Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

İslâm Ahlâkı - 49

İnsanların işleri yalnız irâde-i cüz'iyye ile meydâna gelmez. Ya'nî insanın her istediği vücûde gelmez. Yalnız Allahü teâlânın irâdesi ile de yaratmak âdeti değildir. Bunun için, insanlar işlerinde mecbûr değildirler. İnsan irâde eder. Hareket etmesini ister, kudretini kullanır, Allahü teâlâ da, irâde ederse, iş meydâna gelir. Şeytân, (İnsan, Allahü teâlâ isterse ibâdet yapar, istemezse yapmaz. O hâlde insan, işleri yapıp yapmamakda cebr olunmakdadır. İnsan çalışsa da, çalışmasa da, ezeldeki kazâ ve kader hâsıl olacakdır) diyerek aldatmakdadır. İnsanın işleri ezeldeki takdîr ile meydâna geliyor ise de, meydâna gelmeleri için, önce kul irâde-i cüz'iyyesini kullanmakdadır. İşin yapılmasını veyâ yapılmamasını istemekdedir. İnsanın işlerini Allahü teâlânın ezelde takdîr etmesi demek, insanın neleri irâde edeceğini bilmesi ve dilemesi demekdir. Bunları Levh-ül-mahfûzda yazmışdır. Böyle olduğu için, kulun mecbûr olması lâzım gelmez. Büyük islâm âlimi seyyid Abdülhakîm efendi, (Ezeldeki kazâ ve kader, Allahü teâlânın kullarının neleri yapmak istediğini ezelde bilmesidir. Neleri yapmasını ezelde emr etmesi değildir) buyurdu. Ya'nî kazâ ve kader, emr-i ezelî değildir, ilm-i ezelîdir. Ya'nî bir cebr-i mütehakkim değil, ilm-i mütekaddimdir.

- devamı var -

İslâm Ahlâkı

İSTATİSTİKLER

Bugün:989
Dün:1,394
Bu Ay:23,804
Toplam:13,578,605
Online Ziyaretçiler:4
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842