HUZUR PINARI

”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...”
”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...”

www.huzurpinari.com
www.serenityfountain.org

14.8.2006


KARANLIKLARI AYDINLATAN
IŞIK KAYNAKLARIDIR

Kullarına kurtuluş yolunu göstermek için Peygamberlerini gönderen ve Onlardan dördüne büyük kitâb indiren ve kitâblarında çarpık, sapık birşey bulunmıyan, Allahü teâlâya hamd ederim. Onun son Peygamberi Muhammed aleyhisselâma indirdiği kitâbı, (Kur’ân-ı kerîm)dir. Kur’ân-ı kerîmde, kullara lâzım olan herşey bildirilmiş, inanmıyanlar azâb ile korkutulmuş, islâmın şartlarını yapan mü’minler Cennet ile müjdelenmişdir. Allahü teâlâ kullarının dinlerini, Muhammed aleyhisselâmı göndermekle temâmladı. Muhammed aleyhisselâmın getirdigi dîne (İslâmiyyet) denir. İslâm dîninde olanlardan râzı olacağını bildirdi. Geçmiş zemânlarda da, açık âyetleri ve büyük mu’cizeleri bulunan Peygamberleri kullarına gönderdi. Muhammed aleyhisselâmdan sonra hiç Peygamber gelmiyeceğini Kur’ân-ı kerîmde bildirdi. Kör olanın yol gösterenlere teslîm olması gibi ve çâresizlikden şaşırmış olan hastanın merhametli tabîblere kendini teslîm etmesi gibi, insanların da, aklın eremiyeceği fâidelere kavuşabilmeleri ve zararlı şeylerden, felâketlerden kurtulabilmeleri için, gönderdiği Peygamberlere teslîm olmalarını emr etdi. Muhammed aleyhisselâmı, Peygamberlerinin en üstünü, en merhametlisi yapdı. Onun milletini, en âdil ümmet eyledi. Onun dînini, hepsinden olgun eyledi. Onun hâlinde aşırılık ve noksanlık olmadığını ve derecesinin üstünlüğünü ve bütün mahlûkların Peygamberi olduğunu kitâbında âyetlerle bildirdi. Birliğini ve hiçbirşeye benzemediğini anlatmak için ve kullarının bilgilerinin ve işlerinin düzenlenmesi ve hasta kalblerinin tedâvîsi için, Onu kullarına son Peygamber olarak gönderdi. Ona ve Âline ve Eshâbına, bizden gece, gündüz, çok çok salât ve selâmlar olsun! Onlar, doğru yolu gösteren yıldızlar ve karanlıkları aydınlatan ışık kaynaklarıdır. (Hak Sözün Vesikaları)
İYİLİK ETMENİN MÜKAFATI

Birgün Abdullah bin Mübârek hazretleri, Şam'a gidiyordu. Yolda birisini gördü. Ölmüş merkebinin başına oturmuş kara kara düşünüyordu. Adamın bu hâline acıyan, Abdullah bin Mübârek hazretleri, yanına varıp sordu:
-Bu kadar üzülmenin, ağlamanın sebebi nedir?
-Ben fakir bir kimseyim. Sadece üçyüz dirhem param vardı. Çoluk-çocuğumun nafakasını temin etmek için, bir merkebe ihtiyâcım vardı. Elimdeki parayla gidip bu hayvanı aldım. O da gördüğün gibi öldü. Abdullah bin Mübârek hazretleri adamın hâline üzüldü. Onu sıkıntıdan kurtarmak istedi.
-Sen buna üçyüz dirhem verdin. Ben senden bunu semeri için 500 dirheme satın almak istiyorum. Bana satar mısın?
-Satarım.
Sonra çıkartıp, beşyüz dirhemi o kimseye verdi. Adam sevinerek oradan uzaklaştı.
Ölen merkebin sâhibi o gece bir rü'yâ gördü.Rü'yâsında kıyâmet kopmuş herkes mahşerdeydi. Baktı ki, bahçelik yeşil bir yerde bir merkep bulunmaktadır. Yuları ve palanı altındandır. Merkebin yanında bir melek bulunuyordu. Melek şöyle seslendi:
"Kim bu hayvana binerse, ona müjdeler olsun, çünkü buna binen Cennete gider."
Fakir dikkatlice baktığında, bu merkebin ölen merkebi olduğunu anladı. Hemen meleğin yanına gelip dedi ki:
-Bu benim ölen merkebimdir. Onu bana ver.
-Evet bu merkep senindi. Fakat, öldüğünde sabretmeyip, ağlayıp sızladığın için, şimdi o başkasının oldu. Baksana yularında ne yazıyor?
Fakir yularına baktığında, "Abdullah bin Mübârek" ismini gördü. Fakir kimse uykudan uyanınca, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Hemen beşyüz dirhemi yanına alıp, Abdullah bin Mübârek hazretlerini aramaya başladı. Nihâyet onu buldu. Kendisine dedi ki:
-Ben bu alış verişten vazgeçtim. Beşyüz dirhemini de geri getirdim.
-Akşamki rü'yâ üzerine mi vaz geçiyorsun? Peki ben de
vazgeçtim. Beşyüz dirhemi de sana hediye ettim.
Fakir kimse sevinerek geri döndü. (Huzur Pınarı Mail Grubu)
RESULULLAHA SELAM VERMEK

Sual: Vehhabiler, (Peygamber ölüdür, işitmez, ona salevat getirmek faydasızdır) diyorlar. Peygamber efendimiz salevatları işitmez mi?

CEVAP
Elbette işitir. Resulullah efendimiz, kıyamete kadar dünyadaki her müslümanın her mescide girişlerinde kendisine salevat okumalarını istemekte ve ben salevatlarınızı işitirim buyurmaktadır.  Birkaç hadis-i şerif meali:
(Mescide giren kimse, Peygamberinize [Esselamü aleyküm ya Resulallah diyerek] selâm versin!) [Müslim, Ebu Davud,  Nesai]
(Kabrimin yanında, benim için okunan salevatı işitirim. Uzak yerlerde okunanlar bana bildirilir.) [İbni Ebi Şeybe] (Diri olan işitir. Bir söz, ancak diri olana bildirilir.)
(Cuma günü bana çok salevat getirin, çünkü salevatlar bana ulaştırılır ve ben onları işitirim.) [İ. Mace, İ. Şâfiî, Hâkim, Beyheki]
Resulullah, (Cuma günü bana çok salevat getirin. Çünkü, salevatınızı işitirim) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, salevatımızı nasıl işitirsin ki, sen artık kabrinde toprak olmaz mısın?) dediler. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Allahü teâlâ toprağın Peygamberleri çürütmesini haram etti, Onlar öldükten sonra da diridir, rızklandırılır.) [Ebu Davud, Nesai, Beyheki]
(Bir kimse bana selam verince, Allahü teâlâ, ruhumu bana geri verir. Onun selamını işitir, cevap veririm.) [Ebu Davud]
(Yanında ben anıldığım halde bana selâvat getirmeyenin burnu sürtülsün.) [Tirmizi]
(Meclislerinizi bana salat ve selam getirmekle ziynetlendirin. Salevatınız size kıyamette nur olur.) [Deylemî]
(Namazda [Ettehıyyatüden sonra], bana salevat getirmeyi ihmal etmeyin. Çünkü bu, namazın zekâtıdır.) [Dare Kutnî]
(Nerde olursanız olun, salat ve selamınız bana ulaşır.) [Ebu Davud, Taberani, Dıyâ]
Resulullah efendimize her zaman salevat getirmek, selam vermek, rahmetin gelmesine, duanın kabulüne vesiledir. Namazı bitirip sağa sola selam verirken meleklere ve Resulullaha da niyet etmelidir. 
GÜNÜN SÖZÜ

“Öyle bir din ki, kâfirin dahi kalbini kırmak yok. Nerde kaldı ki, Allah Peygamber diyen birini kırmak.”