Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Peygamber Efendimiz - Mûcizeleri - 50

MERKEBİN KONUŞMASI
 
Resûlullah, büyük bir orduyla bir gün yine,
Gazâya gidiyordu, müşrikler üzerine.
 
Şiddetli susamıştı o gün eshâb-ı kirâm.
Ve lâkin içmek için, "Su" yoktu tek bir gram.
 
O esnâda, Habeşli bir köle gidiyordu.
Devesinde "bir kap su", almış götürüyordu.
 
Eshâb su arıyorken, bu köleyi gördüler.
Hemen Resûlullahın yanına götürdüler.
 
Resûlullah, o kabı istedi o köleden.
Ve mübârek elini, üstüne koydu hemen.
 
Fışkırmaya başladı o anda kaptan sular.
Cümle eshâb-ı kirâm, içip abdest aldılar.
 
Kap, yine su doluydu, verdiler o köleye.
Ayrıca para dahî eylediler hediye.
 
Resûlullah, köleyi uğurlarken o günü,
Mübârek eli ile, sıvazladı yüzünü.
 
Vaktâ ki nûrlu eli, yüzüne etti temâs,
O siyah yüz, bir anda oldu "Nûrlu" ve "Beyaz".
 
O köle, bu hâliyle binerek devesine,
Resûl'e vedâ edip, döndü kabîlesine.
 
İnsanlar, o köleyi görünce tâ uzaktan,
Onu tanımadılar o nûr ve beyazlıktan.
 
Dediler: (Gelen deve, bizim devedir, fakat,
Bizim köle değildir üzerinde gelen zât.)
 
Köle gelip, vak'ayı onlara anlatınca,
Hep müslümân oldular o kabîle topluca.
 
Yine "Hayber" fethinde, ganîmetlerden o gün,
Bir "Merkeb" düşmüş idi hissesine Resûl'ün.
 
Bu soylu ve cins hayvan, Peygamberi görünce,
Sevinip, raks etmeye başladı hemen önce.
 
Sonra da dile gelip, dedi: (Yâ Resûlallah!
Çok şükür, beni sana hizmetçi yaptı Allah.
 
Şimdi benim şudur ki yegâne, tek murâdım:
Hep senin yanında ve hizmetinde olayım.
 
Zîrâ bir yehûdînin hizmetindeydim önce,
Uygunsuz konuşurdu, ismini işitince.
 
Ben dahî, bu sebepten onu hiç sevmiyordum.
Ve onu, bile bile yere düşürüyordum.
 
Nihâyet firâr edip, kurtuldum o kişiden.
Ve senin hizmetinle şereflendim şimdi ben.)
 
O Server, kendisine buyurdu ki bâ-husûs:
(Sana bir eş alayım, olsun yine yavrunuz.)
 
Dedi: (Yâ Resûlallah, hiç yavru olmaz bizden.
Zîrâ işitmişiz ki biz dedelerimizden,
 
"Yetmiş" yavrusu olur toplam bu sülâlenin.
Ve bineği olurlar, hepsi bir Peygamberin.
 
Yetmişinci, "son yavru", en şerefli yavrudur.
Zîrâ son Peygambere, o yavru binek olur.
 
"Son yavru" işte benim, sen de "Son Peygamber"sin.
Eğer izin verirsen, bineğinim ben senin.)
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:333
Dün:2,220
Bu Ay:52,116
Toplam:13,104,455
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842