Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1554


Huzur Pınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cuma gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.

ali zeki osmanağaoğlu


2007 senesi, Haziran ayının 4 ü...
Enver abim İhlas Holding'de kendilerinin de namaz kıldıkları (odalarının bulunduğu kattaki) mescidde ikindi namazına, Huzur Pınarına hizmet eden arkadaşları davet etmişlerdi. Ayrıca kalabalık bir cemaat vardı.

- geçen haftanın devamı - 

O gün Enver abiler buyurdu ki;

Padişahın hizmetçisi yalvarıp yakarıyormuş Cenab-ı Hakka; birgün padişahın yatağında yatabilsem diye. Ben kulübede yatıyorum, o ne saltanat içinde yatıyor. Laf, laf, laf... Gitmiş padişahın kulağına. Gidin, yıkayıp, paklayıp getirin demiş. Gitmişler, devlet kuşu kondu başına demişler. Padişahın yatağında yatacaksın. Ne? Emir öyle. Yatırıyorlar yatağa, sabah da çıkartıyorlar padişahın karşısına. Anlat bakalım diyor, bu gece kaç saat uyudun, rahat ettin mi? Yatak, döşek iyi mi? Oda da, yatak da senin olsun, döşek de senin olsun, ben kulübeme gidiyorum diyor. Neden? Sabaha kadar damla uyku uyuyamadım. Neden? Kafamın üzerinde kocaman bir taş vardı, devamlı sallanıyordu. Ha düştü, ha düşecek. Padişah; Ben her gün bu yatakta yatıyorum. Allah'tan kork! ...
 
Onun için Enver abiye yardımcı olun. Pilot hata yaparsa herkes gider. Kaptan yanlış yaparsa gemi batar. Şoför yanlış yaparsa kaza yapar. O halde, nasıl şoförün takva sahibi olduğuna değil, sanatına bakın. Sorar mısın kaptana; Ey kaptan namaz kılıyor musun? Sana ne! Sen yürümene bak. Bakış açılarımız, ölçülerimiz farklı olmalı. Şoför başka, cami imamı başka tabii ki. Ama o şoförün değerini lütfen bilin çünki, hayatımız biraz da onun süreceği arabaya bağlı. Gel de dua etme şimdi.
 
Fakirullah hazretleri var Tillo'da, Marifetname kitabının yazarı İbrahim Hakkı Efendi hazretlerinin mürşidi. İsmail Fakirullah hazretleri birgün bir talebesini suya göndermiş. Git şu ibriği şu çeşmeden doldur gel. O çocuk da almış ibriği gitmiş çeşmeye doldurmağa. Oyuna dalmış. Öğlen geçmiş, ikindi geçmiş... Derken aklı başına gelmiş. Hemen gitmiş çeşmenin başına, suyu doldurup gelmiş ama hakikaten mahzun, üzgün bir halde. Oradaki öğrenciler; sen nasıl geç kalırsın, Hocamızı bekletirsin diye yer misin yemez misin, dövmeye başlamışlar. Derken, Fakirullah hazretleri acele ile telaşla koşarak geliyor, durun yapmayın, yapmayın diyor. Duruyorlar, Hocam bu hata işledi, hak etti diyorlar. Hiç de hak etmedi ve çok da günaha girdiniz, helalleşin dedi. Mübarek zat; Nazar ettim, bizim kısmetimiz olan su, dağdan yeni geliyordu. Bu arkadaşınız o suyu almağa gittiği zaman henüz bize tahsis edilen su, çeşmeye gelmemişti. Allahü teala ona unutturdu. Vakit doldu, bizim su çeşmeye geldi ve o çocuk kovayı doldurdu. Siz de bunu dövdünüz, şimdi nasıl helalleşeceksiniz? Elini mi öpersin, ayağını mı öpersin, yanağını mı öpersin, affet bizi mi dersin? Düşünün ki kısmet olmayan su eve gelmiyor. İşte herkesin rızkı, o kadar kesin tayin edilmiştir. Dolayısıyla, hiç bir Allah'ın kulu rızkı için üzülmemelidir. Peki çalışmalı mıdır? Çok! Çünki, çalışmak ibadettir. Ama o çalıştığımızla rızkımızın hiç bir ilgisi yoktur.

- devamı haftaya -

Fî emanillah
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:548
Dün:1,716
Bu Ay:20,138
Toplam:13,614,056
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842