Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 371

"Nefise-i Sîret, Hasene-i sûret,
 
Rü'yeti aliyyesiyle müşerref olan zevât-ı kirâm, bahtiyardır".

Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

Allahü tealaya emanet olunuz efendim

ali zeki osmanağaoğlu


Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....
 
Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder.
 
O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir...

............

"Nefise-i Sîret, Hasene-i sûret,
Rü'yeti aliyyesiyle müşerref olan zevât-ı kirâm, bahtiyardır".
 
"Zevcetis sultan, binti sultan, ümmü Sultan"
 
…………………….
 
Allahü teala rahmet eylesin, şefaatlerine nâil eylesin inşallah.
 
Muhterem hocamız Hüseyin Hilmi Işık rahmetullahi aleyh efendinin muhterem hanımefendileri, annemiz, hanımannemiz, 5 sene evvelki bugün, dünyadan ahirete irtihal edip, sevdiklerine kavuşurken, binlerce, onbinlerce sevenini, evlâdını yetim bırakmıştı. Hanımannemiz, Abdülhakim efendi hazretlerinin ençok sevdiği talebesinden olan Ziya bey'in biricik kerîmeleri idi ve çocukluğundan itibaren Abdülhakim efendi hazretlerinin pekçok iltifatlarına kavuşmuştu. Abdülhakim Arvasi hazretleri ençok sevdiği talebesi, Hüseyin Hilmi efendiyi, pekçok sevdiği ve yanından hiç ayırmadığı, Ziya bey'in kerîmesi hanımannemiz ile evlendirdiği zaman; "Sen benim hem kızım, hem gelinimsin" buyurarak, kendi yanındaki kıymetini belirtmiştir. Hanımannemiz, Abdülhakim efendi hazretlerinin ilmi ve feyzleri ile yetişen, kendisini hayatta iken gören son ferd-i kâmil idi. Din ilimlerinde mütehassıs, büyük âlim idi. Kalb ilmlerinde de mâhir ve firaset sahibi idi. Hocamızın bütün dünyaya ehl-i sünnet itikadını yaymasında en büyük yardımcı olarak, bütün insanların ve insanlığın üzerinde hanımannemizin çok büyük hakkı bulunmaktadır.
 
Abdülhakim-i Arvasi hazretleri buyurmuşlar ki; "İyiler, iyilikleri ile beraber ahirete göç ediyorlar ve kendi yerlerini boş bırakıyorlar". İşte o iyiler, yani Allah adamı, Allah dostu olanlardır. Onlar birer ışık, onlar birer güneştir. Bu güneşler azaldıkça, yerinde başka güneş olmadıkça, azaldıkça azaldıkça, dünya biraz daha kararıyor. Her giden heybesini doldurup gidiyor. Dünyadan birşeyler götürüyor. Yeri boş kalıyor.
 
Allah rahmet eylesin, Hanımanne buyurdular ki; "Çamlıcadaydık, ben beş-altı yaşlarımdaydım, oynuyordum. Büyüklerin hepsi orada idi. Efendi hazretleri bir sandalyede oturmuş, en çok bana bakıyordu.. baktı, baktı, en sonunda cebinden küçük bir defter çıkardı, oraya bir beyt yazdı. Beni çağırdı, al Sîret bunu sakla buyurdular. Ben bilmediğim için, götürdüm babama verdim. Babam Ziya bey baktı, maşallah dedi, aman kızım, bu çok kıymetli, bunu iyi sakla. Şimdi ben saklayayım, sonra sen saklarsın dedi. Hâlâ saklı, duruyor". Allah şefaatlerine nail eylesin, Efendi hazretleri kuddise sirruh oraya yazmış ki: "Nefise-i Siret, Hasene-i suret, Rü'yeti aliyyesiyle müşerref olan zevât-ı kiram, bahtiyardır". Yani, kim onun mübârek yüzünü görürse, o sıradan insan değildir. O zevât-ı kirâmdır, büyük insandır ve bahtiyardır. Abdülhakim efendi hazretleri yine birgün buyurmuşlar ki; "Ey Siret, ben sana insan diyemem, ben sana huri diyemem, ben sana melek diyemem, ben sana peri diyemem. Sen hem insansın, hem hurisin, hem perisin, hem meleksin. Sen nesin Ey Siret!".
 
Hanımanne küçük çocukken kabakulak olmuş. Buyuruyor ki; "Abdülhakim efendi hazretleri haftada üç gün vaazdan çıkıyor, bizim eve geliyor, benim baş ucumda oturuyor, ben ateşler içinde yanıyorum, bana okuyor okuyor, nasılım diye gözlerimin içine bakıyor. Sonra ben kendime gelince, nasılsın, bugün daha mı iyisin? diye soruyor. Arkada babam Ziya bey, iyiyim de, iyiyim de diye işaret ediyor… Her tarafım dökülüyor, fakat babam orada ya, iyiyim efendim, iyiyim diyorum".
 
Rahmetli Taha amca (Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin torunlarından), çok uzun seneler evvel, Hanımanne için buyurmuştu ki; "Zevcetis sultan, binti sultan, ümmü Sultan": Sultanın hanımı, sultanın kızı ve sultanın annesi.
 
Muhterem hocamız, birgün Abdülhakim efendi hazretlerine "Efendim ben evlenmek istiyorum" buyurmuşlar. Abdülhakim efendi hazretleri de; "kiminle" buyurmuşlar. Hocamız; "Efendim siz kimi tensib buyurursanız" deyince, Efendi hazretleri de; "Sana Ziya beyin kerimesi uygundur" buyurup, aynı gün Ziya beyi çağırıp, hem istemişler, hem nikah kıymışlar. Ençok sevdiğini, pekçok sevdiğinin kerimesi ile evlendirmişler.
 
Velhasıl hanımannemiz, bizim idrakimizden uzak olan bir sultandı. Böyle güneşler birer birer azaldıkca, dünyanın karanlıklığı da artmakta, zifîri karanlık olmaktadır... Hanımanneyi tarif etmek için, (bu tâbir uygun olur mu bilemiyorum ama), halk arasında bir söz vardır; "Her başarılı erkeğin arkasında bir hanım vardır"...diye. Hocamız islamiyeti ve ehl-i sünnet itikadını dünyanın her yerine anlatabilmek için, bid'at ehlinin karşısında en sağlam kale olup, çok kıymetli yüzlerce kitabı (arının bal yapması gibi) hazırlarken, Îmân cevheri bulunan onbinlerce emsalsiz genci yetiştirirken, dinsizlerin ve mezhebsizlerin yıkmak için uğraştıkları güzel dînimizi yeniden canlandırmağa çalışırken, hep hanımannenin desteği, yardımı, fedakarlığı, vefakarlığı ve zemin hazırlaması vardı. Hocamız Hüseyin Hilmi Işık rahmetullahi aleyh efendinin dinimize olan hizmetlerini, bütün alem bilmekte, görmekte ve takdir etmektedir. Görmemek için kör olmak veya ard niyetli olmak lazım. (Bu hizmetler inşallah kıyamete kadar devam edecektir). İşte böyle büyük bir velîye, böyle büyük bir mürşîd-i kâmile bir ömür boyu hizmet etmekle şereflenen, büyük bir sultan (hanım annemiz), beş sene evvel bugün, bu fânî dünyaya veda edip, Cennet bahcesinde, pekçok sevdikleri ile buluştu. Hepimizin üzerinde çok büyük hakları vardır.
 
Şubat ayı bizim için iki hüzün bir arada fakat, eminim ki Onlar için bayram vardır. Hocamız ve Hanımannemiz Enver abimizi karşılamışlardır. Biz üzülsek de Onlar seviniyor, biz ağlasak da Onlar gülüyordur.
 
1978 senesi temmuz ayının 27 sinde, benim düğünümdeki gelin arabası, Hanımannemizin 34 TC 983 plakalı, 3 sıra koltuklu, pejo arabasıydı. Arabayı süren, (herkesin yardımına koşmayı çok seven) rahmetli bacanağım, Abdülhakim abim idi. Yanında da, biricik annesi, hepimizin annesi, hanımannemiz oturuyordu. En arkadaki (üçüncü sıradaki) koltuklarda ise muhterem ablalarım (mübarek hocamızın kerîmeleri ve gelinleri) oturuyorlardı. O gün, çok sevdiğim rahmetli bacanağım Abdülhakim abim, bizi boğaz gezisi ve Eyüp Sultan ziyaretine götürmüştü.... Her karesi bugün gibi hatırımda. 1987 senesinde hacca gitmeme dahi hanımannemiz sebep olmuştu. Kimlerin üzerinde hakkı yok ki,... bütün insanların ve insanlığın üzerinde çok büyük hakkı vardır hanımannemizin.
 
Huzurpınarı ailesi mensublarından, hanımannemizin arkasından fatihalar okumanızı, dualar etmenizi istirham ediyoruz efendim. Dua edene mi yoksa edilene mi faydası olacağı belli olmaz buyuruluyor. Üzerimizde hakkı olanları unutmayalım ki, sonra biz de unutulmayalım inşallah.
 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.
 
ali zeki osmanağaoğlu
 
...
 
Rabbim senden razı olsun,
Kabrin nur ile dolsun,
Mekanın cennet olsun
Hanımanne, cânım anne.
 
Annelerin annesisin,
Hepsinden de yücedesin,
Hocamızın gözdesisin,
Hanımanne, cânım anne.
 
Pamuk gibidir yüreği,
Evlerimizin direği,
Hepimizde var emeği,
Hanımanne, cânım anne.
 
Hocamıza imkân veren,
Gece,gündüz, hizmet eden,
Sebeb oldun, bizlere sen,
Hanımanne, cânım anne.
 
Efendinin gözbebeği,
Hem kızı, hem de gelini,
Kimse tutamaz yerini,
Hanımanne, cânım anne.
 
Kıymetini bilemedik,
Hizmetini göremedik,
Ellerini öpemedik,
Hanımanne, cânım anne.
 
Fedâ olsa da cânımız,
Aksa yerlere kanımız,
Şükrünü biz yapamayız,
Hanımanne, cânım anne.
 
Annelerin annesisin,
Cânımızdan kıymetlisin,
Rabbimizin rahmetisin,
Hanımanne, cânım anne.

 

İSTATİSTİKLER

Bugün:646
Dün:2,182
Bu Ay:48,250
Toplam:13,100,589
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842