle şeytânı, hem Resûlullah'ın da.
Lâkin îmân etmiştir o, Resûl'ün yanında.

Yine her müslümâna, kabrine girdiği an,
Suâl edilecektir, Resûl-i kibriyâdan.

Yâni (Rabbin kim?) diye, suâl edildiğinde,
Sorulur arkasından: (Peygamberin kim?) diye.

O Server-i kâinât vefât edeceği an,
Cibrîl selâm getirdi Allahü teâlâdan.

Evvelâ haber verip vefât edeceğini,
Sıraladı sonra da, Ona müjdelerini.

Peşinden “Melek-ül mevt”, rûhunu almak için,
Peygamber-i zîşândan istedi gelip izin.

Kabz eyledi rûhunu, ancak izin alarak.
Ona, böyle tâlîmât vermişti cenâb-ı Hak.

Mübârek vücûduna, kabrinde temas eden,
"Topraklar", şereflidir dünyâdaki her şeyden.

Kâbe'den, Cennetlerden, Arş-ı âlâ'dan hattâ,
O mübârek topraklar, kıymetlidir daha da.

O, kabri şerîfinde, bizim bilmediğimiz,
Bir hayâtla diri ve hayâttadır şüphesiz.

Dünyânın her yerinde bulunan müslümânlar,
Peygamber-i zîşân'a salevât okusalar,

Vazîfeli melekler, onu duyduklarında,
Gelip haber verirler o Resûl’e ânında.

Ümmetinin yaptığı amel ve ibâdetler,
Yine Resûlullah'a verilir her gün haber.

Bunları yapanları, işledikleri sâat,
O, mübârek kabrinden ayrıca görür bizzât.

Günâh işliyenleri görür ise O eğer,
Üzülüp, affı için kabrinden duâ eder.

(Huzur Pınarı Mail Grubu)

    

Namazın sünnetleri, benim örtümdür

Yakup Germiyani "rahmetullahi aleyh" Hazretleri anlatıyor:

Bir gün murakabe halinde iken, birden önümde, çıplak bir kimse görünüverdi. “Ya örtün veya gözümün önünden çekil, git!” dedim. Sözüme hiç aldırış etmeden, gayet üzüntülü bir şekilde: “Ben, sünnetlerini terk ederek kılmış olduğun farz namazının âlem-i misaldeki sureti, görüntüsüyüm. Namazın sünnetleri, benim örtümdür. Sen, dün, bazı dünyevî meşguliyetler sebebiyle, namazın sünnetlerini terk ettin. Onun için, ben, kıyamete kadar böyle çıplak kalsam gerektir,” dedi.

Ben, bu sözleri duyunca, sanki çıplak kalan kendim imişim gibi, öylesine utanıp mahcup oldum ve yaptığıma o kadar pişman oldum ki, o tarihten itibaren Allah'ın emirlerini yerine getirmekte, son derece uyanık ve titiz oldum. İbadet ve amelde eksiklik ve gaflet halinden daima kaçındım. (Huzur Pınarı Mail Grubu)

    

ESHÂB-I KİRÂM

(Eshâb-ı kirâm) kitâbının başında, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın Eshâbının üstünlüğünü, Eshâb-ı kirâma dil uzatanların haksız ve câhil oldukları anlatılmakda, ayrıca; (İctihâd)ın ne olduğu açıklanmakdadır.

Tenbîh kısmında, bir islâm düşmanının yazdığı (Hüsniyye) kitâbına cevâb verilmekdedir.

Bir kısmında, büyük islâm âlimi İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin ve Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin hâl tercemeleri anlatılmakdadır.

Müslimânların İki Göz Bebeği kısmında, Hazreti Ebû Bekr ve Hazreti Ömerin üstünlükleri anlatılmakda, İslâmda ilk fitne kısmında, Eshâb-ı kirâm arasındaki hadîseler, İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendi hazretlerinin kaleminden çok güzel ve açık olarak îzâh edilmekde, Eshâb-ı kirâmın hepsini sevmek, Ehl-i sünnet olmanın temel şartı olduğu açıklanmakdadır.

Sonunda da, kitâbda ismi geçen (265) zâtın hâl tercemeleri açıklanmakdadır.

      

İMÂM-I RABBÂNÎ "KUDDİSE SİRRUH"

Resûlullah efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", onun geleceğini müjdelemişti. İmâm-ı Süyûtî (Cem'ul cevâmi') kitabında, bu hadis-i şerifi, İbni Mes'ûd Abdürrahman ibni Yezîdden, O da Hazret-i Câbirden rivayet ederek bildiriyor: (Ümmetimden Sıla isminde biri gelir. Onun şefaati ile, çok çok kimseler Cennete girer.) (Sıla), birleştirici demektir. Tasavvufu fıkh bilgileri ile birleştirdiği için bu ism, İmâm-ı Rabbânî hazretlerine verildi. Zamanın âlimleri, Ona bu ism ile hitâb eylediler. Kendisi de, oğlu Muhammed Mâsuma yazdığı bir mektûbda, (Beni iki derya arasında sıla yapan Rabbime hamd ederim) diye buyurmaktadır.



HuseyinHilmiIsik.com
Hayatı Hakkında
Yayınlanan Mailler
Abdulhakim-i Arvasi
Hazretleri
Şiirler
Kabir Resimleri
Eserleri
Silsile-i Aliyye
Büyükleri (Video)

Sual: Hüseyin Hilmi Işık Hazretleri hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap:
Sesli cevabı dinlemek için tıklayınız




Çağlar Network Ürünler ve Kazanç Yolları Sunumu


Üye Ol
Mail Grubumuz
Hakkında
Huzur Pınarı
Yahoo Group
Huzur Pınarı
Google Group
Yayınlanan Mail Arşivi
(Yahoo Groups)
Yayınlanan Mail Arşivi
(Tamamı PDF olarak)

Huzur Pınarı
Hakkında
Çocuklar için:
CocukPinari.com
Sitemiz Anasayfa
Yazıları Arşivi
Sitemize Reklam
Vermek İster misiniz?
Sitemizi Arkadaşınıza
Tavsiye Edin
Bügünkü Günlük
Yazıları Yazdır
Bügünkü Yazıları
Arkadaşına Gönder


Caliyet-ül Ekdar
(Sesli)




Caliyet-ül Ekdar
(Arabî orijinali, PDF)






Namaz Vakitleri



Kur'ân-ı kerîm okumak ve dinlemek için tıklayınız




Kuran-ı Kerim öğreniyorum
(Sesli Elifba)




Kuran-ı Kerim Tefsiri




Türkiye Takvimi




Dünya Şehirleri için
Namaz Vakitleri




İNSAN ve TOPLUM
(Sohbet, Gönül Bahçesi, Hikmetler, Menkıbeler)
DİZİ YAZILAR
(İz Bırakanlar, İstikamet, Meşhuların Son Sözleri, Gönül Pınarı)




Tam İlmihâl
Se'âdet-i Ebediyye (mp3)




Namaz sureleri ve duaları
(Yazılı ve sesli)






TGRT FM
Yayın arşivi






Sesli Yayınlar
(Sevgili Peygamberim
Rehber İnsanlar Serisi
Tarih Serisi, Çocuk Serisi
Alo Bilgi 1-12
Mehter Marşları)



Sitemizdeki bilgiler orjinaline sadık kalmak ve kaynak göstermek şartıyla kopyalanabilir.  Tavsiye Et
 İrtibat