Turkce Ust Menu

ALTIN HALKA 36 - 57

-HAYATINDAN KESİTLER-
Evlenmeleri:
-1-
1991 senesi Ocak ayının 17 si, 1 Receb 1411 Regaib Kandili idi. Kandil vesilesiyle, Fatih'deki seadethalerine kabul buyurulduk. O gün huzurları ile müşerref olduğumuzda Hocamız buyurdular ki; "Cümleten merhaba. Kandil-i şerifiniz mübârek olsun. Allahü teâlâ nasib etdi, gene kavuşduk. İki şey var ki, bu iki şeye, göz ne kadar çok ağlasa yeridir. Nedir bu iki şey? Firkat-i şebab, firkat-i ahbab. Ya'nî gençlikden ayrılmak ve dostlardan ayrılmak. Bu iki şeye, göz ne kadar kan ağlasa yeridir. Gençlik gidince bir daha geri gelmez. Ahbabdan, din kardeşinden ayrılmak da öyle. Bu söz tam bana göre. Hem gençlikden ayrıldım, hem Efendi hazretlerinden ayrıldım" buyurdular.
Nasılsınız efendim buyurduklarında, babam (Muammer dede) duanıza muhtacız efendim deyince: "Estagfirullah kardeşim. Ama doğrusu tabii hepimiz birbirimizin duasına muhtacız. Dua-i zahrul gayb icabete makrundur. İnsanın kendisine yapdığı dua şübhelidir, kabûl olmayabilir. Fekat arkasından gıyabında yapdığı dua kabûl edilir. Onun için, hepimiz birbirimize dua edeceğiz kardeşim. Her nemâzımda hepinize dua ediyorum. Efendi hazretleri en çok Ziya Beye dua ederdi, Onu çok severdi. Hatta bir gün Efendi hazretleri ellerini kaldırdı, "Yâ Rabbi Ziya kulunun bana yapdıklarına karşılıkda bulunamıyorum. Onun mükafatını sen sonsuz rahmet hazinelerinden ver. Onu sana havale etdim" diye dua etdi. Beni Efendi hazretleri Ziya beyin kızıyla evlendirdi" buyurdular. Sonra evlenmelerini teferruatıyla şöyle anlatmışlardı:
Efendi hazretleri'ne bir gün gittiğimde baktım ki, giyinmişler, hazırlanmışlar, sokağa çıkacaklar. Ben Beşiktaş'a gidiyorum. Beşiktaş'ta Rauf Efendi'nin dükkanı var, onun dükkanına gidiyorum, sen de gel, dedi. Beşiktaşda Rauf Efendi'nin dükkanına gitdik. (Rauf Efendi şimdi İzmir'de.) Beşiktaş'da hâlâ duruyor o dükkan. Büyük cadde vardı Sinanpaşa Câmi'inin yanında. O caddenin baş tarafında idi bakkaliye mağazası. Bu dükkanın yanında da ufacık bahçe vardı. Efendi hazretleri'ne bahçede koltuk koydular, oturdu. Ev sâhibi hizmet ediyordu, ben de Ankara'dan misâfir gelmişdim. Efendim, Ankara'dan bir gün için gelirdim Efendi hazretleri'ne. Harb zemânı olduğundan izn de vermiyorlardı. Ben Cum'a akşamı atlardım trene, İstanbula gelirdim. Pazar günü de akşam oradan trene binerdim Ankaraya gelirdim. Ya'nî bir gün için gelirdim. Efendi hazretlerini göreyim diye. O kadar çok severdim. Efendi hazretleriyle beraber, Beşiktaşda bahcede baş başa oturuyorduk. 1939 senesi idi. Ben yirmisekiz yaşındayım o zemân. Nasılsa, orada usûlümü bozdum. Efendi'ye hiç bir şey söyliyemezdim, süâl soramazdım. Orada dükkanın bahçesinde, efendim ben evlenmek istiyorum, dedim. Nasıl söylediğime şaşırıyorum. Öyle mi, buyurdu. Ciddi mi söylüyorsun dedi. Hiç unutmam, ciddi kelimesini söyledi orda. Evet efendim, dedim. "Peki kiminle evleneceksin?" buyurdu. Kimi emr ederseniz onunla, dedim.
 
-devamı var-

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,084
Dün:4,680
Bu Ay:63,798
Toplam:13,257,604
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842