Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1535

Enver abim buyurdular ki;
 
Eshâb-ı kirâmdan bir zât buyuruyor ki; Hazret-i Ömer "radıyallahü anh"ın yanında oturuyordum. Medîne münevverede dehşetli bir salgın hastalık oldu. Yanımızdan bir cenaze geçti. Cenaze geçerken Eshâb-ı kirâmdan beraber olduklarımız, yâ Emîr-el mü'minîn, bunun şöyle iyi huyları vardı, böyle iyi huyu vardı, dediler. O hiçbir şey söylemedi, sadece başını önüne eğdi, "Kesinleşti" dedi. Biraz sonra başka bir cenaze daha geldi. Efendim, şöyle iyi ahlâklıydı, şöyle cömertti, dediler. Gene bir şey demedi, başını önüne eğdi, "Kesinleşti" buyurdu. Bir cenaze daha geçti, Allah afv etsin, şöyle hasisti, zâlimdi, şunu yaptı, bunu yaptı, dediler. "Kesinleşti" buyurdu. Yâ Emîr-el mü'minîn, kesinleşti kesinleşti, dediniz, ne kesinleşti? dediler. Buyurdu ki, ben cenâb-ı Peygamberin 'aleyhissalâtü vesselâm' yanındaydım. Mübârek buyurdu ki: "Dört mü'min, bir mü'min hakkında iyi bir müslümandır dese, kesinleşti, o Cennetliktir." Peki yâ Resûlallah, bunlar üç kişiyse, dedim; "Kesinleşti" buyurdular. Peki yâ Resûlallah, iki kişi şahid olsa? "Gene kesinleşti." buyurdular. Bir kişi olsa diyemedim, utandım, buyurdu. Müjde, şahitler çok. Dolayısıyla, ölen bir insan için arkasından söylenilenler çok mühimdir. Allahü teâlâ, onu Müslümanların nasıl bildiğine, nasıl şahitlik yaptığına önem veriyor.
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:760
Dün:958
Bu Ay:22,494
Toplam:13,532,065
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842