Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 225


2008 senesi, haziran ayının 5'i ...
Enver abim holdingde yemek ve sohbet için bazı abileri davet ettiklerinde, huzurpınarına hizmet eden arkadaşlarını da getir buyurmuşlardı. Enver abim o gün buyurdular ki;

-7-

Karınca İbrahim 'aleyhisselamın' ateşinin sönmesi için su taşıyormuş. Senin taşıdığın bu suyla hiç ateş söner mi, demişler. Karınca da demiş ki; Ben de ateşin sönmeyeceğini biliyorum. Ama ben tarafımı belli ediyorum. Yusuf 'aleyhisselam' köleymiş ve pazarda satılıyormuş. Ama çok da güzelmiş. İnsanlar cüzdanlarını doldurmuş onu satın almaya gidiyorlarmış. İhtiyar mı ihtiyar bir kadın da üç tane eski ipi boynuna asmış, onunla satın alacakmış. Sen dur bakalım. Bütün zenginler, padişahlar bu köleyi satın almaya geliyor, sen de bu üç tane iple mi satın alacaksın, demişler. O da demiş ki; İsmim yazılsın yeter. Süleyman 'aleyhisselam' da hem Peygamber hem de padişahmış. Her yerden hediyeler geliyormuş. Bir karınca da bir çekirge bacağını kapmış, Süleyman 'aleyhisselamın' sarayına gitmiş. Karıncaya, nereye gidiyorsun, demişler. Hediyemi götürüyorum, demiş. Sen dalga mı geçiyorsun? Herkes büyük hediyelerle gelirken, sen bu çekirge bacağını mı götüreceksin, demişler. Karınca, oraya gidince bacağa bakmayacaklar, kimin hediye getirdiğine bakacaklar. Hediye getirenlerin listesine girmek için gidiyorum, demiş.

-devamı var-
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,008
Dün:2,086
Bu Ay:57,175
Toplam:13,109,514
Online Ziyaretçiler:7
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842