Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Pınardan Damlayanlar - 72

Bir medresede iki talebe varmış. Medreseyi bitirdikten sonra kalb ilimlerini de öğrenmek için bir mürşid-i kamil bulmaya karar vermişler. Yola çıkıp, diyar diyar dolaşalım, kendimize bir mürşid-i kamil bulalım demişler. İlim tamam, tasavvuftan da nasibimizi alalım demişler. Birgün bir yere geliyorlar, esmer bir zat, ayakları çıplak, dikenler üzerinde yürüyor... Ona soralım demişler.. Diyorlar ki biz bir mürşidi kamil arıyoruz, buralarda varmıdır diyorlar... Hayırlı olsun diyor. Etrafı koklayayım, nerde varsa söylerim diyor. Şarka dönüyor kokluyor, garba dönüyor kokluyor, cenuba dönüyor kokluyor… Diyor ki, evlatlarım maalesef bulamadım. Sizi irşad edecek kendimden başka kimseyi bulamadım diyor. Bu iki arkadaş şaşırmışlar, bu esmer adama, bu sırtında çalı çırpı olan adamamı tabi olacağız diyorlar.. Biri içinden peki diyor, diğeri olmaz diyor. Fakat ikisi de tamam kabul diyorlar. Ama biri içinden, biri dışından kabul… Dergaha geliyorlar, içinden tamam diyen inanılmaz derecede bir terakkiye varıyor. Öteki de yerinde sayıyor. Birgün arkadaşına diyor ki, ya kardeşim ne oldu, sen çok ilerledin, ben olduğum yerde sayıyorum. O da, içini temizle diyor. Ben içimden teslim oldum, sen de öyle yap. Tövbe-istiğfar ediyor. İlk sohbette, yanındaki arkadaşından on kat daha fazla ilerliyor. Zaten kabiliyeti var, herşeyi mükemmel, yalnız herşey peki demesine bağlı. Ama ağız ile değil, kalp ile peki demek lazım. İşte bu zat Zengi Ata hazretleri... Çok büyük zatlar yetiştirmiş. Göz insanı işte böyle yanıltır.
 
 Kimler dünyada birbirini severse, birlikte olursa, ahirette de birlikte olacaklardır. 

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,286
Dün:1,989
Bu Ay:25,945
Toplam:13,449,185
Online Ziyaretçiler:6
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842