Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Ebedi Seadet - 158

İKİNCİ CİLD, 19. cu MEKTÛB - 1
 
Nasîhat vermek, dînimizin birinci vazîfesidir ve Peygamberlerin en üstününe uymakdır "Ona ve hepsine üstün düâlar ve selâmlar olsun!". Ona uymak için Onun sünnetlerini, ya'nî bütün emr ve yasaklarını yerine getirmek ve Onun beğenmediği bid'atlerden sakınmak lâzımdır. O bid'atler, gecenin karanlığını yok eden, tan yerinin ağarması gibi parlak görünseler de hepsinden kaçmak lâzımdır. Çünki, hiçbir bid'atde nûr yokdur, ışık yokdur. Hiçbir hastaya şifâ yokdur. Hiçbir hastaya ilâc olamazlar. Çünki, her bid'at, yâ bir sünneti yok eder, yâhud sünnetle ilgisi olmaz. Fakat, sünnetle ilgisi olmıyan bid'atler, sünnetden aşırı, artık oldukları için, sünneti yok etmiş olmakdadırlar. Çünki, bir emri emr olunandan ziyâde yapmak, bu emri değişdirmek olur. Bundan anlaşılıyor ki, nasıl olursa olsun, her bid'at sünneti yok etmekdedir. Sünnete ters düşmekdedir. Hiçbir bid'atde iyilik ve güzellik yokdur. Keşki bilseydim ki, kâmil olan bu dinde ve Allahü teâlânın râzı olduğu islâmiyyetde, ni'metler tamâm oldukdan sonra, ortaya çıkan bid'atlerden ba'zılarına, nasıl olmuş da güzel demişler? Bunlar niçin bilmemişler ki, birşey yükseldikden, tamâm oldukdan, beğenildikden sonra, buna yapılacak eklemeler güzel olamaz. Hak olan, doğru olan birşeyde yapılacak her değişiklik, dalâlet ve sapıklık olur. Kâmil olan, tamâm olan bu dinde sonradan meydâna çıkarılan birşeye güzel demenin, dînin kemâle ermediğini göstereceğini ve ni'metin tamâm olmadığını bildireceğini anlamış olsalardı, hiçbir bid'ate güzel diyemezlerdi. Yâ Rabbî, unutduğumuz ve yanıldığımız şeyler için bizleri hesâba çekme! Size ve yanınızda olanlara selâm ederim.
 
[Sünnet kelimesinin dînimizde üç ma'nâsı vardır: (Kitâb ve sünnet) birlikde söylenince, kitâb, Kur'ân-ı kerîm, sünnet de, hadîs-i şerîfler demekdir. (Farz ve sünnet) denilince, farz, Allahü teâlânın emrleri, sünnet ise, Peygamberimizin "sallallahü aleyhi ve sellem" sünneti, ya'nî emrleri demekdir. Sünnet kelimesi yalnız olarak söylenince, islâmiyyet, ya'nî bütün ahkâm-ı islâmiyye demekdir. Fıkh kitâbları böyle olduğunu bildiriyor. Meselâ (Kudûrî muhtasarı)nda (Sünneti en iyi bilen imâm olur) diyor. (Cevhere) kitâbında burayı açıklarken (Sünnet demek, burada ahkâm-ı islâmiyye demekdir) diyor...
 
-devamı var-
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:49
Dün:1,959
Bu Ay:49,612
Toplam:13,101,951
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842