Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 213


2009 senesi, ocak ayının 29'u ...
Enver abim holdingde hasret yemeği için bazı abileri davet ettiklerinde, huzurpınarında kitap hizmetlerine iştirak eden arkadaşlarımız da davet edilmişti. Enver abim o gün buyurdular ki;

-12-
 
Bir gün hazret-i Ali 'kerramallahü vecceh' eve geldi; ama çok üzüntülüydü. Fatıma annemiz, hayırdır inşallah ya Ali. Nedir bu üzüntün, buyurdular. Buyurdular ki; Bugün hazret-i Osman 'radıyallahu anh' Cenab-ı Peygamberi 'aleyhissalatü vesselam' ve birçok Eshab-ı kiramı evine davet etti ve çok güzel bir ziyafet verdi. Ben de oradaydım. İçimden, ya rabbi, ben böyle bir hizmetten mahrumum. Cenab–ı Peygamberi davet edemiyorum. Eshab-ı kiramı çağıramıyorum. Fakirlik, yoksulluk sebebiyle, bu sevaptan mahrumum, diye üzüldüm. Fatıma annemiz buyurdular ki; Sen Cenab-ı Peygamberi ve Eshab-ı kiramı çağır, yemek benden. Hazret-i Ali 'radıyallahü anh', ya Fatıma, evde ne var ne yok ben de biliyorum, sen de biliyorsun, dedi. Fatıma validemiz, sen orasını bana bırak dedi ve hazret-i Ali 'radıyallahü anh' koşa koşa Cenab-ı Peygambere 'aleyhissalatü vesselam' gitti, ya Resulallah kızınız eve yemeğe çağırıyor, dedi. Sadece beni mi, buyurdular. Hayır, Eshab-ı kiramla beraber çağırıyor, dedi. Tamam buyurdular, Eshab-ı kiramı 'aleyhimürrıdvan' çağırıp, eve vardılar. Evde bir çömlek var, içinde bir şey yok. Sonra ona biraz su koyup, ateşe koyuyor. Çorba değil, su! Hazret-i Ali, ya Fatıma, çağırdık; fakat ne ikram edeceğiz, dedi..
 
-devamı var-
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:3,334
Dün:3,500
Bu Ay:50,622
Toplam:13,244,428
Online Ziyaretçiler:7
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842