Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 658

Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

Allahü tealaya emanet olunuz efendim

ali zeki osmanağaoğlu


Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....
 
Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder.
 
O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir...

............

(1998 senesinde, Enver abimler, Hocamız da dahil, ailece 8 ay kadar Yalova'da kaldılar. Orada evi olan, Enver abilere komşu olan arkadaşlar da orada kaldılar. İstanbul'a işlerimize her gün Yalova'dan gelip gittik. O günlerde, öyle güzel, öyle tatlı zaman yaşadık ki, hatırlamak bile ayrı bir zevk veriyor. Her gün sabah namazına Enver abim mescide gelirler, hep beraber cemaatle namaz kılınırdı. Sonra biz vapura yetişmek için alelacele yola koyulurduk. Akşama da heyecanla yine geriye dönerdik, çünki akşam namazına yetişip, namazdan sonra da bazan yemek, bazan çay için, bir abinin evine teşrif ederler, mescidde kimler varsa hepsi oraya davetli olurdu. Yemek bahane, maksat Enver abimin sohbeti idi. Öyle neşeli ve öyle tatlı sohbetler olurdu ki, dünyada bir benzerini bulmak mümkün değildi. Bu bakımdan biz çok şanslı insanlardık. Abiler hergün evine Enver abileri davet etmek için sıraya girerdik. Enver abiler de davet eden hiç kimseyi kırmayıp, kabul ederlerdi. Her akşam bir abinin evinde olurduk. Sonra hep beraber yatsı namazına gidilirdi. O sene çok bereketli, özel zamanlar yaşadık. …)
 
-geçen haftanın devamı-
 
Birgün akşam namazını kıldıktan sonra, Enver abim; Ali'nin evine çay içmeğe gitmek için söz vermiştik, buyurdular. Bizim evde, yatsıya kadar sohbet ettiler. O gün Enver abim buyurdular ki; İhlas elde etmenin, ihlası düzeltmenin bir tek yolu vardır; o da sohbettir. Sohbet demek, illa bir şeyler dinlemek, bir şeyler öğrenmek demek değildir. Sohbet; beraber olmak demektir. Sohbetin esası kâlb ilmidir, beyin ilmi değildir. Bilgi akıtmak değil, feyz akıtmaktır. Feyz, kalpten kalbe intikal eder. Konuşmakla değil, sevgi ve muhabbetle akar. Büyüklerin, Allah adamlarının isimleri anıldığı için hem rahmet yağar, hem de kalpten kalbe feyz akar. İki müslüman bir araya gelse, muhakkak kalpten kalbe feyz akar. Dolayısıyla, ihlasın kaynağı, ihlaslılarla beraber olmaktadır. İhlaslı olmak demek; konuşmasında, oturmasında, yemesinde, içmesinde, herhangi bir dünyevi menfaati olmamak demektir. Her işi Allahü tealanın rızası için yapmaktır. Ufak bir dünya menfaati varsa, ufak bir egoizm varsa, zemzeme necaset damlatmak gibi olur.
Yine o günlerde bir abinin evinde buyurmuşlardı ki; Eğer bir mümin bir harama müptela olmuşsa, haramla uğraşıyorsa, içki içiyor, kumar oynuyor veya uygun olmayan birşey yapıyorsa, bey ve şirada haram ve helale dikkat etmiyorsa… Bu kişinin vucuduna giren haram buhar olur, her tarafa dağılır. Büyük zatlardan aldığı feyz, bir miktar kalabilir fakat hemen gider. O feyzin o kalbe girebilmesi için, o buharın, o bulutun olmaması lazımdır. Ahir zamanda insanların haramdan sakınması çok zor olduğu için, çok güzel dinleyebilir, fakat kapıdan çıkınca herşey biter. Büyük zatların feyzlerinden istifade edebilmek için, haramdan uzak durmak şarttır. Feyzin gelmesi için sevgi şarttır, fakat gelen feyzden istifade edebilmek için haramdan sakınmak lazımdır. Sevmek, bardağı musluğun altına koymak demektir, fakat bardağın ağzı kapalıdır. Bardağın içine su dolması için kapağının açılması lazımdır, bardağın kapağını açmak ise haramdan sakınmaktır. Velhasıl, büyüklerden feyz gelmesi sevgi, muhabbet iledir, fakat gelen feyzden istifade edebilmek haramdan sakınmakladır.
Evliyanın halleri ve sözleri ile hemhâl olan mutlaka kârlı çıkar.
 
- devamı var -

Enver abim bizim başımızda hem abimiz, hem babamız, hem hocamız hem rehberimiz, yol göstericimiz, herşeyimizdi.
Hava gibi, ekmek, su gibi her zaman ihtiyaç duyulan bir insandı.
Hayat onunla güzeldi.
 
Fî emanillah.

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,207
Dün:1,391
Bu Ay:29,077
Toplam:13,583,878
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842