Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Güzel insanlar güzel işler yaparlar

"Evliyalar Allahü tealanın kılıcıdır. Dokunmaya gelmez".
 
Şah-ı Nakşibend hazretlerine demişler ki; "Efendim, kılıcınız çok keskin, önüne gelen gidiyor". Şahı Nakşibend hazretleride buyurmuş ki; "Biz sallamıyoruz, onlar gelip başlarını vuruyorlarsa biz ne yapalım.."
 
Allahü tealanın sevgili kullarının rızası Allahü tealanın rızasıdır. Onların öfkesi, gadab-ı ilahidir. Tabi hayatta olup olmamak da bir şey değiştirmez. Hatta vefatlarından sonra daha da tesirli olurlar.
 
Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki, "İlk'ler olmazsa, ikinciler olmaz". Onun için Eshabı kiramın ilkleri sonrakilerden çok daha kıymetlidir. Mesela Bedire katılanlar çok kıymetlidir.
 
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyorlar ki; "Cenab-ı Hakkın Cemal sıfatı ile belli bir dereceye kadar geldim. Fakat ne zaman guvalyar kalesinde hapse girdim: O kadar eziyette, sıkıntıda elde ettiklerimi başka şekilde elde edemedim. Orada Cenab-ı Hakk Celal sıfatı ile tecelli etti." Dolayısı ile Büyükler buyuruyor ki; "Hastalık, derd, bela, kemend-i mahbub-i ilahidir. Allahü teala sevdiklerinin boynuna böyle bir kemend-i ilahi atar, bu kement insanın boynuna geçtiği zaman, bir yere gidecek olsa boğulacak gibi olur, geriye gelir. Azamaz, kudurumaz.
 
Peygamberimiz "salllallahü aleyhi ve sellem" ümmetine karşı, bir annenin evladına olan merhametinden daha şefkatliymiş, Allahü teala da kullarına karşı anneden babadan onbin, yüzbin kere daha fazla şefkatli ve merhametlidir. Onların vârisleri de böyledir. Evliyaların müminlere olan şefkat ve merhameti, evladlarına olan muhabbetinden daha fazladır. Çünki, onların varlığı ve hayatı; islamiyetin yayılması, dinimizin öğretilmesi, Ehl-i sünnetin anlatılmasıdır. Onun için bu yol cennetin yoludur, yeter ki Allahü teala gaflete düşürüp de bizi nefsimizin eline düşürmesin. Bizim en büyük düşmanımız nefsimizdir. Onun için yalnız olmaktansa beraber olmak bin kere daha iyidir. Yalnız kalırsak, ya şeytanla, ya nefsimizle baş başa kalırız, bu ise çok tehlikelidir. Ama Ehl-i sünnet biriyle beraber olursak, bu seadettir.
 
İslâm âlimleri buyuruyor ki; Bir kişi Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okursa güzeldir. Kitabı birisi okuyup birisi dinlerse, buna sohbet denir ki, her türlü feyz ve bereket oradadır.
 
Güzel insanlar güzel işler yaparlar. Cenab-ı Hak hadis-i kudside Cenab-ı Peygambere "aleyhissalatü vesselam" buyuruyor ki; "Ey Habibim, sana kim gelir de, bana Allahı anlat, dinimi anlat diye bir şey sorarsa, artık sen her şeyi unut, ona hizmetçi ol." Kim olursa olsun, birisi gelip de dini meselede bir şey sorarsa, akan sular durur, orada her şey durur ve orada o hizmet yapılır.
 
İslam âlimleri buyurdular ki; Bugünün en büyük hizmeti, fitneye sebeb olmamaktır.
 
Allahü tealanın has dinine, ehli sünnet olarak hizmet etmek çok büyük bir nimettir. Eğer bu nimetin kıymeti bilinmezse elden gider. Bu nimetin elden gitmemesi için iki şart vardır. Birincisi, herkes tövbe etmelidir. Bu nimet elimizden gitmesin diye günahlarımızı düşünmeliyiz, Rabbimize yalvarmalıyız. İkincisi, bir yerde dine hizmet varsa, orada Rabbimizin rahmeti, merhameti var demektir. Bu hizmet olmazsa, Allahü tealanın rahmeti, merhameti, acıması o yerden kalkar.
 
İslâm âlimleri buyurdular ki; "Cenab-ı Hak ezelde şöyle takdir etmiş, şöyle karar vermiştir: Kullarım neyi isterse, istedikleri şeye kavuşmaları için, uygun şartları onlara hazırlarım. Kullarım neyi talep ederse, o talep ettiklerine kavuşsunlar diye önlerine uygun şartlar koyarım." Bir zamanlar insanlar Allahü tealadan cenneti talep ettiler. O zamanlar Allahü teala kum gibi evliyalar yarattı. Evliyaların varlığı, insanların kurtulması için en iyi sebeptir. Çünki insanlar Rabbimizin rızasını istiyorlardı, Cenneti istiyorlardı. Allahü teala onları Cennete kavuşturacak yolu açtı. Allahü teala alimler gönderdi, evliyalar gönderdi, millet de rahat etti. Sonra insanlar dünyalık ister oldular, ehli dünya oldular. Cenabı Hak aynı yerde, akla dünyalık olarak ne gelirse onları yarattı. Şimdi, biz Rabbimizin rızasını istediğimiz müddetçe, onun kullarına iyilik etmek istediğimiz müddetçe, ve de içinde bulunduğumuz ülkenin şartlarına, kanunlarına tam uyduğumuz müddetçe, birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz müddetçe, sevgi ve muhabbetimiz devam ettiği müddetçe, bu hizmetler kıyamete kadar devam eder. Çünki Büyükler buyuruyor ki, Hazreti Mehdi gelecek, İctihadı İmam-ı Azam gibi yani Hanefi mezhebine uygun olacak, (ama ictihadı öyle çıkacak). Müceddid olacak. İmamı Rabbani hazretlerinin mektubatını okuyacak. Demek ki mektubatın ilmi, mektubatın izahı kıyamete kadar devam edecek. Kim buna layıksa, kim buna münasipse Allahü teala onların elinde bunları devam ettirecek.
 
Bir insanın elinde veya cebinde çok kıymetli pırlanta olsa 24 saat onu düşünür. Aman hırsız gelmesin, aman kaybolmasın, aman çalınmasın; 24 saat hep aklı orada. İşte bu nimetin kıymetinin büyüklüğü anlaşılırsa, onun muhafazası için o kadar hassas davranılır.
 
Ahiret var, ölüm var, cennet var, cehennem var... Üçüncü bir yer yok. Ya siyah ya beyaz... Onun için büyükler buyuruyorlar ki; Günah yazılır, ama sevap..! Onun ne olduğu belli değil. O sevab Rabbimizin rızasına uygun mu oldu, kabul mu oldu, red mi oldu, onu Allah bilir. Ama günahta böyle bir şüphe yok. Onun için iza câe suresinde Allahü teala buyuruyor ki, " Kim Allaha tövbe istiğfar ederse onu mutlaka affedeceğim." Büyükler buyuruyor ki, Allah verdiği sözden dönmez.
 
Dünyada en zor şey, ehli sünnet itikadında olmaktır. Cenabı Peygamber buyuruyor ki; "Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacak. 72'sinin itikadı bozuk olacak, cehenneme gidecek, itikadı düzgün olduğu için biri kurtulacak". İşte bu, ehli sünnet vel cemaat fırkasıdır. Peygamberimizin cemaatine ve sünnetine tabi olandır. Cemaat demek Eshabı kiram demektir. Sünnet de İslamiyet demektir. Ehl-i sünnet vel cemaatin manası budur. Benim cemaatime ve sünnetime tabi olan kurtulacaktır buyuruldu.
 
Şimdi 73 tane altın koysalar önümüze, 72'si sahte olsa biri sağlam olsa. Kolay değil ki bulmak... Onun için Allahü teala kullarım böyle rastgele konuşmasınlar, rastgele yol tutmasınlar diye mürşidler göndermiş, eserler göndermiş, kitaplar göndermiş. Bize ne kalmış; peki demek... İşte eğer biz peki dersek, kendimize değil de, bize ehl-i sünnet itikadını anlatan mübarek zatlara peki dersek dünyada rahat ederiz, ahirette de cennete gideriz.
 
Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri gibi çok büyük bir evliya buyuruyor ki, hocama kavuştum, aklımı bıraktım ve kurtuldum.
 
Büyükler buyuruyor ki, Allahü tealanın sevgili kullarına kim kavuşursa imanını kurtarır. Çünki bu Büyükler, gökteki yıldızlar gibidir.
 
 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.

Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cuma gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:285
Dün:2,458
Bu Ay:71,818
Toplam:13,188,635
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842