Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1011

Enver abim buyurdular ki;
 
Mübârekler buyurdular ki; Eğer Allahü teâlâ bildirmese, cenab-ı Hakkı ve sıfatlarını Peygamberler de bilemez. Onun için, Cebrâîl aleyhisselâm vâsıtasıyla, kendi râzı olduğu yolu peygamberlerine bildirmiş, onlar da ümmetlerine bildirmişlerdir. Bu, Allahü teâlânın bildirdiği yolun ismi, dindir.

Mübârekler; hiçbir ev temelsiz olmaz, hiçbir ağaç köksüz olmaz, buyurmuşlardı. İnsan, isterse en büyük evliyâ olsun, başlangıç sûrîdir, ya'nî esâs olan, başlangıçda görünen îmânı ele geçirmekdir. Sonra üstüne ilâveler yapılır. O hâlde dînin temeli, ilk başlangıçda öğrendiklerimizdir, ya'nî amentüdür. Temel olmazsa binâ ne kadar yüksek olsa hepsi birden yıkılır. Başlangıçda öğrenilenler, ya'nî sûrî, taklîdi, görünüşde de olsa, îmân çok önemlidir. Onun için Mübârekler, Ehl-i sünnet i'tikâdı, balta girmemiş ormanların en ücra köşesindeki âb-ı hayât suyu gibidir. O sudan bir damla içenler, sonsuz olduğu için onu sonsuz olan Cennete götürür, buyurmuşlardır. İşte bu büyüklerin sohbetleri, kitâbları, kendisi, bu âb-ı hayat suyudur. Onu içenler, o gıdayla büyüyenler, sonsuz olarak cenab-ı Hakkın râzı olduğu yerde buluşacaklardır. Ne öğrenirseniz öğrenin, unutursunuz. Bütün sohbetlerin özeti, bütün vaazların özeti, bütün nasîhatlerin özeti, bir cümledir. Eğer o cümle varsa, her şeye kavuşmuşsunuz demekdir. O zemân Mektûbât da, İlmihâl de, hepsi, sende var demekdir. O cümleye kim kavuşursa, o, her şeye kavuşur. O da; bir Allah adamına kavuşmakdır. Dünyâda en zor iş budur.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:293
Dün:1,059
Bu Ay:33,227
Toplam:13,456,467
Online Ziyaretçiler:4
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842