Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 937

Enver abim buyurdular ki;

Şöhret âfetdir. Mübâreklere; İmâm-ı Rabbânî hazretleri, Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri ve siz de şöhretsiniz. Herkes sizi tanıyor, diye sordum. Mübârekler buyurdular ki; Eğer bir kimse, dünyâ menfe'ati elde etmek için şöhret olmuşsa, bu, onun için âfet ve felâketdir. Dünyâ menfe'ati olmadan, Allah onu şöhret yapmışsa, Allah onu âfet ve felâketden korur.

Gemide staj için bulunduğumuz bir gün, etrâfdaki insanlardan ve yapdıklarından dolayı fenâ hâlde canım sıkılmışdı. Biraz olsun ferâhlamak için, gizlice bir köşeye çekilip, İlmihâli okumağa başladım. Tam o anda odanın kapısı açılmasın mı. Karşımda komutan, kızgın bir şekilde, temâm şimdi yakaladım seni! Ne okuyorsun göster bana, diye bağırmağa başladı. Ben de büyüklere sığınıp, açdım kitâbı. Bir de ne görelim? Atom Bombası bahsi. Komutan da ben de şaşkınlıkla kalakaldık. Ne bu, dedi. Ben de, ben ilm adamıyım efendim. Bu kitâb da ilm öğretiyor, bakın işte atom bahsi, dedim. Komutan gülmeğe başladı. Dışarıda mis gibi hava, pırıl pırıl güneş, eğlenmek varken, sen nelerle uğraşıyorsun kardeşim, dedi ve çekip gitdi.

Yine bir keresinde gemi ile Marmara'ya açıldık. Ben de dahâ o zemânlar toy bir delikanlıyım; fıkh konusunda eksiklerim var. Gemiye bindik; ama seferî miyim, nemâzları nasıl kılacağım falan diye iyice kafam karışdı. Bir türlü işin içinden çıkamadım ve bu sıkıntı içinde bir kenârda uyuyakalmışım. Rüyamda Hocamızı 'rahmetullahi aleyh' gördüm. Heyecânla, Efendim, durum bu. Ben şimdi ne yapacağım, diye sordum. Mübârekler; kolayı var efendim, kitâba bakalım, buyurdular ve Dürr-i Yektânın seksenbeşinci sayfasını açarak mes'eleyi îzâh etdiler. Ben de uyanır uyanmaz mes'eleyi öğrenmiş olarak ibâdetlerimi yapdım. Dönüşde soluğu Beylerbeyi'nde, evde aldım. Mes'eleyi yine kendilerine arz etdiğimde, kolayı var efendim, kitâba bakalım, buyurup, aynı kitâbın aynı sayfasını açmazlar mı? Gayri ihtiyârı gülümsemişim. Mübârek Hocamız, niçin gülümsediniz, diye sorunca, ben de rü'yâyı olduğu gibi anlatdım. Hocamız, biraz da yüzü kızararak; o bizden değil efendim, sizin ihlâsınızdandır, diyerek konuyu kapattılar.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,873
Dün:2,315
Bu Ay:35,831
Toplam:13,294,533
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842