Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Ebedi Seadet - 19

Âhıret azâbları, bir ihtimâl değil, meydânda olan hakîkatdir...
 
İmâm-ı Alî "radıyallahü anh" buyurdu ki, (Müslimânlar, âhırete inanıyor. Kitâbsız kâfirler, inkâr ediyor. Tekrâr dirilmek olmasaydı, inanmıyanlar birşey kazanmaz, müslimânlar da, zarar etmezdi. Fekat, kâfirlerin dediği olmayınca, sonsuz azâb çekeceklerdir.)
 
İslâm âlimleri, sözlerini isbât etmekde, inanmıyanların hücûmlarına akl, ilm ve fen ile cevâb vermekdedir. Müslimânlar, sözlerini isbât etmeseydi dahî, kıyâmet inkâr olunabilir mi idi? Sonsuz azâbda kalmak, bir ihtimâl bile olsa, bunu hangi akl kabûl eder? Hâlbuki, âhıret azâbları, bir ihtimâl değil, meydânda olan hakîkatdir. O hâlde, inanmamak, aklsızlık oluyor.
 
İslâm dînini bilmiyenlerin ba'zısı ise, milletin sağlam îmânını, ilme ve akla dayanarak bozamıyacaklarını, islâma hücûm etdikçe, kendi yüz karalarının meydâna çıkdığını görerek, hîle, yalan yoluna sapıyor. Müslimân görünüp ve müslimânlığı beğenici ve medh edici yaldızlı yazılar yazıp, fekat, bu yazıları ve sözleri arasında müslimânlığın esâs ve temel mes'elelerini, sanki müslimânlık değilmiş gibi ele alıp kötülüyorlar.
 
Okuyucuları ve dinleyicileri bunlardan soğutmağa ve ayırmağa çalışıyorlar. Allahü teâlânın emr etdiği ibâdetlerin vaktlerini, mikdârlarını ve şekllerini uygunsuz görerek, böyle olacağına, şöyle olsaydı, dahâ iyi olurdu diyorlar. İbâdetlerin rûhlarından, içlerinde saklı bulunan inceliklerden, fâidelerden ve kıymetlerden haberleri olmadığı için, bunları basît ve ibtidâî fâidelere âlet sanarak, sanki düzeltmeğe yelteniyorlar.
 
Birşeyi bilmemek, insanlar için kusûr ise de, anlamadığına karışmak, ayrıca pek gülünç ve acınacak bir hâl oluyor.
 
- devamı var -

İSTATİSTİKLER

Bugün:603
Dün:958
Bu Ay:22,337
Toplam:13,531,908
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842