Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 202


2009 senesi, ocak ayının 29'u ...
Enver abim holdingde hasret yemeği için bazı abileri davet ettiklerinde, huzurpınarında kitap hizmetlerine iştirak eden arkadaşlarımız da davet edilmişti. Enver abim o gün buyurdular ki;

-3-
 
Mısır'da, Kahire'de bir kıtlık ve kuraklık olmuş. Hiç yağmur yağmıyormuş. Bir mübarek zâtın da bir işi varmış, Kahireye gitmiş. İnsanlar yalvarıyor yakarıyor ama yağmur yokmuş. O mübarek zât da, ya rabbi, bunun formülünü biliyorum. Söylesem sırrım meydana çıkacak; söylemesem, millet kırılıyor, günah. Hadi senin kullarına acıyayım, ben feda olayım deyip, caminin ortasına çıkmış, ey cemaat-i müslimin, yağmurun nasıl yağacağının formülü bende var. Ben biliyorum, diye bağırmış. Allah aşkına söyle, demişler. Kolay mı, onun bir şekli şemali var. Bu camiden çıkarken hepiniz ıslanacaksınız, Allahın izniyle yağmur yağacak, demiş. Aman söyle, demişler. Cübbesini çıkarıp caminin ortasına atmış, pamuk eller cebe, demiş. Ceketini çıkaran, gömleğini çıkaran, cebindekini çıkaran.. Herkes bir şey çıkarıp vermiş. Şimdi iki-üç kişi gelsin, bütün bunları fakire fukaraya dağıtıp gelsin, demiş. Hemen çıkmışlar, bütün toplananların hepsini fakir fukaraya dağıtmışlar ve dağıtıldı efendim, demişler. Şimdi açın ellerinizi deyip, ya rabbi, senin kullarını sevindirdikten sonra yapılan duayı kabul edeceğini buyuruyorsun. Biz senin fakir kullarını sevindirdik. Ya rabbi, yağmur yağdır, diye dua etmiş.
 
-devamı var-
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:667
Dün:4,680
Bu Ay:63,381
Toplam:13,257,187
Online Ziyaretçiler:7
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842