Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1273

Enver abim buyurdular ki;

Üftâde hazretleri bir kış günü talebelerine; canım taze üzüm istedi. Kim gidip bağdan taze üzüm getirecek, buyurmuşlar. Dışarıda kar varmış. Talebeler; bu kış günü karda üzüm olmaz ki, demişler. Aziz Mahmûd-i Hüdai hazretleri de, bunun bir hikmeti vardır, üzüm değil, hocamın sözü önemli diyerek, müsaade isteyip doğru bağa gitmiş. Asmanın üzerindeki karları açtığında, salkım salkım üzümleri görmüş. Bu, hocamın kerameti deyip, bir sepet üzüm toplamış. Yolda gelirken, bir kuyuya düşmüş. Hızır 'aleyhisselam' kuyudan çıkarmış, bir sepet üzümle dergaha gelmiş. Üftâde hazretleri, üzümleri yiyiniz, buyurup, talebelere vermişler ve benim canım taze üzüm istememişti. Baktım, siz acaba üzüme mi, sözüme mi inanıyorsunuz, buyurmuşlar. Diğer talebeler üzüme, Aziz Mahmûd-i Hüdai hazretleri, sözüne inandı. Kâdı Mahmud iken, Aziz Mahmûd-i Hüdai oldu.
 
Bize Mübarekler, bir gazetemiz olsun dediği zaman, biz, gazeteye değil, Mübareklerin sözüne inandık. Yoksa gazete okumasını bile bilmeyen, nasıl gazeteci olabilir? Ne buyuruyor Üftâde hazretleri? Üzüme mi, sözüme mi? Biz Mübareklerin sözüne inandık ve başarılı olduk. Gazete bizi, birbirimize bağlayan kablodur. Gazete; bize büyüklerin her gün gelen mektubudur. Eğer bu kadar arkadaşa büyükler her gün mektup yazıp postayla gönderse, buna ne güç yeter? Hem de fitne çıkardı. Ama şimdi bu mektup açıktan, hem de herkese geliyor, hiç bir şey olmuyor.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:831
Dün:1,549
Bu Ay:23,743
Toplam:13,491,188
Online Ziyaretçiler:4
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842