|
HUZUR PINARI ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...” ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...” www.huzurpinari.com www.serenityfountain.org 1.9.2006 |
|
İngiliz Câsûsu Hempher diyor ki: 1710 senesinde Müstemlekeler nâzırı [sömürgeler bakanı] beni, Müslümanları parçalamak için gerekli ve yeterli bilgileri toplamak ve câsûsluk yapmak üzere, Mısır, Irâk, Hicâz ve İstanbul'a gönderdi. Aynı târîhte ve aynı vazîfe ile nezâret, canlılık ve cesâret dolu dokuz kişiyi dahâ vazîfelendirdi. Bize lâzım olabilecek para, bilgi ve harîtanın yanında bir de, devlet adamlarının, âlim ve kabîle reîslerinin isimlerini ihtivâ eden birer fihrist verildi. Hiç unutamıyorum! Sekreter ile vedâlaşdığımızda, bize demişti ki: (Devletimizin geleceği başarınıza bağlıdır. Onun için, var kuvvetinizle çalışmalısınız).
Ben, İslâmiyyetin hilâfet merkezi olan İstanbul'a doğru, denizden yola çıkdım. Asıl vazîfemin yanında, bir de ek olarak, orada Türkçeyi çok güzel bir şekilde öğrenmem gerekiyordu. Zâten dahâ önce Londra'da epey Türkçe ve Kur’ân lisânı Arapça ve Îrânlıların dili Farsça öğrenmiştim. Fakat, bir lisânı öğrenmek başka, o lisânı [dili] ülkenin halkı gibi konuşmak başka şeydi. Zîrâ, birincisi birkaç senede hâsıl olduğu hâlde, ikincisi bunun birkaç katı zaman ister. İnsanların benden şüphe etmemeleri için, Türkçeyi bütün incelikleriyle öğrenmem gerekiyordu. Çok yorucu bir yolculuktan sonra İstanbul'a vardım. İsmimin Muhammed olduğunu söyledim ve Müslümanların ma’bedi olan câmi’e gitmeğe başladım. Müslümanların disiplinli, temiz ve itâatkâr oluşları çok hoşuma gitti. Bir ara kendi kendime: (Bu ma’sûm insanlarla neden savaşıyoruz? Mesîh efendimiz, bize bunu mu emretti?) dedim. Fakat, ben hemen bu şeytânî[!] düşünceden döndüm ve en güzel bir şekilde, vazîfemi yerine getirmeğe karâr verdim. [İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları] |
|
Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki:
(Kıyâmet günü, en önce ben şefâ’at edeceğim.) [Müslim; Seâdet-i Ebediyye s.476] Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin çeşid çeşid şefâ’at edeceğini bildiren dahâ nice hadîs-i şerîfler vardır. (Milel-nihal) kitâbı, altmışyedinci sahîfesinde diyor ki, (Resûlullahın şefâ’at edeceğine ve kirâmen kâtibîn meleklerine ve Cennetdeki rü’yete inanmıyan kimsenin arkasında namâz kılınmıyacağı (Hülâsa)da yazılıdır). Bunun için vehhâbî imâm arkasında namâz kılmamalıdır. Ehl-i sünnet âlimleri bildiriyor ki, kıyâmet günü, her Peygamber şefâ’at edecekdir. Sonra âlimler, sonra şehîdler, sonra sâlihler, sonra Kur’ân-ı kerîmi tecvîd ile, tegannî etmeden ve Allah rızâsı için okuyan hâfızlar, küçük çocuklar şefâ’at edecekdir. Böyle olduğunu bildiren hadîs-i şerîfler (Kurtubî tezkiresi) muhtasarında ve (Birgivî vasıyyetnâmesi)nde yazılıdır. Çocukların cenâze nemâzını kılarken, (Yâ Rabbî! Bu çocuğu şefâ’atci eyle!) diye okunacağı, bütün fıkh kitâblarında yazılıdır. Kıyâmet günü, iyilerin, günâhlı olanlara şefâ’at edeceklerini bildiren hadîs-i şerîfler o kadar çokdur ki, bunlar karşısında inanmıyanın, yâ çok câhil veyâ islâmı yıkmak için uğraşanlara aldanmış bir zavallı olduğu düşünülebilir. [Huzur Pınarı Mail Grubu] |
|
Ümmi ne demektir? Sual:
Peygamber efendimiz ümmi idi deniyor. Ümmi ne demektir?
CEVAP Peygamber efendimiz, ümmi idi. Yani kimseden bir şey okumamış, öğrenmemiş, hiç bir şey yazmamıştı. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki: [Ey Resûlüm! Bu Kur’an-ı kerim sana indirilmeden önce] Sen daha önce bir kitaptan okumuş ve elinle de onu yazmış değildin. Eğer öyle olsaydı bâtıla uyanlar şüpheye düşerlerdi.) [Ankebut 48] [Müşrikler, Kur’an-ı kerimi, başkasından öğrenmiş veya önceki semavi kitaplardan almış derlerdi. Yahudiler de, (Onun vasfı Tevrat’ta ümmi olarak bildirilmiştir, bu ise ümmi değil) diye şüpheye düşerlerdi.] |
|
GÜNÜN SÖZÜ
“Kibir, çok kötü bir şey, onu ne Allah seviyor, ne kul seviyor. Edep çok güzel bir şey, kimde olsa beğeniliyor.”
|