Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 169


2008 senesi, temmuz ayının 12'si ...
Enver abim Güzelşehir'deki evlerine, huzurpınarına hizmet eden arkadaşları yatsı namazına davet ettiklerinde, buyurdular ki;

-17-
 
Sonra, şimdi eve dedi. Peki efendim, dedim, gittik. Ben böyle ev görmedim. Küçük bir saray. Haremlik selamlık, tam Osmanlı evi. Selamlıkta, erkeklerin kaldığı yerde yerin hazır. Sen de burada kal dediler. Yok, otele döneceğim, dedim. Yarın saat dokuzda seni almaya geleceğim, hazırlan dedi. Emrin olur ağam dedik, ertesi gün saat dokuzda kalktık, hazırlandık, arabayla geldi. Benim köylerim var, şimdi köylere gidiyoruz dedi. Arabayla arazinin içinde dolaşıyoruz, ucu yok. Portakal bağçeleri var, köylüler çalışıyordu. Oğlu geldi, o da eczacıymış. Oğlu da Fransa'daymış. Arapça bir şeyler konuştular, Allah Allah dedi, kolundaki saati çıkardı, bak arkadaş, ben bu saati Paris'teyken aldım. Bu kıbleyi gösteriyor. Babam da seni çok sevmiş, al bu saat senin olsun, dedi. İstanbula geldim, arkadaşlara en çok kim kitap dağıttı diye sordum, saati ona verdim.
 
-devamı var-
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:867
Dün:1,391
Bu Ay:28,737
Toplam:13,583,538
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842