Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 838

Enver abim buyurdular ki;
 
Mübarekler buyurdular ki; Bir mü'min, bir büyük zâtın kabrine giderse, o kabirdeki zât, kalbindeki feyzden, gelenin kalbine akıtır. Bir kalbe feyzin gelip gelmemesi, onun ahirete karşı olan muhabbetini, Allahü tealaya karşı olan sevgisini arttırmasından belli olur. Eğer ahiret sevgisi artmıyorsa, dünya muhabbeti devam ediyorsa, iki kusur vardır. Ya kendisinde kusur vardır, ya gittiği yerde kusur vardır. Tabii evvela kendisinde kusur araması lazımdır. Bunun için de tabii ki istiğfar etmesi, ya Rabbi, bende bir kusur var, madem ki istifade edemiyorum, bende bir bozukluk var, demesi lazımdır. Bozukluğun ilacı istiğfardır. Tevbe istiğfar edecek, tekrar gidecek. Yine aynı şey devam ediyorsa, bu sefer vazgeçecek. O bakımdan, birgün Mübarekler buyurdular ki; Huzur, bir an dahi olsa, dünyayı unutmaktır. Çünki Allahü azimüşşân, ahireti ferahlık için, dünyayı sıkıntı için yaratmıştır.
 
Birgün üç kişi beraber kahvaltıdayız. Biri, Mübarekler, biri, Enver abi, biri de bizim hanım. Mübarekler; Allahı ve Peygamberini seven kurtulacaktır, buyurdular. Bizim hanım, hepsi mi, buyurdu. Mübarekler; tabii, sevenlerin hepsi kurtulacaktır. Fakat sevgi, seviyorum demek değildir. Sevgi, sevdiği için gözyaşı dökmek değildir. İki türlü sevgi vardır. Biri, nefsin sevgisi, biri de Allah sevgisi. Ben, nefsin sevgisinden bahsetmiyorum, Allah sevgisinden bahsediyorum. Allahü tealayı seven bir insan, sevdiğine itaat eder. Sevgilisi kırılmasın diye, bir yanlış yapmamak için, gözünün içine bakar. Eğer, seviyorum diyenler, rahmani olarak Allahü tealayı sevselerdi, Allahın emir ve yasaklarına uyarlardı, buyurdular.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:462
Dün:2,181
Bu Ay:44,250
Toplam:13,238,056
Online Ziyaretçiler:9
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842