Turkce Ust Menu

ALTIN HALKA 5 - 1

Evliyânın büyüklerindendir. İnsanları Hakka davet eden, onlara doğru yolu gösterip, hakiki saadete kavuşturan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" denilen büyük âlim ve velilerin beşincisidir. Sultân-ül-Ârifîn lakabıyla meşhûrdur. Künyesi, Ebû Yezîddir. İsmi Tayfûr, babasının adı Îsâ bin Âdemdir. 160 [m. 776] veyâ 188 [m. 803] de Îrânda Hazar Denizi kenârında Bistâmda doğdu. Hanefi mezhebinde idi.
 
Dahâ annesinin karnında iken kerâmetleri görülmeye başladı. Annesi ona hâmile iken, şüpheli bir şeyi ağzına alacak olsa, onu geri atıncaya kadar karnına vururdu.
 
Çocuk iken bir gün câmi' avlusunda oynuyordu. Oradan geçmekte olan Şakîk-i Belhî "rahmetullahi aleyh" kendisini görüp; "Bu çocuk büyüyünce, zamânının en büyük velîsi olacak" buyurdu. Yine bir gün hadîs âlimlerinden bir zât onu görünce, çok hoşuna gitti. Zekâ ve anlayışını ölçmek için sordu: "Güzel çocuk, namâz kılmasını güzelce biliyor musun?" Bâyezîd-i Bistâmî de "kuddise sirruh" ona; "Evet, Allah dilerse becerebiliyorum" cevabını verince; "Nasıl?" diye sordu. Bâyezîd-i Bistâmî de; buyur yâ Rabbî! Emirini yerine getirmek üzere tekbir alıyor, Kur'ân-ı kerîmi dâne dâne okuyor, ta'zîm ile rükü'ya varıyor, tevâzu' ile secde ediyor, vedâlaşarak selâm veriyorum, deyince, o zât hayrân kaldı. Ey sevgili ve zekî çocuk! Sende bu fazîlet ve derin anlayış varken, insanların gelip başını okşamalarına niçin izin veriyorsun, diye sordu. Bâyezîd-i Bistâmî de; Onlar beni değil, Allahü teâlâ'nın beni süslediği o güzelliği mesh ediyorlar. Bana ait olmayan bir şeye dokunmalarına nasıl engel olabilirim, diye cevab verdi.

Küçük yaşta iken annesi, kendisini mektebe gönderdi. Bâyezîd hazretleri, büyük bir dikkatle derse devâm ediyordu. Bir gün Kur'ân-ı kerîm okumak için gittiği mektepte, okuduğu bir âyet-i kerîmenin (Lokman sûresi: 14.cü âyet-i kerîmesi) tesîri ile erkenden eve döndü. Annesi merak edip, niçin erken döndüğünü suâl edince, şöyle cevab verdi: "Bir âyet-i kerîme gördüm. Allahü teâlâ o âyet-i kerîmede kendisine ve sana hizmet ve itâat etmemi emir ediyor. Yâ benim için Allahü teâlâ'ya duâ et, sana hizmet ve itâat etmem kolay olsun, veyahut da beni serbest bırak, hep Allahü teâlâ'ya ibâdet ile meşgûl olayım. Annesi; seni Allahü teâlâ'ya emânet ettim. Kendini Ona ver, dedi. Bundan sonra Bâyezîd, Allahü teâlâ'nın emirlerini yapmakta gevşeklik göstermedi. Fakat annesinin hizmetini de ihmâl etmedi. Annesinin küçük bir arzûsunu, büyük bir emir kabûl edip, her durumda yerine getirmeye çalışırdı. Çünkü Allahü teâlâ'nın emri de böyle idi. Elinde olmadan iki sefer annesinin arzûsunu yerine getiremedi. Bu husûsu büyük pişmânlık içinde şöyle anlatmıştır: "Hayâtımda yalnız iki defa annemin arzûsunu yerine getiremedim. Her defasında mutlaka bana zararı dokundu. Birincisinde düştüm, burnum ezildi. İkincisinde, ayağım kaydı düştüm, omzumdaki su testisi kırıldı.
 
Soğuk ve dondurucu bir kış gecesi idi. Annesi yattığı yerden ona seslenip su istedi. Bâyezîd-i Bistâmî "kuddise sirruh" hemen fırlayıp, su testisini almaya gitti. Fakat testide su kalmamış olduğundan çeşmeye gidip, testiyi doldurdu. Buzlarla kaplı testi ile annesinin başına geldiğinde, annesinin tekrâr uykuya dalmış olduğunu gördü. Uyandırmaya kıyamadı. O hâlde bekledi. Nihâyet annesi uyandı ve "Su, su!" diye mırıldandı. Bâyezîd-i Bistâmî elinde testi bekliyordu. Şiddetli soğuk tesîri ile eli donmuş, parmakları testiye yapışmış idi. Bu hâli gören annesi; Yavrum, testiyi niçin yere koymuyorsun da elinde bekletiyorsun, dedi. Bâyezîd-i Bistâmî; Anneciğim, uyandığınız zamân, suyu hemen verebilmek için testi elimde bekliyorum, dedi. Bunun üzerine annesi; yâ Rabbî! Ben oğlumdan râzıyım. Sen de râzı ol! diye cân-u gönülden duâ etti. Belki de annesinin bu duâsı sebebiyle, Allahü teâlâ ona Evliyâlığın çok yüksek mertebelerine kavuşmayı ihsân etti.
 
-devamı var
 
İslâm Âlimleri Ansiklopedisi

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,315
Dün:2,001
Bu Ay:43,675
Toplam:13,302,377
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842