Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1003

Enver abim buyurdular ki;
 
Bir kelime öğrenilmesine sebep olmak ve öğretmek, yüz ömre sevabıdır. Mübarek olsun. Binaenaleyh, hediye vermenin ne kadar sevapları çıktı ortaya: Birincisi; emr-i maruf, bir şey öğretiyorsun. İkincisi; cihad yapıyorsun. Üçüncüsü; sevindiriyorsun ; çünki hediye insanı mutlaka sevindirir. Bir kalem versen, bir defter versen, elinde olmadan hemen muhabbet hasıl olur, sevgi teşekkül eder. Dördüncüsü; duaya vesile olur. Beşincisi; ilim öğretirsiniz. Velhasıl, hediye etmenin, hediye vermenin, sayılamayacak kadar güzel sevapları var.
 
Tasavvuf, insanı Rabbine yaptığı ibadetlerde lazım olan ihlasa ve insanlara karşı lazım olan güzel ahlaka kavuşturan bir yoldur. Yani, ibadetleri yaparken Allah için yapmaya, ihlaslı olmaya yardımcı olur. Sonra neye yardımcı olur? İnsanlara karşı güzel ahlaklı olmaya. Demek ki; Bir, Allahü teala'ya karşı ihlaslı olmak, ikincisi de insanlara karşı güzel ahlaka kavuşturmak. İşte budur tasavvuf. İkiye ayrılıyor tasavvuf. İki hizmeti var yani: Biri, Cenab-ı Hakk'ka karşı ihlaslı olmak, ibadetleri yaparken Allah için yapmak. İki, O'nun kullarına iyi davranmak. Din, zaten budur. Ne güzel tasavvufun tarifi. İnsanlara karşı güzel ahlaklı olmak, cenab-ı Hakk'ka karşı ihlasla ibadet yapmak. İşte tasavvuf budur diyor ilmihal. İnsana bu yolu mürşid-i kamil öğretir. Tabii, her ilmin mütehassısları vardır. İnsan bir ilmi mütehassısından öğrenir. Tasavvuf ilminin mütehassısı, insan-ı kamildir. Başka ilimlerin mütehassıslarına kamil denmez. İnsan-ı kamil, ancak insanı kemale erdirendir.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:7
Dün:1,515
Bu Ay:16,398
Toplam:13,610,316
Online Ziyaretçiler:4
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842