Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 484

20-12-2012 tarihinde, İhlas Holding vip'de son sohbetden hülasa:

Enver abim buyurdular ki;

-4-
 
Hepsi ahirette meydana çıkacak. Şimdi kendi halime bakıyorum, buradan ibretlik bir şey çıkarttık. O da şöyle; Yakup 'aleyhisselam' Azrail 'aleyhisselam' ile ahbaplık kurmuş, ahbap arkadaş. Azrail 'aleyhisselam' geliyor, sohbet ediyorlar, konuşuyorlar. Ama her gelişinde sorarmış; Vazifeli misin, ziyaretçi misin? diye. Azrail 'aleyhisselam' der ki; Yok ziyaretçiyim. Otur konuşalım. Bir, iki, üç, beş en sonunda Yakup 'aleyhisselam' demiş ki; Bak, ola ki bir gün pat diye vazifeli olarak gelirsen, sana çok kalbim kırılır. Ne yapacağım? Haber vereceksin. Ben de ona göre hazırlıklı olurum. Peki, hay hay. Bir gün pat diye gelmiş. Demiş ki; Ziyaretçi misin, vazifeli mi? Vazifeliyim, demiş. Allah'tan kork, hani bana haber verecektin? Üç tane haberci göndereceğim dedin. Hani haberciler? Aşk olsun, biz sözümüzde dururuz. Şaka değil. Madde bir; buyurun demiş, senin saçın simsiyahtı. (Bakıyorum benimkilerle beraber buradakilerin birçoğu beyaz olmuş. Hatta bazılarının, dökülenler bile var). Bir zaman gür saçlı idin. Fakat görüyorsun ki saçların beyazlamış. Bu sana haberci olarak yetmez mi? Bu bir haberci değil miydi senin için? Doğru diyor. İki; sen gençliğinde çok canlı kanlı iken bastığın yeri titretirdin. Şimdi bakıyorum böyle gücün kuvvetin gitmiş, yürümekte bile zorlanıyorsun. Sana haberci olarak bu yetmez mi, demiş. (Şimdi iki kişi koluma girip gideceğim. Bu da bir haberci. Bak beyaz, hal kalmamış). Peki üçüncüsü ne? Yahu sen dimdik yürürdün. Bakıyorum şimdi belini büküyorsun, kamburlaşmışsın. Bundan daha iyi haberci olur mu sana? Etme eyleme demiş, bunların haberci olduklarını nereden anlayayım? Sen bir tedbirini al, mecburum vazifemi yapmaya. Çünki Azrail 'aleyhisselam' Peygamberlerden izin alamadığı durumlarda almazdı. Onlar imtiyazlı. Çünki Peygamberlik bir vilayet makamı değildir. Peygamberlik bir uğraşma neticesi değildir. Peki, nedir? Onu Allahü teala dilediğine verir. Ve ondan sonra kendine Peygamber yapar. Ama muhakkak onların bir iyi huyları Allahü tealanın bu vazifeyi vermelerine sebep teşkil eder. Bunu Resülullah Efendimiz 'aleyhissalatü vesselam' böyle anlatınca, demişler ki; Ya Resulallah, peki sizin hangi iyi ahlakınız, huyunuz sebebiyle Allahü teala sizi Peygamber yaptı? Mübarek buyurmuş ki; Îsâr. Îsâr ne demek? Kendisine lazım olanı vermek demek. Yoksa cebindeki değil, kalbindeki verebilmek. Kendisine lazım olan bir şeyi verebilmek. Onun için büyüklerimiz buyuruyorlar ki; Hiç olmazsa bari ömründe bir kere îsâr yap, bu sünnete uyarsın. Bir defa olsun bari, sana çok lazım olan bir şeyi ver bir din kardeşine. Elhamdülillah dersin, ben de bu sünneti ifa ettim.

-devamı var-
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:828
Dün:2,096
Bu Ay:46,250
Toplam:13,098,589
Online Ziyaretçiler:11
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842