Anasayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle
 Tavsiye Et
 İrtibat
 Dini Sualleriniz İçin
Türkçe English




























           ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...”

                  ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...”
1 Ağustos 2010 
20 Şa'bân 1431 



Huzur Pınarı İnternet Radyosu Yayında
HUZUR PINARI
KURULUŞ:

1 Muharrem 1424
4 Mart 2003

Diş Hekimi

Ali Zeki OSMANAĞAOĞLU

Yavuz Selim Cad. No:30
Fatih / İSTANBUL

(0212) 521 34 57




ŞEYHÂYN (RADIYALLAHÜ ANHÜMÂ) - 18

Şeyhaynın muhabbetini istemeli

Onsekizinci Menâkıb

Şuayb bin Harb diyor ki; Mâlik bin Mu’avvelden sordum ve dedim ki, bana bir vasıyyet et. Dedi ki, Şeyhaynı sevmek senin üzerine olsun. Ben dedim, bana bir vasıyyet et! Allahü teâlâ sana rahmet etsin. Mürâdım odur ki, bu haberin isnâdını beyân etsin. Mâlik, bize Rekkâşi Enes bin Mâlikden “radıyallahü teâlâ anh”, o da Enesden haber verdi. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, buyurdular ki, (Ben ümmetimden, Ebû Bekrin ve Ömerin muhabbetini, Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah kavli şerîfini istediğim gibi isterim!) (Huzur Pınarı Mail Grubu)

    

İlimsiz din olmaz. Öğrenmek ve öğretmek dinimizin iki temel esasıdır

Bir talebe dinini öğrenmek için, hatta dininden bir mesele öğrenmek için evinden çıksa, dinini öğreneceği zatın evine gidinceye kadar, (bu şerefli kul benim üstüme bassın diye), o yola melekler kanatlarını döşer. Bu iltifat, bu sevab, dinini öğrenmek için giden kişiye verilmektedir. Ya öğretmek için giderse,.. yani birine bir kitab verirse, veya kitab verilmesine sebeb olursa, yani birisi onun elinden dinini öğrenirse ona verilen sevab daha fazla olacaktır. Gökteki kuşlar, karadaki hayvanlar, denizdeki balıklar bunun için (afvet bu kulunu diye) istiğfar ederler. Bizim dinimizin iki esası vardır; biri öğrenmek diğeri öğretmekdir. Dinimizin en büyük düşmanı cehalettir. Onun için nerede ilim varsa din oradadır, nerede din varsa ilim oradadır. İlimsiz din olmaz. Onun için ilim öğrenmek çok büyük ibadettir çok büyük sevabtır.

Bir mümin gece yatmadan evvel biraz ilim tahsil etse, biraz kitab okusa, biraz ilim öğrense, sabaha kadar ibadet sevabı verilir. Mesela, birazda çocuğuna kitabı verip, yavrum oku da dinleyelim dese, o evdekilerin hepsi sabaha kadar ibadet sevabına kavuşurlar. Elden ayaktan düştüğümüz zaman, yani musalla taşına konulduğumuz zaman, ne namaz kalır, ne oruç kalır, ne ilim kalır, ne öğrenmek kalır... Kefenle birlikte defterler kapanır. Ancak sadakayı cariye dediğimiz, bizim sebebimizle bir hayırlı iş olmuşsa ne ala,.. Bir şeyler öğretmişsek, iyi bir evlat, iyi bir talebe, iyi bir hizmet eğer varsa, bunlar öldükten sonra da sevab yazdırmaya devam eder, asıl mesele budur... Yoksa ben ihtiyarlayınca, elden ayaktan düşünce kenarda varlıklarım olsun, yedek akcem olsun, kiralık evlerim olsun diye fâni bir dünya için yatırımı düşünen bir müslüman nasıl olur da öldükten sonrası için yatırımı düşünmez, buna akıl ermiyor. Ki o dünya yatırımlarına kavuşacağı da belli değildir. Müslüman akıllı tüccar gibi olmalıdır.

Herhangi bir insana bir iyilik etmek, gökten lamba olarak yere inse, bu iyilikten hasıl olan nur o kadar parlaktır ki; Güneş onun yanında çok sönük kalır. Hele bu hizmet ile bir insanın hidayetine sebeb olunursa kıymeti hiç ölçülemez.

Dünyaya düşkün olmayanlar, ahireti için yatırım yapanlar, ahir ömründe muhtac olmaz. Hizmetlerinin karşılığını dünyada da ahiretde de görürler. Çevresi onları unutmaz.

İnsanın parası arttıkça düşmanı artar, ilmi arttıkça dostu artar. Yönünü kabristana çeviren rahat eder, yönünü dünyaya ve insanlara çeviren herzaman sıkıntı çeker.

Hedefi, gayesi dünya olanın, ibâdetinde de, dünyasında da hayır kalmaz. Her dakika hüsrândadır. Kavuşmak istediği dünya, her kavuşdukça önünde tekrar bir serap gibi uzağa gider. Dünyâ bir gölgedir, hiç kimse bu gölgeye yetişememişdir. Kavuşmak mümkün değildir, eğer dünyâdan yüz çevirirsek, ışığa dönersek, gölge arkamızdan gelecekdir. Biz kaçtıkça o da koşacakdır. Ama bize yetişemeyecekdir.

Yönünü ışığa dönen, karanlığı gölgeyi arkada bırakır, işlerini aydınlıkta yapar.. gizlisi saklısı olmaz, içi dışı aynıdır, aydınlıkta olduğundan hep hayırlı işler yapar, karanlık işler yapamaz.. Yönünü karanlığa dönüp, ışığa arkasını veren, karanlığa doğru yol alır, aydınlıktan uzaklaşır, karanlık işler yapar, işleri karışıktır, güven olmaz.. gölgesine doğru yürüdüğünden gölgeyede yetişemez. Akıllı olan aydınlığa döner, Işığa yönünü döner.. Yönünü karanlığa dönen, dünyaya dönen, insanlarla çarpışır, kavga eder. Yönünü ahirete dönen, Işığa dönen ise, insanlar onun gibi olmak için yarışır. Çünki insanların elindekinde onun gözü yoktur, onu herkes sever. Böyle olan insan dünyada ve ahiretde rahat eder.

Dünya ve ahiretde huzur ve saadet isteyen Peygamber efendimizi (sallallahü aleyhi vesellem) sevmeli, O'nun sevdiklerini sevip, sevmediklerini sevmemeli, O'na uymalı ve O'nun ve eshabının yolundan gitmelidir. O'nun vârislerinin kıymetini de iyi bilmelidir.

Allahü tealaya emanet olunuz efendim.

Ali Zeki Osmanağaoğlu

Gizlendi güneş artık, oldu her taraf zındân,
görmek istiyor gözüm, durmadan, yorulmadan,
nerde o Işık gelsin! Hiç olmazsa ırakdan,
aydınlatsın çehremi, bakışlariyle bir an,

Ne olurdu yâ Rabbî! Onu hep görebilsem,
gönlüme sürûr veren, sözlerini duyabilsem,
gözlerine bakmağa, yine doydum diyemem,
o hüsn-i cemâlini, bir milyon kerre görsem,

Nice zulmetleri hep, aydınlatdı bu Işık,
rûhlara hayât veren, şuâ’ları ne de şık,
Düşdüm zulmete, nerde aradığım bu Işık?
imdâdıma gel artık, yolum karmakarışık.

Kalbim râhatlıyor pek, sizi her ân andıkça,
bakışların gel diyor, hayâlin canlandıkça.
O eski hâtıralar, göz önüne geldikçe,
diyorum gelsin artık, nerde kaldı bu Işık?

(Huzur Pınarı Mail Grubu)

    

Pınardan Damlayanlar -8

Mümin mümine Allah için sevgiyle baksa Cenabı Hak bütün günahlarını affeder. Allah için olan sevgide bereket var, birlik var, başarı var, hepsi var. Allaha güvenirsek, Allahü teala bize yardım eder, yoksa paraya güvenirsek, dayıya amcaya mevkiye güvenirsek, Allahü teala bizi onlara bırakır. Allah için olan işte sevgi vardır. Dünya için olan işte sevgi yoktur. Dünyanın tabiatında sevgi yoktur. Allahü teala dünyayı yarattığından beri, bir defa olsun rahmet nazarı ile bakmamıştır. Dünya, nefis ve şeytanın azmasına yardımcı olmaktadır. İnsanın dünyalığı arttıkça, nefsi artar, gurur, kibir artar, zıvanadan çıkar... ahmak insanlar ahireti bırakmış, hep dünyalığı arttırmak için gece gündüz çalışıyorlar,... ızdırabı, sıkıntıyı, sevgisizliği artırıyorlar. Bir kalpte iki sevgi olamaz. Bir kalpte para sevgisi, dünya sevgisi varsa, o adamda Allah sevgisi olamaz. Olamayınca da her yerde, ailesinde, işinde sevgisizdir. Bazıları çok sevilir, bazılarından kaçmağa bakılır. Araştırırsanız, muhakkak onun dibinde başka sevgi vardır. Allah sevgisi olan kalpte ihlas olur. İhlas olan kalpte Allah sevgisi olur. İhlasla dünya zıttır. Dünya; nefsin ve şeytanın tuzağıdır. Varlıkta imtihan, darlıktan daha zor. Çünkü darlıkta hep Allah diyorsun, varlıkta aklına gelince söylüyorsun. Bu çok tehlikeli. (Huzur Pınarı Mail Grubu)

    

ESHÂB-I KİRÂM

(Eshâb-ı kirâm) kitâbının başında, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın Eshâbının üstünlüğünü, Eshâb-ı kirâma dil uzatanların haksız ve câhil oldukları anlatılmakda, ayrıca; (İctihâd)ın ne olduğu açıklanmakdadır.

Tenbîh kısmında, bir islâm düşmanının yazdığı (Hüsniyye) kitâbına cevâb verilmekdedir.

Bir kısmında, büyük islâm âlimi İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin ve Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin hâl tercemeleri anlatılmakdadır.

Müslimânların İki Göz Bebeği kısmında, Hazreti Ebû Bekr ve Hazreti Ömerin üstünlükleri anlatılmakda, İslâmda ilk fitne kısmında, Eshâb-ı kirâm arasındaki hadîseler, İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendi hazretlerinin kaleminden çok güzel ve açık olarak îzâh edilmekde, Eshâb-ı kirâmın hepsini sevmek, Ehl-i sünnet olmanın temel şartı olduğu açıklanmakdadır.

Sonunda da, kitâbda ismi geçen (265) zâtın hâl tercemeleri açıklanmakdadır.

      

İMÂM-I RABBÂNÎ "KUDDİSE SİRRUH"

Resûlullah efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", onun geleceğini müjdelemişti. İmâm-ı Süyûtî (Cem'ul cevâmi') kitabında, bu hadis-i şerifi, İbni Mes'ûd Abdürrahman ibni Yezîdden, O da Hazret-i Câbirden rivayet ederek bildiriyor: (Ümmetimden Sıla isminde biri gelir. Onun şefaati ile, çok çok kimseler Cennete girer.) (Sıla), birleştirici demektir. Tasavvufu fıkh bilgileri ile birleştirdiği için bu ism, İmâm-ı Rabbânî hazretlerine verildi. Zamanın âlimleri, Ona bu ism ile hitâb eylediler. Kendisi de, oğlu Muhammed Mâsuma yazdığı bir mektûbda, (Beni iki derya arasında sıla yapan Rabbime hamd ederim) diye buyurmaktadır.



HuseyinHilmiIsik.com
Hayatı Hakkında
Yayınlanan Mailler
Abdulhakim-i Arvasi
Hazretleri
Şiirler
Kabir Resimleri
Eserleri
Silsile-i Aliyye
Büyükleri (Video)

Sual: Hüseyin Hilmi Işık Hazretleri hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap:
Sesli cevabı dinlemek için tıklayınız




Çağlar Network Ürünler ve Kazanç Yolları Sunumu


Üye Ol
Mail Grubumuz
Hakkında
Huzur Pınarı
Yahoo Group
Huzur Pınarı
Google Group
Yayınlanan Mail Arşivi
(Yahoo Groups)
Yayınlanan Mail Arşivi
(Tamamı PDF olarak)

Huzur Pınarı
Hakkında
Çocuklar için:
CocukPinari.com
Sitemiz Anasayfa
Yazıları Arşivi
Sitemize Reklam
Vermek İster misiniz?
Sitemizi Arkadaşınıza
Tavsiye Edin
Bügünkü Günlük
Yazıları Yazdır
Bügünkü Yazıları
Arkadaşına Gönder


Caliyet-ül Ekdar
(Sesli)




Caliyet-ül Ekdar
(Arabî orijinali, PDF)






Namaz Vakitleri



Kur'ân-ı kerîm okumak ve dinlemek için tıklayınız




Kuran-ı Kerim öğreniyorum
(Sesli Elifba)




Kuran-ı Kerim Tefsiri




Türkiye Takvimi




Dünya Şehirleri için
Namaz Vakitleri




İNSAN ve TOPLUM
(Sohbet, Gönül Bahçesi, Hikmetler, Menkıbeler)
DİZİ YAZILAR
(İz Bırakanlar, İstikamet, Meşhuların Son Sözleri, Gönül Pınarı)




Tam İlmihâl
Se'âdet-i Ebediyye (mp3)




Namaz sureleri ve duaları
(Yazılı ve sesli)






TGRT FM
Yayın arşivi






Sesli Yayınlar
(Sevgili Peygamberim
Rehber İnsanlar Serisi
Tarih Serisi, Çocuk Serisi
Alo Bilgi 1-12
Mehter Marşları)



Sitemizdeki bilgiler orjinaline sadık kalmak ve kaynak göstermek şartıyla kopyalanabilir.  Tavsiye Et
 İrtibat