Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 14

 
Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin, Cum'a gününü tebrik ederiz,
müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.
 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.

ali zeki osmanağaoğlu
 

 
Enver abim buyurmuştu ki;
 
İmam-ı Rabbani hazretleri "kuddise sirruh", birgün pencere kenarında hanımı ile beraber oturup, dışarıyı seyrederken, gülmüşler. Hanımı ne gördüklerini merak edip sorduğunda, İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyorlar ki; "Dışarıda birisi geçiyordu, şeytan sağ tarafından saldırmak istedi, yanındaki melek şeytanın kafasına bir topuz vurdu, şeytan öbür tarafa geçti, tam oradan içeri girecekti, melek bir kere daha vurdu, arkadan saldırmak, kalbine vesvese vermek istedi, orada bir tokmak daha yedi, öne geldi, gene birşey yapamadı". Hanımı merak etmiş, neden birşey yapamadığını sormuş. İmam-ı Rabbani hazretleri; "Mübarek adam evden çıkarken Âyet-el kürsi okumuş" buyuruyor. Âyet-el kürsi bir duvar gibi örmüş etrafını.
 
Bir adamcağız işi için bir başka memlekete gitmiş. Hanımı o gün çamaşır yıkamış, bütün gün çok yorulmuş ve yatmış. Hırsızlar da o gece, nasıl olsa ev sahibi yok, bu evi soyalım demişler. Hırsızlar geliyorlar, bir bakıyorlar ki evin etrafı yarıya kadar duvarla çevrili, (tam değil). Çok denemişler, eve girememişler. İkinci gece geliyorlar, bu defa duvar tepeye kadar! Evin sahibi gelince, hırsızlar gelip demişler ki; "Dayı! senin evi soymağa geldik, fakat soyamadık. Evin etrafında yarım duvar vardı, ikinci gün geldik, bu sefer duvar tepeye kadardı". Adam eve gelince hanımına anlatmış ve sormuş; ne yaptın, niye böyle diye. Hanımı; birinci gün çok yorgundum, Âyet-el kürsiyi tamamlayamadan uyumuşum. İkinci gün tam olarak okuyup yattım demiş.
 
Abdülhakim-i Arvasi hazretleri kuddise sirruh buyuruyorlar ki; Kur'an-ı kerim öyle bir kitab-ı ilahidir ki, onun her harfinde yüzbin derde, yüzbin şifa vardır. İlaçların bir kısmı kat'idir, bir kısmı zannîdir. Yani bir kısmı mutlak şifadır, bir kısmı ise şifa olabilir de, olmayabilir de. Kur'an-ıkKerim kat'i şifadır. Hiç şüphe yok. Kat'i ilac olduğunu Allahü teala buyuruyor.
 
Hocamız buyurdu ki: "Birgün yolda giderken çok sevdiğim bir arkadaşıma rastladım. Arkadaşım üzüntüden bitmiş, hayattan ümidini kesmiş. Dedi ki; Yirmi yaşında bir kızım var. Doktorlar çok uğraştılar, çare bulunmadı, ümidi kestiler. Eve götürdük". Hocamız bir tabak içine şifa ayetlerinin hepsini yazmış, biraz da su koymuş, bu sudan içsin buyurmuş. Onbeş-yirmi gün sonra kız iyileşmiş. (Tabi, yazana ve okuyana göre değişir. Herkes yazabilir, okuyabilir ama, ağızdan haram girip-çıkmazsa tesir başka olur. Bir de, kâlbi ve kalıbı ile beraber okunması elbette lazım. Sadece kalıbı ile okuyup, kâlb başka şeylerle meşgul olmamalı). Ağız aynı ağız, yazı aynı yazı, ama o nerde, bu nerde... Bir şiirde geçiyor ya;... Dâne-i fülfül siyah, hâli mahbûban siyah. Her dû su zen, inkucah, ankucah: Karabiber siyah, sevdiğimin ben'i de siyah. İkisi de yakar. Biri kalbi, biri ağzı yakar. O nerde, bu nerde... (onun için, büyük zâtlar dua ederken, onların yanında, o anda başka dua etmekle boşuna uğraşmayıp, hazırda kabul olan, makbul dua varken, o duaya amin diyerek ortak olmağa çalışırsak kârlı çıkarız. Zîra kendimize yapacağımız duanın neticesi mechul olabilir.)
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:988
Dün:1,241
Bu Ay:23,963
Toplam:13,533,534
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842