Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1910

Enver abiler buyurdular ki;
 
Ramezan-ı şerîfiniz hayırlı olsun, mübârek olsun. Mübârekler "kuddise sirruh" her zaman şöyle dua ediyorlardı: "Yâ Rabbi! Tuttuğumuz oruçları kabul eyle! Sen bizi Ramezan-ı şerîfin şefaatine nâil eyle! Ramezan-ı şerîfte affettiğin, mağfiret ettiğin kulların arasına bizleri de dahil eyle!" İnşâallah Allahü teâlâ bizleri de dahil eder. Tabii bu gece iftar sahipleri köşeyi döndüler diyebiliriz. Bir tanesi aramızda, bir tanesi evde. Mücahit Bey'le, bizim hanımın iftarıdır. Başka bir şey söylemeye gerek yok. Çünki, hadîs-i şerîf öyle: "Cömerdin ikramını alın, yiyin, şifa olur. Hasisin verdiğini almayın, yemeyin, zehir olur." Bizim hanımın ve Mücahit Abi'nin cömert olduğuna biz şahidiz. Allah şehadetimizi kabul etsin inşâallah. Siz de şahit misiniz?

Şimdi efendim, madem ki cömertlikten laf açıldı, bir iki şey söyleyeyim. Bir gün Mekki Efendi, Allah rahmet eylesin, buyurdu ki: "Cömertlik, Cennette olan bir ağaçtır. Bu ağacın dalları Cennette değil, bu ağacın dalları dünyadadır. Bu dallar cömertleri kendilerine yapıştırır. Dolayısıyla, dünyada cömert olanlar, bu ağacın dallarına, istese de, istemese de yapışır. Çünki, onun iradesinde değildir. Mıknatıs metali çektiği gibi, o ağacın dalları da cömertleri kendine çeker. Sonra, ağaç dalları Cennete doğru gidince, dallara yapışmış olan milyonlarca, milyonlarca insan, böylelikle Cennete gider." buyurdu...
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:163
Dün:1,039
Bu Ay:20,650
Toplam:13,866,616
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842