Turkce Ust Menu

ALTIN HALKA 36 - 320

-HAYATINDAN KESİTLER-

Hüseyin Hilmi Işık efendi'nin rahmetullahi teala aleyh, sohbetlerinden bazı bölümler:

-60-
 

Bütün mürşid-i kâmiller müctehiddir, bütün müctehidler de mürşid-i kâmildir. İmâm-ı A'zâm hazretleri aynı zemânda Abdülkâdir Geylanî hazretleri gibi mürşid-i kâmildir, Abdülkâdir Geylânî hazretleri de, İmâm-ı A'zâm hazretleri gibi müctehiddir. Yalnız aralarında iş bölümü yapmışlardır. Bunu Şâfi'î âlimlerinden Abdülvehhab-ı Şârânî hazretleri "Tezkiret-ül kurtubi" kitâbında haber veriyor. Kendisi Şâfi'î âlimi olduğu halde İmâm-ı A'zâm hazretlerinin büyüklüğünü anlatıyor.

***
 
"El ulemâ-i vereset-il enbiyâ" buyuruluyor. Mal-mülk çocuğa kaldığı gibi, Peygamberlerin ilmi de âlimlere kalır. Peygamberler'in varisleri, İslâm âlimleridir. Bunlar mürşid-i kâmillerdir. İlmin bir zâhiri, bir de bâtını vardır. İlmin zâhiri hocalardır, bâtını mürşidlerdir. Hem zâhiri, hem bâtını bulunanlar mürşid-i kâmillerdir. Varis bunlardır.
 
***
 
İslam âliminde iki özellik vardır. Bu iki özellik kimde varsa, ona islâm âlimi denir. Birincisi, tevazudur. Allahü teâlâyı tanıyan, bilen başını kaldırabilir mi? Bir insan Allahü teâlâyı ne kadar tanıyorsa, o kadar korkar. Gerçek âlimler Allahü teâlâdan en çok korkan kişilerdir. İkincisi, kafadan söyleyen değil, kitaptan okuyandır, nakledendir. Filan zat şöyle buyuruyor der, kafasına göre karar vermez.
 

-devamı var-

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,690
Dün:1,483
Bu Ay:19,564
Toplam:13,613,482
Online Ziyaretçiler:3
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842