Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 82


-11-
 
Birgün Fatih'teki evde, namazdan sonra Mübarekler anlattılar anlattılar, bir abi elini kaldırdı. Ne var kardeşim, buyurdular. Efendim, bir dua eder misiniz? Ben hemen şimdi burada öleyim, dedi. Allah Allah, siz o kadar nefsinize düşkün müsünüz kardeşim, o ölsün bu ölsün, kim yapacak bu hizmetleri? Onun için, siz yaşamak isteyin ki, dinimiz yayılsın buyurdular.
 
Hocamızdaki gayrete bakın; Mübarekler buyurdular ki; "Bir gece Efendi hazretlerine gittim. Yağmur yağdı, yerler çamur. Bir saat geçti, saat sekiz-dokuz. Dururken, Efendi hazretleri buyurdular ki; Acaba Münir nasıl? Münir abi de, Bayezid'de oturuyor. Ben hemen odadan çıktım, ayakkabılarımı giydim, yürüye yürüye, koşa koşa... Eyüp tepesinden Beyazıd'a. Gece ve kabristanın içinden... Edirnekapı'da öyle şimdiki gibi yol yok. Sadece mezarlıkların arasında patika bir yol var.. Oradan gittim, kapıyı çaldım. Münir abi çıktı; efendim Efendi hazretleri sizi sordu, nasılsınız, dedim. İyiyim, bir şeyim yok. Ellerinden öperim, dedi. Tekrar soluk soluğa geri geldim. Efendi hazretleri hâlâ sohbete devam ediyordu. Efendim, ben Bayezide gittim, Münir abiyi gördüm, dedim. Öyle mi? Nasıl buldun, dedi. İyi, sıhhati yerinde. Bir sıkıntı yok elhamdülillah, dedim. Oh, çok rahatladım, beni çok sevindirdin, dedi. O kelimeyi almak için gittim" buyurdular.
 
-devamı var-
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:245
Dün:2,294
Bu Ay:60,705
Toplam:13,113,044
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842