Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1280

Enver abim buyurdular ki;
 
Bir mübarek zât, hanımına; ben din tahsili yapmak için Bağdat'a gideceğim, beni on–onbeş sene bekleme, demiş. Hanımı da; Allah yolunu açık etsin demiş. Bağdat'a gitmiş, orada bir medrese ararken, birisinin yanında işe girmiş. Sonra tüccarlığa başlamış, yirmi senede üç bin dirhem biriktirmiş. Çok para! Evine dönerken birisi; ey cemaat, ben de öyle bir nasihat var ki, bu nasihati alan, hem dünyada hem ahirette rahat eder diye bağırıyormuş. Ama değeri bin dirhem. Âlim olamadık, bari şu nasihati alalım da belki işimize yarar. İki bin dirhem bize yeter demiş. Bin dirhemi vermiş, söyle bakalım demiş. O da, kaderde yazan olur demiş. Sonra? Kaderde yazılan olur. Neyse, iki bin dirheme idare ederiz derken, bir yere daha gelmiş. Birisi daha; ey cemaat, bende bir nasihat var. Kim bu nasihati dinlerse, hem dünyada hem ahirette rahat eder diye bağırıyormuş. Ama değeri bin dirhem. Zaten âlim olmak için yola çıktım. Olamadığıma göre bari bu nasihati de alayım da, hiç olmazsa memlekete bir şeyler bilerek giderim, demiş. Bin dirhemi vermiş. Evladım, gönül neyi severse güzel oldur demiş. Ne! Gitti para demiş. Bin dirhemle idare ederiz derken, bir münadi, ey cemaat, bende bir nasihat var. Bu nasihati alan, hem dünyada hem ahirette rahat eder diye bağırıyormuş. Zaten âlim olmak için yola çıktım, bunu da alayım demiş. Ama bin dirhem. Parayı vermiş, amca nasihat, demiş. Acele etme demiş. Ne acelesi demiş. Yani, bir şeyle karşılaştığın zaman acele karar verme, demiş. Tüccar, nasihat bu muydu demiş. Sen ne diyorsun, bu nasihat hayat kurtarır demiş...

Sonra bir yere gelmiş, ahali, bir kuyunun etrafında toplanmış. Burada ne var demiş. Başımız belada. Bu kuyu, bütün köyün suyunun toplandığı yer. Deli kuyuya girdi. Vanayı açmağa kimi göndersek onu öldürüyor. Kim girip vanayı açarsa bir küp altını ona vereceğiz demişler. Kaderde ne varsa o olur. Eğer kaderde burada öleceğim yazılıysa zaten öleceğim, yazılı değilse ölmiyeceğim. Ben gidiyorum demiş. İçeride deli, elinde bıçaklar, bir güzel kız, bir de kurbağa varmış. Deli, kızı kaçırıp, kuyuya atmış. Deli, sana bir şey soracağım. Cevabını bilirsen tamam, bilemezsen seni öldüreceğim demiş. Tüccar, söyle demiş. Bu kız mı güzel, bu kurbağa mı güzel demiş. Gönlün kimi severse o güzel demiş. Tamam, ben kurbağanın gözlerine âşığım. Herkes kız güzel diyor. Afv ettim seni demiş. Bir küp altını almış. Tam eve gelmiş, hanımının yanında genç bir erkek, burun buruna, göz göze konuşuyorlar. Bıçağı çekmiş; fakat acele etme, acele karar verme, demiş. Sonra bıçağı saklamış. Kadın bunu görünce; oğlum baban geldi demiş. Yirmi senedir görmediği oğlu imiş. Ne nasihat!

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:905
Dün:1,283
Bu Ay:26,278
Toplam:13,581,079
Online Ziyaretçiler:4
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842