Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Pınardan Damlayanlar - 279

- dünden devam -
 
Mektubat'ta geçiyor; hepsi cana zehirdir şeker bile olsa. Onun için kendi Hocasının talebeleri kendi öz kardeşleridir, onlarda fani olmaktır. Ama çok zordur. Onun şunları var benim neden yok meselesi, yiyip bitirir insanı. Dedikodu, fitne, yiyip bitirir insanı. Bu konuyu geçmek o kadar zor, o kadar zordur ki, geçebilen kurtulur. Zaten fenafil arkadaştan geçmeden hocasında fani olamaz. Nasıl olamaz. Vaktiyle belki yirmi-yirmibeş sene evveldi. Mübareklerin celalli bir ânını görmüştüm. Bazen pek nadir de olsa büyüklerin celalli zamanları da olur. Hep böyle yumuşak değil, bazen sert, azarladıkları olurdu. Enver abi de böyle yumuşaktır ama bazen sert oldukları zamanlar olur. Duruma göre tabi. İnsanın her hali her zaman bir olmayabilir. Bir gün Mübarekler; iki arkadaş münakaşa etmiş de, ikisine birden kırıldılar ve kızdılar. Nasıl bağırmışlardı. Onun kalbinde hiç mi bizim sevgimiz yoktu da birbirlerini kırmışlar, buyurmuşlardı. Ne oldu şimdi, iki kişi kavga etti, hocalarını üzdüler. Ne oldu, hocalarından aldıkları feyz inkıtaya, kesikliğe uğradı. Niye ? Arkadaşına kırıldığı için. Niye ? O arkadaşı O hocasının talebesi. Bir arkadaşına, hocasının sevdiği bir talebesine kırılıyor, inciniyor, aldığı feyz de ikisinde de kesikliğe uğruyor. Kim kabahatli ise ona daha çok. Yani, şikayet etmiyecek, hem şikayet edilmeyecek. Enteresan bir yol. Hasılı, fenafil arkadaş meselesi çok zordur. Burayı geçen zaten hocasını sevindirmiş olur, arkadaşlarında fani olduktan sonra hocaları daha bir memnun olur. Hocalarında fani olmak ondan sonra daha kolaylaşmış olur. Her ne kadar kolaylaşsa da daha sonraki adımlara nazaran çok zordur. Bu ilk iki adımı geçmek insanın bir ömrüne mâl olabilir de bir arpa boyu yol ilerlemeyebilir. Çok gittim zanneder, arkasına bir bakar ki bir arpa boyu gitmemiştir. Tabii, insanın kabiliyeti, kalbindeki duruma, nefsinin çıkardığı engelleri, bunları aşması kolay şeyler değildir. O büyüklerden yardım istenir, O büyüklerin himayesinde ançak geçilir, yoksa insan kendi başına bu yolları geçemez. Çünki, geçilmemiş, gidilmemiş bu yollarda, bilinmeyen karanlık yollarda ancak o yolları bilenin elinden tutularak gidilir. Hani, yüzaltıncı mektubda, sık sık Mektubat'ta geçiyor ya; Hakkın ve hak adamlarının yardımı olmadan, melek de olsa kurtulamaz yüz karalığından. Allahü tealanın sevdiği kullarının yardımı olmadan bu yollardan geçilmez. Velhasıl, demek ki bir yere kavuşan her yere kavuşur, her yere kavuşmak istiyen hiç bir yere kavuşamaz. Onun için bir yere bağlanıp, O ne derse odur, Ondan başkasını görmem diyebilmek. O bembeyaz bir yere, bu mavidir, kırmızıdır derse, baş üstüne efendim, ben yanlış görmüşüm, bu elbette kırmızıdır diyebilmelidir. Hocasında hata arıyan, hocasını imtihan etmek istiyen, acaba benim hocam şuraya da varmış mıdır diyebilen, düşünen, hiç bir yere varamaz ve hiç bir istifade edemez.

İSTATİSTİKLER

Bugün:611
Dün:1,833
Bu Ay:57,442
Toplam:13,251,248
Online Ziyaretçiler:6
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842