|
HUZUR PINARI ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...” ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...” www.huzurpinari.com www.serenityfountain.org 15.9.2006 |
|
Dünyâda ve âhıretde se’âdete kavuşmak için, (Ehl-i sünnet i’tikâdı)nı öğrenip, îmânını buna göre düzeltmek, bundan sonra, fıkh bilgisi öğrenip, onunla amel etmek ve cenâb-ı Hakkın dostlarını, sevgili kullarını sevmek ve islâm dîninin düşmanlarını tanıyıp, onlara aldanmamak lâzımdır. Ehl-i sünnet i’tikâdını ve farzlardan ve harâmlardan lâzım olanları öğrenmek, her müslimâna farz-ı ayndır. Bunları öğrenmemek suçdur, büyük günâhdır. Her müslimân Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarından toplanarak hâzırlanmış olan bir ilmihâl kitâbı alıp, çoluğuna çocuğuna, arkadaşlarına, sevdiklerine okutmalıdır. Dünyâya ve âhırete fâidesi olmıyan, hattâ zararlı olan, dîni ve ahlâkı bozan bölücü gazete, mecmû’a ve kitâbları okumamalı, lüzûmlu ve fâideli olan kitâbları okuyup, öğrenmelidir.
İmâm-ı Ahmedin "rahimehullah" bildirdiği hadîs-i şerîfde, (Evliyânın anıldığı yere rahmet iner) buyuruldu. Bu hadîs-i şerîf, Evliyâyı severek hâtırlayanın, feyz ve berekete kavuşacağını ve düâlarının kabûl olacağını haber veriyor. Herkes muhabbeti mikdârınca, o büyüklerin feyzlerinden ve nûrlarından istifâde eder. Onların bakışları devâ, sohbetleri hasta ve ölü kalblere şifâdır. Onları gören, Allahü teâlâyı hâtırlar. Şimdi onları bulmak, görmek imkânsız oldu ise de, kitâblarını okuyup, yüksek, seçilmiş olduklarına inanan ve bunun için onları seven, onların rûhlarından feyz alır, fâidelenir. Bu husûsda, (Kıyamet ve Ahiret) kitabının (Müslimâna nasîhat) kısmında geniş bilgi vardır. Peygamberler “aleyhimüsselâm”, kulları Allahü teâlâya yaklaşdıran vâsıta ve sağlam ipdirler. Hadîs-i şerîfde, Evliyânın, ya’nî ahkâm-ı islâmiyyeyi iyi bilip, bildiği ile amel eden âlimlerin, Peygamberlerin vârisleri olduğu bildirildi. Bunun için, Evliyâ da “aleyhimürrahme”, insanı, Allahü teâlânın rızâsına ve merhametine kavuşduran vâsıta ve ipdirler. Kur’ân-ı kerîmde, (Allahü teâlâya yaklaşmak için vesîle arayınız!) buyuruluyor. Bu vesîlelerin en büyüklerinden biri Peygamberler “salevâtullahi aleyhim ecma’în” ve onların vârisleri olan âlimlerdir “rahmetullahi aleyhim ecma’în”. Hüccet-ül islâm imâm-ı Muhammed Gazâlî ve imâm-ı Ahmed Rabbânî müceddid-i ve münevvir-i elf-i sânî Fârûkî Serhendî “rahmetullahi aleyhimâ”, bu vârislerdendirler. Peygamber efendimizin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” vârisi olan ve Onun mubârek kalbindeki nûrlarını ve ma’rifetlerini alıp, temiz kalblere ulaşdıran, bu iki büyük zâtı vesîle ederek se’âdete kavuşmak çok kolaydır. Zîrâ, bunların eserlerini, hâl tercemelerini okuyarak, kendilerini tanımak ve sevmek pek kolay olur. Evliyâyı sevenler, mağfiret olunmakla müjdelenmişlerdir. (Kıyâmet ve Âhıret) |
|
Abdullah-ı Dehlevî hazretleri buyurdular ki:
Rüyâda Peygamber efendimize sallallahü aleyhi ve sellem sual edip; "Yâ Resûlallah; "Rüyâda, beni gören gerçekten beni görmüştür." sizin hadîsiniz midir? dedim. "Evet." buyurdu. Devamlı tesbih, sübhânellah ve tahmîd, elhamdülillah okuyup, mübârek rûhuna hediye ederdim. Bir defâ okuyamadım. Rüyâda Resûlullah'ı, Tirmizî'nin Şemâil'inde anlatılan şekilde gördüm. Geldiler ve; "Okumadın!" buyurdular. Bir defâ Cehennem ateşi korkusu beni kapladı. Rüyâda Resûl-i ekremi sallallahü aleyhi ve sellem gördüm. Geldi ve; "Bizi seven, Cehennem'e girmeyecek." buyurdu. Hiçbir kerâmet ve hârika, Allahü teâlâyı sevmek ve peygamberlerin efendisine sallallahü aleyhi ve sellem tâbi olmak gibi olamaz. Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinde bu iki haslet ziyadesi ile var idi. Talebelerinin gönüllerine tasarruf eder, Hakk'ın feyz ve bereketlerini onların kalblerine akıtırdı. Bu büyük iş, onda çok görüldüğünden binlerce talebenin kalbi devamlı Allahü teâlâyı anar hâle getirdi. Yüzlercesini cezbelere ve ilâhî feyzlere kavuşturdu. Çoklarını yüksek makam ve hâllere eriştirdi. Bununla berâber kerâmetleri, Allahü teâlânın izni ve ilâhî ilhâm ile gaybdan haber vermeleri olurdu. [Huzur Pınarı Mail Grubu] |
|
GÜNAHA ÖNEM VERMEMEK
Sual:
Kitaplarda mekruha veya sünnete önem vermemenin küfür olduğu bildiriliyor. Harama önem vermemek de küfür oluyor. Bir sünneti yapmayan, bir mekruhu veya haramı işleyen o mekruha ve harama önem vermemiş mi oluyor? İçki içen, açık gezen bayan harama önem vermemiş mi oluyor?
CEVAP Bu çok ince bir meseledir. Bir kimse, işlediği haramın, haram olduğunu kesin olarak biliyorsa, yapılmaması gerektiğine inanıyorsa, yapmamasının iyi olacağını biliyorsa, yani yaptığına üzülüyorsa, nefsine kötü arkadaşa uyarak günah işliyorsa, harama önem vermemiş sayılmaz, yani ona kâfir denmez. Bu günahları gayet tabii olarak görüyor, işlerken zerre kadar üzülmüyorsa, (Günah işliyorum ama kalbim temiz, sen kalbe bak, bu kadar günahın zararı olmaz) diyorsa, yani günah işlemek tabii geliyor ve işlediği için hiç üzülmüyorsa, o zaman günaha önem vermemiş olur; yani küfre girer. Önem vermemek zerre kadar da olsa üzülmemek demektir. |
|
GÜNÜN SÖZÜ
“Şeytan, öfke anında aklı örter, avucunun içine alır, her şeyi yaptırır.”
|