Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 544

Enver abim buyurdular ki;
 
Allahü teâlâ bir kulunu severse, ona, sevdiği bir kulunu tanıştırır, tanıtır. O sevdiği bir kulu tanıması Cenâb-ı Hakkın o kulu çok sevdiğine bir alâmet oluyor. Nitekim Eshâb-ı Kirâma Allahü teâlâ Peygâmber efendimizi tanıttı, onlar da bütün insânların en üstünü oldular.
Bugün Hocamızı da kimyager olarak görenler var. Eczacı ve emekli subay olarak görenler var. Bir de bizim gibi Rabbimizin ihsanı olarak, onları Ehl-i sünnet âlimi olarak, bu zamanda İslâmiyeti yayıcı olarak, bir Allah adamı olarak Cenâb-ı Hak bize tanıttı. Elbetteki bu, çok farklıdır. Öyle tanımakla böyle tanımak, görmek arasında çok fark vardır. Velhasıl, görmek kâfi gelmiyor. Yani Kuleli askeri lisesinde binlerce kişi gördü. Erzincan askeri lisesinde binlerce kişi gördü. Fakat hep tanıyan üçü – beşi geçmedi. Tanımak ayrı meseledir. Bu tanımak da insanın kendi gayretiyle olacak iş değildir. Yani siz uğraşsanız tanıyamazsınız. Ya nasıl olur bu? Ancak Allahü teâlâ tanıtırsa insan tanır. O halde Rabbimizin biz ihsanına kavuştuk. Biz Allahü teâlânın lütfuna kavuştuk. Allahü teâlâ bize hususi olarak lütuf ve ihsanda bulundu. Tanımak şerefini bize nasip etti. Ne kadar seviniyoruz. Yalnız bize değil, dünyânın bir çok ülkesinden gelen mektuplarda da böyle tanıyan çok. Hem de pek çok. O kadar güzel mektuplar alınıyor ki, insan hayret ediyor.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,783
Dün:3,594
Bu Ay:61,693
Toplam:13,178,510
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842