Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Ben, onun gibi müslüman görmedim

Ebû Bekr Ensârî "rahmetullahi aleyh" hazretleri, Bağdad evliyasındandır. Bir sene hacca gitti. Fakat parasını çaldılar. Mekke-i Mükerreme'de uzun süre aç kaldı. Açlığını giderecek bir şey de bulamadı. Nihâyet bir gün ibrişim bir kese görüp aldı. İçinde pırıl pırıl, benzeri bulunmayan, inciden bir gerdanlık olduğunu gördü. Bu sırada bir ses duydu. İhtiyar bir kişi bağırarak; "İçinde inci olan kaybolmuş keseyi bulup getirene, şu elbise ile beş yüz dinar vereceğim." diyordu. Onun yanına giderek, keseyi teslîm etti. O da vâd ettiği elbiseyi ve beş yüz dinarı verdi. Ebû Bekr Ensârî onun verdiklerini almak istemedi ve; "Bunun için bir karşılık istemem." dedi. Bir süre sonra Ebû Bekr Ensârî Mekke-i mükerremeden ayrıldı. Cidde'den gemiye bindi. Gemi yola çıktıktan bir zaman sonra fırtına çıktı ve dalgalar gemiyi parçaladı. Gemide bulunanların çoğu boğuldu. Malları telef oldu. Ebû Bekr Ensârî büyükçe bir tahta parçasına tutunup bir müddet denizde kaldı. Sonra bayıldı, ancak dalgalar onu bilmediği bir yere sürükleyip kıyıya attı. Kendine gelince, sonra orasının Yemen'de bir ada olduğunu öğrendi. Oradaki insanlarla tanıştı. Mescidlerinden birinde Kur'ân-ı kerîm okudu. Oranın halkının büyük bir kısmı onu dinlemek için mescide koştu. Ondan, kendilerine ve çocuklarına Kur'ân-ı kerîmi öğretmesini isteyince, dileklerini yerine getirdi. Daha sonra ona; "Aramızda yetim bir kızcağız var. Onunla evlenmenizi isteriz." diyerek ısrar ettiler. O da ısrarlarına dayanamayarak evlendi. Akrabâları kızı, boynunda pırıl pırıl parlayan gerdanlık olduğu halde evine getirdiler. Bu gerdanlık, yolda bulduğu kesenin içindeki gerdanlığın aynısı idi. Ona dikkatle bakmaya başladı. Gerdanlığa dikkatle bakması, kızın akrabâlarının dikkatini çekti. Sebebini sorduklarında, onlara, Mekke-i mükerremede başından geçen gerdanlık hâdisesini anlattı. O zaman onlar, tehlîl ve tekbîr getirmeye başladılar. Onlara; "Siz niye böyle yapıyorsunuz?" diye sorduğunda; "Anlattığın hikâyedeki o gerdanlığın sâhibi olan ihtiyar, bu kızın babasıdır. O duâ eder ve senin için; "Ben, onun gibi müslüman görmedim. Yâ Rabbi! Kızımı ona nikâh etmeyi bana nasib et!" derdi. İşte şimdi o durum hâsıl oldu. Siz onun kızıyla evlendiniz." dediler. Bu evlilikten iki çocuğu oldu. Daha sonra zevcesi vefât etti. Gerdanlık, çocuklarıyla ona kaldı. Sonra iki çocuğu da vefât edince, o gerdanlık ona intikâl edip elinde kaldı. O da onu sattı ve eline geçenleri Allah yoluna sarfetti.

İSTATİSTİKLER

Bugün:44
Dün:1,580
Bu Ay:26,775
Toplam:13,620,693
Online Ziyaretçiler:7
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842