Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 30

2008 senesi, temmuz ayının 12' si ...
 
Enver abim, huzurpınarına hizmet eden dava arkadaşlarımı görmek istiyorum, güzelşehire getir, buyurdular. Yatsıdan sonra çok tatlı bir sohbet oldu....
 
O gün Enver abim buyurdu ki;
 
-4-
 
Çok huysuz bir adam varmış. Evinin bahçesinin kenarına millet takılsın da rahatsız olsun diye, en azılı dikenleri dikmiş. Gelen geçen rahatsız oluyor, çocuklar falan hep dikenlere takılıyormuş. Valiye gidip, efendim yoldan geçemiyoruz; zaten dar yol. Adamın bahçesindeki dikenler batıyor diye şikayet etmişler. Vali adamı çağırtarak, ne oluyor, demiş. Efendim, bahçe benim demiş. Padişah da, bahçe seninse, vatandaş da benim. Onları sök, demiş. Adam neden sökeyim, deyince, vali, sökmezsen kodes aşağıda, vurun sopayı demiş. Kelepçeleri takınca, adam vallahi sökeceğim demiş. Sonra adamı, dikenleri sökmesi için serbest bırakmışlar. Bir tanesine asılmış; ama yaşlı olduğundan neredeyse canı çıkacakmış. Kesse yine büyüyecek ve millet gene rahatsız olacak. O zaman ne yapması lazım? İşte eğer, kötü ahlak kök salarsa, bunun temizlenmesi mümkün değildir. Gidip kendine aşı yapması lazım. Bu dikenleri kesip aşı yapması, sonra bunun yerine elma, armut dikmesi lazım. Bunu anlatan mübarek zât buyuruyor ki; Mürşid-i kâmilin mutlaka bunun huyunu değiştirmesi lazım. Değiştiremezse, aşı yapar, o pisliklerden yine kurtarır. Yeter ki sen, sen olarak gitme, o olarak git. Yani ben yokum de. Mübarekler, Allahü teala rahmet eylesin, buyurdular ki; Biz Sedat'la küçüktük, çocuktuk, onun için Efendi hazretleri bize acıdı efendim. İnsan acıdığına verir; yoksa dayıya vermez. Dayılık zamanı değil. Onun için, yaş dal uzun uzun kök salmadan koparılırsa ne âlâ; ama benim huyum böyle, ben bu huyumdan vazgeçemiyorum, değiştiremiyorum demek ne demek? Git doktora aşı yap. Cenab-ı Hakka ne kadar şükr etsek az. Allahü teala bize büyükleri tanıttı. Yoksa işimiz duman olurdu. Çünki din, görmek, işitmek ve konuşmak dinidir. En şanslı insanlar, mutlaka o büyük zâtları tanıyanlar, görenler ve konuşanlardır. Böyle değilsek, hiç olmazsa talebeleriyle olmalıyız. Yani Eshab-ı kirama kavuşanlar gibi olmalıyız. Onun için, Mübarekler buyurdular ki; Bizi sevenler, gökteki yıldızlar gibidir. Kim onlarla beraber olursa, imanını kurtarır. Yani bu abiler müşrik olamaz, bid'at ehli olamaz. Günah? Allahü teala hepimizi afv etsin; ama kumaş rengini aldıktan sonra, artık o renk kalıcıdır. Eshab-ı kiram, Peygamberimizi 'aleyhissalatü vesselam' görmekle renk almıştır, kumaş renge kavuşmuştur. Artık o hep, o renkle gider. İnkar etmediği müddetçe, ne yaparsa yapsın, Eshab-ı kiram olmaktan çıkmaz.
 
- devamı var.
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,780
Dün:2,225
Bu Ay:39,424
Toplam:13,403,374
Online Ziyaretçiler:3
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842