Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 24

2008 senesi, haziran ayının 5' i perşembe...
 
Enver abim İhlas Holding'de VİP salonunda yemekli sohbetde, huzurpınarına hizmet eden arkadaşları davet etmişlerdi. Yemekden sonraki sohbeti (hatıra olarak) birkaç bölüm halinde yazmağa çalışacağız inşallah.
 
O gün Enver abim buyurdu ki;
 
-2- dünden devam-
 
Efendim, Allahü teala hepinize sıhhat ve afiyet versin. Mübarekler, ya rabbi, hayırlı ömürler, hayırlı hizmetler ve hayırlı ölümler nasip eyle diye dua ederlerdi. Ya rabbi bizleri erzeli ömürden muhafaza eyle. Ben iki bakımdan çok mutluyum. Mübarekler, hasta ve ateş içinde yatarlarken başlarında onlara okuyorduk. Mübarekler bir ara gözlerini açtılar, ne bakıyorsunuz bana, buyurdular. Ben de efendim size okuyoruz, diye cevap verdim. Kitabevine bir şey oldu mu, buyurdular. Hayır efendim, dedim. Arkadaşlara bir şey oldu mu diye sordular. Hayır efendim, dedim. Gözlerini kapadılar ve tekrar uyudular. Hizmetlerde en ufak bir gerileme yok. Hep ilerleme var. Gittikçe azalmıyor, aksine gittikçe artıyor.
 
Allahü tealaya hamd olsun. Halimiz her geçen gün daha iyiye doğru gidiyor. Tabii iyinin daha iyisi olacaktır. Birkaç hedefimiz daha kaldı. Dua edelim de Allah bizi o hedeflere kavuştursun inşallah. Allah rahmet eylesin, bir gün Mübarekler buyurdular ki; Artvin'de su arıtma cihazı satan da, bu sevaba dahildir. Dolayısıyla, burası bir şirkettir, buraya ismini dâhil etmek gerekir. Mutlaka size de bir pay gidecektir. Ama hiç ismin yoksa bu hizmetden pay gelmez...
 
Karınca İbrahim aleyhisselamın ateşinin sönmesi için su taşıyormuş. Senin taşıdığın bu suyla hiç ateş söner mi, demişler. Karınca da demiş ki; Ben de ateşin sönmeyeceğini biliyorum. Ama ben tarafımı belli ediyorum. Yusuf aleyhisselam köleymiş ve pazarda satılıyormuş. Ama çok da güzelmiş. İnsanlar cüzdanlarını doldurmuş onu satın almaya gidiyorlarmış. İhtiyar mı ihtiyar bir kadın da üç tane eski bir ipi boynuna asmış, onunla satın alacakmış. Sen dur bakalım. Bütün zenginler, padişahlar bu köleyi satın almaya geliyor, sen de bu üç tane iple mi satın alacaksın, demişler. O da demiş ki; İsmim yazılsın yeter. Süleyman aleyhisselam da hem Peygamber hem de padişahmış. Her yerden hediyeler geliyormuş. Bir karınca da bir çekirge bacağını kapmış, Süleyman aleyhisselamın sarayına gitmiş. Karıncaya, nereye gidiyorsun, demişler. Hediyemi götürüyorum, demiş. Sen dalga mı geçiyorsun? Herkes büyük hediyelerle gelirken, sen bu çekirge bacağını mı götüreceksin, demişler. Karınca, oraya gidince bacağa bakmayacaklar, kim hediye getirmiş diye bakacaklar demiş. Hediye getirenlerin listesine girmek için gidiyorum, demiş.
 
- devamı var, yarın inşallah.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,275
Dün:2,127
Bu Ay:44,601
Toplam:13,096,940
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842