|
HUZUR PINARI ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...” ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...” www.huzurpinari.com www.serenityfountain.org 9.2.2010 |
|
Peygamberliği ve Dâveti - 11
Peygamber efendimiz, bir gün Hazreti Hadîce vâlidemizle namaz kılarlarken, Hazreti Ali onları gördü. O zaman on veya on iki yaşında idi. Namazdan sonra; “Bu nedir?” diye sordu. Resûli ekrem "sallallahü aleyhi ve selem"; “Bu, Allahü teâlânın dînidir. Seni bu dîne davet ederim. Allahü teâlâ birdir, ortağı yoktur. Seni bir olan, eşi, ortağı bulunmayan Allah’a îmâna dâvet ediyorum…” buyurdu. Hazreti Ali: “Önce babama danışayım” dedi. Resûlullah ona; “İslâm’a gelmezsen, bu sırrı kimseye söyleme!” buyurdular. Hazreti Ali ertesi sabah, Resûlullah’ın huzuruna gelerek; “Ya Resûlallah! Bana İslâm’ı öğret” dedi ve müslüman oldu. Hazreti Ali, müslüman olanların üçüncüsüdür. Resûli ekrem efendimiz uğrunda gösterdiği fedâkârlık ve O’nu kendine tercih etmesi ise her türlü takdirin üstündedir. Zeyd bin Hârise ilk îmân edenlerdendir. Hazreti Hadîce, Hazreti Ebû Bekr ve Hazreti Ali’den sonra dördüncü, âzâd olmuş köleler içinde ise ilk müslüman olmakla şereflendi. Kendisiyle beraber, hanımı Ümmü Eymen de müslüman olmuştu. Hazreti Ebû Bekr, müslüman olunca, hemen çok sevdiği arkadaşlarına gitti. Onları da, müslüman olmaları için ikna etti. Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden; Osman bin Affân, Talhâ bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvâm, Abdurrahmân bin Avf, Sa’d bin Ebî Vakkas gibi, kavminin ileri gelen yüksek şahsiyetleri bunların belli başlılarıdır. Hazreti Hadîce vâlidemizden sonra Müslüman olan bu sekiz kişiye Sâbıkûn-ı İslâm yani ilk müslümanlar denir. -devamı var- (Huzur Pınarı Mail Grubu) |
|
Allahü teâlâ, ecrinizi artdırsın ve kıymetinizi yükseltsin, işlerinizi kolaylaşdırsın ve kalbinizi genişletsin! Resûlullahın ahlâkı ile ahlâklanmış bir zâta ihsân yapmağı ve herkesle iyi geçinmeği hâtırlatmağa ne lüzûm vardır? Ona karşı, bunları söylemek, saygısızlık olabilir. İnsan muhtâc olduğu zamân kurtdan, kuşdan meded umar. Za’îf ve âciz kimselerden de ihsân bekler.
Kıymetli efendim! İhsân,kime yapılırsa yapılsın, çok iyidir. Fakat yakın olanlara ihsân etmek dahâ iyidir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” komşuların haklarını gözetmeğe o kadar önem verirdi ki, Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân” komşulara da, ölüden mîrâs düşecek sanmışlardı. Fârisî iki beyt tercümesi: Öyle yakın olduk ki, birbirimize, Sen bir güneş, biz de sanki birer gölge. Ne olur ey, kimsesizlerin kimsesi, Lutfüne kavuşsa, komşuların hepsi! Vesselâm. (Huzur Pınarı Mail Grubu) |
|
Eshâb-ı kirâm, Hazret-i Ali’nin mertebesini öğrenmek için Peygamberimize birgün dediler ki:
- Yâ Resûlallah! Hazret-i Ali’ye bu muhabbetinizin sebebini bildirir misiniz? Peygamberimiz buyurdu ki: - O zaman Ali’yi çağırın! Birisi Hazret-i Ali’yi davete gidince, Peygamber efendimiz orada bulunanlara buyurdu ki: - Bir kimseye iyilik etseniz, o da size kötülük etse ne yaparsınız? - Yine iyilik ederiz. - Tekrar size kötülük etse, yine iyilik yapar mısınız? - Yine iyilik yaparız. - Size üçüncü defa kötülük etse ne yapardınız? Üçüncü sefer buyurduğu vakit, cevap veren kimse olmadı. Susup başlarını önlerine indirdiler. Hazret-i Ali gelince, Peygamber efendimiz ona da aynı soruyu sordu: - Yâ Ali! Bir kimseye iyilik etsen, o da sana kötülük etse ne yaparsın? - İyilik ederim. Peygamber efendimiz yedi defa sordu ve hepsinde de aynı cevabı aldı: - Yine iyilik ederim. Yâ Resûlallah! Kendinizi yormayınız. Kaç defa sorarsanız aynı cevabı veririm. Eshâb-ı kirâm da bu cevapları dinledikten sonra, hayret edip Peygamber efendimize şöyle dediler: - Yâ Resûlallah! Hazret-i Ali’ye, neden bu kadar muhabbet beslediğinizi ve sevdiğinizi anladık. Biz de onu çok seviyoruz... (Huzur Pınarı Mail Grubu) |
|
GÜNÜN SÖZÜ
“Peygamber efendimize kadar dayanmayan ilimde fayda yoktur.”
|