Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1508

Enver abim buyurdular ki;
 
Biz daima kendimize hak veririz. İnsan hilkat itibariyle, hep kendini haklı bilir. Ama mübarek Hocamız buyurdular ki; Kendini haklı bilenler, ahirette haksızlığa düşerse, ne çare bulacaklar? Eğer haksızım derse, hakkı aramak, hakkı bulmak için, en azından hakkın ne olduğunu araştırmak için elinde bir fırsattır. Onun için efendim, iman etmeyenlerin, papazların, hıristiyanların, mürtedlerin, bazen duaları çok kabul olur. Onların dualarının kabul olması, istidractır, felakettir, kurtulmaları da imkansızdır. Benim dualarım kabul oluyor, derler. Hatta bazıları kanar, aldanır da onlar dahi gider. Bu, şeker hastasının dilim dilim baklava yemesine benzer, ölümünü çabuklaştırır. Onun için, İslamiyet âşikar bir dindir. Gizli kapaklı, hayali, havai şeyler değildir. Haramlar bellidir, ibadetler bellidir, her şey belirtilmiştir. Dinimizde müphem kalmış, açıklanmamış hiçbir dini mesele yoktur, olamaz. Peki, bilinmeyen nedir? O da; insanın kendisini bilmemesidir. İnsan kendini nasıl bilecek? Yahu sen kendiliğinden mi dünyaya geldin? Elli sene evvel, yüz sene evvel neredeydin? Hiç! Hangi yaprağın suyunda, hangi toprağın bilmem nesinde.. Peki, kendiliğinden mi ahirete gideceksin? Hayır. Ne zaman? Keşke bilsen. Zaten yaşayamazsın da.. Geldiğin yer meçhul, gideceğin zaman meçhul, arada kısacık bir varlık. Yani, bu kısacık olan varlık için mi kuduracağız, bu kısa olan varlıkla mı eğleneceğiz, bu kısa olan varlıkla mı servet ve şöhret düşkünü olacağız ki, en son, zaten bize ait değildir. İşte biraz evvel söyledik. Kabre girdiğimiz zaman, bize ait olan, iyi veya kötü, sadece dünyada yaptığımız işlerdir. Ama orada iyilikler, iyilik olarak karşımıza çıkacak, kötülükler de yılan, çıyan, akrep şeklinde, artık cenab-ı Hak nasıl tecelli ettirirse, o şekilde karşımıza çıkacaktır. Ama pişmanlık fayda vermeyecektir.

İSTATİSTİKLER

Bugün:541
Dün:1,716
Bu Ay:20,131
Toplam:13,614,049
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842