Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 982

Enver abim buyurdular ki;
 
İslamiyet bir mıknatıs gibidir. Mıknatısı gezdirmek, dolaştırmak, kulların vazifesidir. Mıknatıs gezerken, bir sürü karma karışık şeylerin arasında cevher olan nesneler, o otların arasından buna yapışır. Onlar bu tarafa gelir ve içinde cevher olmayanlar orada kalır. Mıknatısın özelliği cevheri çekmektir. Bir madeni eşyayı çekmektir, yoksa samanı, otu çekmez. Tabii bu cevherler de samanların, otların arasında karışıktır. Onlar bir tebliğ bekler, bir kitap bekler, bir gazete bekler, bir söz bekler. İşte müslümanın vazifesi bunu dolaştırmaktır. Yoksa, her biriyle tek tek sen maden misin, değil misin diye uğraşmak değildir. Emr-i maruf budur. Anlatmak, ama zorla değil. Mıknatıs zorla cevheri çekmez. Onun çekme özelliği vardır, çünki dolaştırmak, kulların vazifesidir. Onun için Peygamberimiz bir hadis-i şerifinde buyuruyorlar ki, Yer yüzünde en iyi Müslüman, yeryüzünde Allah için dolaşanlardır. En kıymetli insan yer yüzünde Allah için dolaşanlardır. Bizim vazifemiz, yeryüzünde Allah için dolaşmaktır. Bakın; gazeteyi dolaşarak, kitapları dolaşarak, herşey böyle, hadis-i şerife uygun. Yoksa, Allahü teâla dileseydi kalplere öyle bir cazibe verirdi. Diğer gazetelerde olduğu gibi bayiler var tabii. Gider herkes oradan alır. Ne kadar adım atarsak, ne kadar yorulursak o kadar ecir alırız. Allahü teâlâ o ecri arttırmak için bize bu zahmetleri nasip etti. O halde, bütün insanlar günah deryasında; ancak derd-ü bela, kime nasipse, kime geldiyse, o, onun günahının çok afv olacağına alamettir. Yoksa, günahı çok olana değil, ne güzel. Derd-ü bela, günahın çok olduğuna değil, günahın çok afv olunacağına alamettir.
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:614
Dün:2,182
Bu Ay:48,218
Toplam:13,100,557
Online Ziyaretçiler:7
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842