|
|
DÎNİMİZ ve DİĞER DİNLER
(Din), insanları se’âdet-i ebediyyeye
götürmek için Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol demekdir. Din ismi altında
insanların uydurduğu eğri yollara din denmez, dinsizlik ve kâfirlik denir.
Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmdan beri, her bin senede, bir Peygamber vâsıtası
ile, insanlara bir din göndermişdir. Bu Peygamberlere “salevâtullahi teâlâ
aleyhim ecma’în” (Resûl) denir. Her asrda, en temiz bir insanı Peygamber
yaparak, bunlar ile dinleri kuvvetlendirmişdir. Resûllere tâbi’ olan bu
Peygamberlere de, (Nebî) denir. Bütün Peygamberler, hep aynı îmânı
söylemiş, hepsi ümmetlerinden aynı şeylere îmân etmeği istemişlerdir. Fekat,
dinleri, ya’nî kalb ile, beden ile yapılması ve sakınılması lâzım olan şeyleri
başka başka olduğundan, islâmlıkları, müslimânlıkları da ayrıdır.
Îmân edip de kendini ahkâm-ı islâmiyyeye uyduran müslimândır.
Ahkâm-ı islâmiyyeyi kendi arzûlarına, keyflerine uydurmak istiyen kâfirdir.
Bunlar bilmezler ki, Allahü teâlâ, dinleri, nefsin arzûlarını, keyflerini kırmak
ve taşkınlıklarını önlemek için göndermişdir.
Her din, kendisinden önce gelen dîni nesh etmiş,
değişdirmişdir. En son gelen ve her dîni değişdirmiş, dahâ doğrusu dinlerin
hepsini kendinde toplamış olup, kıyâmete kadar hiç değişmiyecek olan din,
Muhammed aleyhisselâmın dînidir. Bugün, Allahü teâlânın sevdiği, beğendiği din
de, bu ahkâm ile kurulmuş olan İslâm dînidir.
|
|