Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1006

Enver abim buyurdular ki;
 
Mübârekler buyurdular ki; Mü'minin kalbi, Kâbe'den kıymetlidir. Çünki O, İbrâhîm 'aleyhisselâmın' yapısıdır, Allahü teâlânın tecelli etdiği yerdir. Hâlbuki kalbi, doğrudan doğruya Allahü teâlâ, kudretiyle yaratmıştır. Onu incitmek, onu kırmak, yetmiş def'a Kâbe'yi yıkmakdan dahâ günâhdır. Kâbe'yi ilk görünce yapılan dua red olmaz. Onun için, mü'min mü'minle karşılaşdığı vakit yapdığı dua red olmaz. Peki, ne diye dua etsin? Esselâmü aleyküm desin. Allahü teâlâ sana hem dünyâda, hem de âhiretde selâmet versin. Ne dünyâ sıkıntısı, ne ölüm sıkıntısı, ne kabr azâbı… Doğru Cennete git, demekdir.

Meselâ Mübârek Hocamız buyurdular ki; Farzlardan sonra, yanî nemâz, oruc gibi, Allahü teâlâyı en çok sevindiren ibâdet, bir mü'mini sevindirmekdir. Ba'zen bir tatlı kelâm insanı sevindirir. Bir insan kırılınca, ona dünyâyı verseniz sevindiremezsiniz, çünki bir kere kırılmıştır. Onun için, bizim dînimizde def-i mefasid, celb-i menafiden evlâdır, buyuruluyor. Ya'nî, zarara sebeb olmamak, fâide sağlamaktan önce gelir. Yanlış yapmamak, iyi yapmakdan önce gelir. Birçok iyi iş yaparsınız; fekat bir kötü işiniz hiç unutulmaz, dâimâ karşınıza çıkarılır. Ne iş yaparsanız yapın, bunu niçin yapdın demezler ama bir hatâ yaparsanız, bunu yapmak sana yakışmadı derler. Onun için mü'min, yanlış sözden, yanlış bakıştan, yanlış iş yapmakdan da çok sakınmalıdır.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,772
Dün:2,409
Bu Ay:48,725
Toplam:13,307,427
Online Ziyaretçiler:7
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842