|
|
ÎMÂN ve EHL-İ SÜNNET İ'TİKÂDI
İmâm-ı Rabbânî "kaddesallahü teâlâ
sirrehül azîz" birinci cild, 157. ci mektûbunda buyuruyor ki:
Ey mes'ûd kardeşim! Bize ve size herşeyden önce lâzım olan, îtikadı Kitaba ve sünnete uygun olarak
düzeltmektir. Doğru yolun âlimlerinin, “Allahü teâlâ onların
çalışmalarına iyi karşılıklar versin!” Kur'an-ı kerimden ve hadis-i
şeriflerden anladıklarına ve bildirdiklerine uygun olarak îtikat
etmek lâzımdır. Çünkü, Kitaptan ve sünnetten bizim ve sizin
anladıklarımızın hiç kıymeti yoktur. Ehl-i sünnet âlimlerinin
anladıklarına uymak lâzımdır. Bizim anladıklarımız, Ehl-i sünnet
âlimlerinin anladıklarına uymuyor ise, hiç kıymeti olmaz. Çünkü her
bid'at sahibi, [türedi reformcular] ve doğru yoldan kayarak dalâlete
düşenler, sapık bilgilerini ve bozuk işlerini, Kur'an-ı kerimden ve
hadis-i şeriflerden anladıklarını ve bu iki kaynaktan çıkardıklarını
söylemektedirler. Bu sözleri çok yanlış ve haksızdır.
İkinci olarak hepimize lâzım olan şey,
ahkâm-ı şer'ıyyeyi öğrenmektir. Yâni helâli, haramı, farzı, vâcibi
öğrenmektir. Üçüncü olarak hepimize lâzım olan şey, bütün
işlerimizi, öğrendiklerimize uygun yapmaktır. Dördüncüsü, kalbin
tasfiyesi ve nefsin tezkiyesidir ki, bu ikisi tasavvuf büyüklerine
mahsûstur.
Îtikâdı düzeltmeden önce ahkâm-ı
şer'ıyyeyi öğrenmenin hiç faydası olmaz. Bu ikisi birlikte
düzelmedikce de, ibâdetlerin faydası olmaz. Bu üçü birlikte
yapılmadıkca, tezkiye ve tasfiye hiç yapılamaz. Bu dört temel
vazîfe, yardımcıları ve tamamlayıcıları ile birlikte yapılmalıdır.
Meselâ, farzlar, sünnetleri ile birlikte yapılmalıdır. Farzların
yardımcısı ve tamamlayıcısı, sünnetlerdir. Bunlardan biri
yapılmadıkca, geriye kalan herşey lüzûmsuzdur ve faydasızdır. Böyle
lüzûmsuz şeylere, (Mâlâya'nî) denir. Hadis-i şerifte, (Bir
kimsenin müslümanlığının güzelliği, mâlâya'nîden kaçması ve lüzûmlu
şeyleri yapması ile anlaşılır) buyuruldu. Doğru yolda olanlara
ve Muhammed Mustafânın "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" izinde
yürüyenlere selâm olsun!
|
|