Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Ebedi Seadet - 51

BİR İHTİYÂR MÜSLİMÂNIN, KIZINA NASÎHATI VE MÜNÂCÂTI - 11

11 — NAMÂZIN FAZÎLETLERİ
 
Namazın maddî ve ma'nevî pek çok fâidesi vardır. Maddî fâideleri şunlardır: Hergün beş def'a abdest alan müslimân, temiz bir insan demekdir. Hergün, kırk def'a (kırk rek'at) Allahü teâlânın emri ile eğilerek secdeye kapanarak, ayağa kalkan bir insan, vücûdunun her uzvunu hareket etdiren bir idmâncı demekdir. Temiz ve hareketli bir insan ömrünün her yaşında sıhhatini muhâfaza edebilir. Dikkat edilirse, ömrü boyunca namaz kılanların büyük bir ekseriyeti sağlam insanlardır.
 
Namazın ma'nevî fâidesine gelince: Hergün beş def'a namaz kılmak, ya'nî beş def'a Allahü teâlânın huzûruna çıkmak, Allahü teâlâyı sık sık hâtırlamak demekdir. Allahü teâlâya inanan, ondan korkan insan, onun emrlerinin dışına çıkmış ise, namaz sâatlarında hatâsını anlar. O hatâyı tekrar etmekden kaçınır, kendini islâh etmek yolunu arar ve bulur. Kendini islâh etmek belki ilk zemânlarda kolay olmaz. Fekat, namaza devâm etdikce, Allahü teâlânın emrlerini yapar ve yasaklarından kaçınır. Böylelikle kâmil bir insan, sâlih bir müslimân olmak yoluna girer. Namaz, insanları doğru yola götürmek için en güzel bir vâsıtadır. Namaz, her müslimânı kusûrsuz bir insan hâline getirir. Böyle insanların meydâna getirdiği topluluk da, ne mutlu bir topluluk olur.
 
Namaz müslimânlığın temel taşıdır. Temelsiz bir binâ sağlam olmadığı gibi, namazsız müslimânlık da günün birinde yıkılmağa mahkûmdur.
Namaz, Allahü teâlâyı sık sık hâtırlamağa sebebdir, demişdik. Namazı terk etmek, Allahü teâlâyı unutmağa sebeb olur. Allahü teâlâ, kendisini unutanları afv etmiyor. Kendisini unutanlara Bekara sûresinin yedinci âyetinde, meâlen (onların kalblerini mühürledik) buyurdu. Bu hâle gelmekden Allahü teâlâ, cümlemizi korusun! Âmîn.
 
(Namaz, işlerimizi, kazancımızı aksatıyor. Bilhassa öğle ve ikindi namazlarında abdest almak ve namaz kılmak zordur) diyenler var. Bunların bu sözleri yersizdir. Çünki, bütün medenî memleketlerde ve her iş yerinde öğle zemânında en az bir sâat, yemek zemânı ayrılmışdır. Bu zemânda abdest almak ve namaz kılmak için, onbeş dakîka kâfîdir. İkindi zemânında ise, öğle abdesti ile, beş veyâ on dakîka içinde namazını kılmak mümkindir.
 
Namaz, dünyâ ve âhıret se'âdetlerinin kapısını açan bir anahtardır. Bu anahtarı ele geçirmek, herkesin elindedir. Nihâyet, Allahü teâlâya inanan ve tenbel olmayan bir müslimân, bu anahtarı, elde edebilir. Bu bir irâde ve azm işidir.
 
Namazını kılan kimse, Allahü teâlâya samimiyyetle inandığının kuvvetli bir delîlini de göstermiş olmakdadır.
 
Gösteriş için namaz kılmak riyâkârlıkdır. Böyle namaz kabûl edilmez. Zemânımızda gösteriş için namaz kılan, hemen hemen kalmamış gibidir. Aksine, namaz kıldığını saklayanlar çokdur. Çünki, zemânımızda, namaz kılanları, gerici, yobaz, mürteci', eski kafalı gibi tahkîr edici ve küçültücü sıfatlarla alaya almak ve onları horlamak gibi hâller almış yürümüşdür. Bunların şerrinden korunmak için, namaz kılmağı, bu gibilerden saklamak câizdir.
 
Namaz kılmanın zevkine eren bir müslimân, artık onu bırakamaz.
- Devamı var -
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:645
Dün:941
Bu Ay:45,987
Toplam:13,360,008
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842