Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 420


Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

Allahü tealaya emanet olunuz efendim.

ali zeki osmanağaoğlu


Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....
 
Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder. O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir...
 
Enver abim buyururdu ki; "Müslüman, aranılan insandır, özlenilen insandır, hasreti çekilen insandır. Bir insanın yanına yaklaşmak kolay değilse veya karşılaşmayalım şununla diye yol değiştiriliyorsa, onun imanında noksanlık vardır. Yönünü dünyaya dönen insanlarla çarpışır, yönünü ahirete dönen ise, insanlar onun gibi olmak için yarışır" buyururlardı. Enver abim sözünün eri idi. Müslümanı tarif ettiği gibi idi. Enver abinin sohbeti için sevenleri, çok şeyleri feda edip gelirlerdi. Enver abinin yanına gelebilmek, birkaç kelime sohbetini dinleyebilmek için çırpınırlar, bunun için yek vücut, yek kalb olurlardı, gözler başka bir şey görmezdi. Peki Enver abimde ne vardı, onda insanlar ne buluyorlardı?... Bunu biz kendi düşüncemizle anlayamayız, anlayabilmemiz de mümkün değildir. Fakat bunun cevabını hocamızdan 80'li yıllarda işitmiştim. Onun için yakinen biliyorum.
 
Bir zamanlar mehmed ağa diye tabir ettiğimiz bir hizmet yerimiz vardı. İkibin senelerine kadar orada 20-25 sene çok büyük hizmetler yapılırdı. Arkadaşlarımızın düğünleri dahi orada yapılırdı. Tabii düğün deyince yanlış anlaşılmasın! Bizim arkadaşlarımızın düğünü demek Enver abimizin sohbeti demekti. Mehmed ağanın bir katında mescid vardı. (zaten Enver abimin açtığı her işyerinin en güzel yeri mescid olurdu). Bayram sohbetleri, düğün sohbetleri orada olurdu. Uzak yerlerdeki abilerimiz dahi koşarak gelirler, herkes Enver abiyi görebilmek için çırpınırdı. Bayram namazına Enver abim Mehmed ağaya geldikleri için İstanbul'daki arkadaşlarımız da oraya gelirlerdi. Bir meseleyi öğrenmek insanın beynine kaydedilir. Fakat zamanla unutulabilir veya unutulmasa da tatbik edilmesi ayrı ve zor bir meseledir. Bazı şeyler vardır ki, onları öğrendiğinizde beyne değil de, kalbe yazılır. O zaman onu kolay unutmazsınız. Hatta kalbe yazılan birşeyi tatbik etmek için zorlanılmaz. Onu yapabilmek meleke halini alır sanki. Hani herhangi bir ilmihal kitabından, birisi namazı öğrenir, fakat bakarsınız ki namaz kılmıyor, hatta babası hocadır bunun. Neden kılmıyor, öğrendiği kitab ihlasla yazılmamış. Tam İlmihal Seadeti Ebediyye'den öğrenmişse, namaz kılmaması mümkün değildir. İhlasla yazıldığı ve büyüklerin yazıları olduğu için insanın kalbine kazınır. Hem öğrenirsiniz, hem seversiniz, hem de feyz alınır. Enver abimden işittiklerimiz de, mermere yazılan yazı gibi, kalbimize kazınır, nakış nakış örülürdü. Enver abim kalbden anlattığı için dinleyenlerin kalbine te'sir ederdi. İlel kalbi, minel kalbi sebîlâ diye bir söz var, kalbden kalbe yol vardır.

Haftaya devamı var inşallah.

Enver abim, asırlarda ender yetişen çok müstesna bir insandı. Allahü teala rahmeti ile merhameti ile muamele eylesin inşallah.
 
Fî emanillah.

İSTATİSTİKLER

Bugün:162
Dün:2,088
Bu Ay:67,172
Toplam:13,183,989
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842