Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

ELVEDÂ YÂ ŞEHR-İ RAMAZÂN - 26

Hoşgeldin Huzur Ayı

Gülbahçesinden...
 
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Allah Kadir gecesini ümmetime hediye etmiş, ondan önce kimselere vermemiştir.) [Deylemî]

Kâinatın Efendisi
 
Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem"
 
RESÛLULLAHIN GÜZEL AHLÂK VE ÂDETLERİ

11-Eshâbından birini üç gün görmese, onu sorardı. Yolculuğa gitmiş ise, hayr duâ eder, şehirde ise, ziyâretine giderdi.
 
12-Yolda karşılaştığı müslümana önce kendi selâm verirdi.
 
13-Deveye, ata, katıra ve eşeğe biner, bâzan başkasını da arkasına oturturdu.
 
14-Misâfirlerine, Eshâbına hizmet eder, (Bir kavmin efendisi, en üstünü, onlara hizmet edendir) buyururdu.
 
15-Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Sessizce tebessüm ederdi. Bâzan gülerken mübârek ön dişleri görünürdü.
 
16-Hep düşünceli, üzüntülü görünür, az söylerdi. Konuşmaya tebessüm ederek başlardı.
 
17-Lüzûmsuz ve faydasız birşey söylemezdi. Lâzım olunca, kısa, faydalı ve mânası açık olarak söylerdi. İyi anlaşılması için bâzan üç kere tekrar ederdi.
 
18-Yabancı ile ve tanıdıklarla ve çocuklarla ve ihtiyâr kadınlarla ve mahrem kadınlariyle latîfe, şaka yapardı. Fakat bunlar, Allahü teâlâyı bir an unutmasına sebep olmazdı.
 
19-Heybetinden kimse yüzüne bakamazdı. Birisi gelip mübârek yüzüne bakınca terlerdi. (Sıkılma! Ben melik değilim, zâlim değilim. Kurumuş et yiyen bir kadıncağızın oğluyum) buyururdu. Adamın korkusu gidip, derdini söylemeye başlardı.
 
20-Bekçileri, kapıcıları yoktu. Herkes kolayca yanına gelip, derdini anlatırdı.
 
21-Hayâsı çoktu. Konuştuğu kimsenin yüzüne bakmaya utanırdı.
 
22-Kimsenin aybını yüzüne vurmazdı. Kimseden şikâyet etmez, arkasından söylemezdi. Bir kimsenin sözünü veya işini beğenmediği zaman, (Bazı kimseler, acaba neden şöyle yapıyorlar?) derdi.
 
23-Allahü teâlânın sevgilisi, resûlü ve makbûlü iken, (Allahü teâlâyı en iyi tanıyanınız ve Ondan en çok korkanınız benim) buyururdu. (Benim gördüğümü görseydiniz, az güler, çok ağlardınız) der, havada bulut görünce, (Yâ Rabbî! Bu bulutla bize azâb gönderme!) derdi. Rüzgâr esince, (Yâ Rabbî! Bize hayrlı rüzgâr gönder) diye duâ ederdi. Gök gürleyince,(Yâ Rabbî! Bizi gadabınla öldürme, azâbınla helâk etme ve bundan önce bize âfiyet ihsân eyle!) derdi. Namaza dururken, ağlıyan kimsenin içini çektiği gibi, göğsünden ses işitilirdi. Kur'an-ı kerim okurken de, böyle olurdu.
 
24-Kalbinin kuvveti, şecâ'ati şaşılacak kadar çoktu. Huneyn gazâsında, müslümanlar, ganîmet toplamak için dağılıp, üç dört kimse ile kalmıştı. Kâfirler hep birden, hemen hücûm ettiler. Resûlullah onlara karşı durup kaçırdı. Birkaç defa oldu. Aslâ gerilemedi.
 
--devamı var-
 
Herkese Lazım Olan Îmân

Fitre (fıtra) vermenin önemi
 
Sual: Kimlerin fıtra vermesi gerekir?
 
CEVAP
İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın fıtra vermesi vacib olur. Nisaba malik değilse fıtra vermesi vacib olmaz; fakat vermesi iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazan orucu, gökle yer arasında durur. Sadaka-i fıtr verilince yükselir.) [Ebu Hafs]
(Sadaka-i fıtr, oruçlunun, uygunsuz sözlerinden hâsıl olan günahları temizler.) [Beyheki]
(Sadaka-i fıtr, zenginlerinize bir tezkiyedir. Fakirleriniz de verirse, Allahü teâlâ onlara daha çoğunu verir.) [Ebu Davud] (Tezkiye, temize çıkarma, temizleme demektir.)
 
Diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fıtra vermesi farzdır. Hadis-i şerifte, (Sadaka-i fıtrı, küçük büyük, zengin fakir herkesin vermesi gerekir) buyuruldu. (Ebu Davud)
 
Dinen zengin olmayan herkes, fıtra, zekât alabilir. İhtiyacı olan eşya ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın, fıtra vermesi vacib olur. Fıtra, zekât alması, haram olur. Fıtra nisabına katılacak malın ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez
 
Sadaka-i fıtr, Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek caizse de bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevabdır. Şafii'de Ramazandan önce verilmez. Bayramdan sonraya da bırakılmaz. Hastalık gibi herhangi bir özürden dolayı oruç tutamayan kimsenin de, zenginse fıtra vermesi gerekir.
 
Ana babaya, dedeye, büyük anneye, evlada, toruna, hanıma ve kâfire fitre verilmez. Fakir olmak şartıyla geline, damada, kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa fitre verilir. Hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya fitre vermek daha çok sevab olur. İmameyn'e göre, borçlu ve fakir kimseye, hanımı fitre verebilir. (Mevkufat)
 
Sadaka-i fıtrın miktarı her yıl değişmez. Ya bu ürünlerin kendisini veya tutarları kadar altın yahut gümüş vermek gerekir.

Fıtranın cinsi Miktarı (gr)
Buğday 1750
Un 1750
Un (iyi) 1750
Arpa 3500
Kuru üzüm 3500
K. üzüm (iyi) 3500
Hurma 3500
Hurma (iyi) 3500

 
Huzur Damlaları...
 
Hazret-i Âişe "radıyallahü anhâ" buyurdu ki: (Resulullah "sallallahü aleyhi ve sellem" Ramazan-ı şerifin son on gününde her zamankinden daha fazla ibadet ederdi.) (Tirmizî)
 
(Ey Oğul İlmihâli)nde buyuruluyor ki: (Gecenin en karanlık zemânında, ya'nî seher vaktinde ibâdet eyle ki, yarın sıratdan geçerken her tarafın aydınlık olsun.Bu ibâdetlerin en kıymetlisi ilmihâl kitâbı okumak, öğrenmek ve öğretmekdir. Kudretin yetdiği kadar câmi'lere sâlih imâm ve müezzin gelmesine çalış! Sâlih, günâh işlemiyen, çalgı dinlemiyen, karısını, kızlarını harâmlardan koruyandır.)

Hikmetler...
 
KADİR GECESİNE RASTLAMIŞ OLAN BİR GECEYİ İHYA ETMEK...
 
Peygamber efendimiz "aleyhisselam", daha önceki ümmetlerden bin sene cihad eden insanları düşünüp, benim ümmetimin ömrü kısadır, az ibadet ederler diye düşününce, Allahü teâlâ, (Kadir gecesi senin ve ümmetinindir) buyurup Habibinin kalbini ferahlandırdı. Hem de Kadir gecesi her Ramazanda gelir.
 
Peygamber efendimize kendisinden önceki insanların ömürlerinin ne kadar olduğu bildirilince, kendi ümmetinin ömürlerini kısa buldu, uzun ömürlü olan diğerlerinin işledikleri salih amelleri işleyemezler diye düşününce. Allahü teâlâ, Ona bin aydan hayırlı olan Kadir gecesini ihsân etti.(İ. Mâlik)
 
Resulullah efendimiz, (Beni İsrâil peygamberlerinden 80 yıl Allahü teâlâya ibadet eden oldu) buyurunca, Eshâb-ı kirâm hayret ettiler. Bunun üzerine Cebrâil aleyhisselam gelip; (Ya Resulullah, senin ümmetin bu peygamberlerin, 80 yıllık ibadetine şaşarlar. Allah sana ondan iyisini gönderdi) diyerek, (Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır) mealindeki âyeti okudu.(Tefsiri mugni)
 
Kadir gecesi hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
 
(Kadir gecesinde, bir kere Kadir suresini okumak, başka zamanda Kur'an-ı kerimi hatim etmekten daha sevaptır. Kadir gecesinde bir tesbih (Sübhanallah),bir tahmid (Elhamdülillah), bir tehlil (Allahü ekber) söylemek yedi yüz bin tesbih, tahmid ve tehlilden kıymetlidir. Bu gece koyun sağımı müddeti kadar [az bir zaman] namaz kılmak, ibadet etmek, bir ay bütün geceleri sabaha kadar ibadetle geçirmekten daha kıymetlidir.) [Tefsiri Mugni]
 
(Kadir gecesinde Kadir suresini okuyan, Kur'an-ı kerimin dörtte birini okuma sevabına kavuşur.)
 
(Sevabını Allah'tan umarak, Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affolur.) [Buhari]
 
Ramazanı şerifin her gecesi Kadir suresini okuyan Kadir gecesinde okumuş olur. Kadir gecesinin günü de, gecesi gibi fazilette aynıdır. Resulullah, Kadir gecesinde, (Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül afve fa'fü annî) duasını okurdu. (Ya Rabbi, sen affedicisin, kerîmsin, affı seversin, beni de affeyle) demektir.
 
Hazret-i Ömer "radıyallahü anh" buyurdu ki: (Allahü teâlâ altı şeyi altı şeyde gizledi. Rızasını taatte, gazabını günahlarda, İsm-i a'zamı Kur'an-ı kerimde, Evliyayı insanlar arasında, ölümü, ömür içinde, Kadir gecesini Ramazan-ı şerif içinde gizledi ve orta namazı beş vakit içinde gizledi.)
 
Mübarek vakitlerde, günâhlardan titizlikle uzak durmalı, tâatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zirâ Allahü teâlâ tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur.(Mev'ize-i hasene)
 
İmam-ı a'zam hazretleri, Kadir gecesinin, Ramazanın 27. gecesine çok isabet ettiğini bildirmiştir. (Kadir gecesine rastlamış olan bir geceyi ihya eden, kadir gecesini ihya etmiş gibi sevap kazanır) hadis-i şerifini düşünerek sık sık vâki olan 27. gece ihya edilirse, o gece Kadir gecesi olmasa bile, büyük sevaba kavuşulur.
 
Ramazanın her gecesini Kadir gecesi bilerek hareket edilirse Kadir gecesine rastlanmış olur. Her gün en az şunlar yapılmalı:

1- Yatsı namazında Zammı sure olarak Kadir suresini okumalı.
2- Kadir gecesi okunacak duayı okumalı.
3- Bir iki sayfa Kur'an-ı kerim okumalı.
4- İlmihalden bir iki sayfa okumalı.
5- Az da olsa sadaka vermeli, kaza namazları kılmalıdır.
6- Gece seher vakti, iki rekat namaz kılıp, Silsile-i aliyyeyi okuyarak, o âlimlerin hürmetine dua etmelidir.
[Silsile-i aliyye, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye'de ve Faideli Bilgiler kitabında yazılıdır.]
7- Gündüzü de gecesi gibi kıymetli olduğu için gündüzleri de değerlendirmelidir.
Fıkıh Bilgileri...
 
ANADOLU TOPRAĞI UŞURLU DEĞİL MİDİR?
 
Son zamânlarda mîrî erâzînin çoğu, devlet tarafından vakf edilmiş veyâ millete satılmış, her iki şeklde de, uşrlu olmuşdu. Böylece, Anadolu ve Rumelideki toprakların hemen hepsi, milletin mülkü olup, uşrlu olmuşdu. Görülüyor ki, tarladan uşr veyâ harâcdan birini vermek lâzımdır. [Zor ile alınıp da, kâfirlere bırakılan veyâ sulh ile alınıp, kâfirlerin olan toprakdan (Uşr) alınmaz, (Harâc) alınır.] Ba'zıları, Anadolu toprağı uşrlu toprak değildir, diyor. Hâlbuki, şimdi memleketimizde mîrî toprak yokdur. Herkesin tarlası, bostanı, kendi mülküdür, yâhud kirâcıdır. Mahsûlün uşrunu vermeleri farzdır.
Osmânlılar zamânında beş dürlü toprak vardı:
1 - Milletin mülkü olan topraklar olup, pek azı harâclı, pek çoğu uşrlu idi.
2- Beyt-ül-mâlın toprakları, ya'nî mîrî topraklar. Memleketin çoğu böyle olup, kirâya verilirdi. Sonraları çoğu millete satıldı. Uşrlu oldu.
3- Vakf topraklar olup, mahsûlü uşrlu idi.
4- Umûma terk edilen meydânlar, çayır ve benzerleri.
5- Beyt-ül-mâlın ve hiç kimsenin olmıyan dağlar gibi, ormanlar gibi yerler olup, buraları işletip mahsûl alan müslimân, uşr verir.
 
Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye

(26 Ramazân 1438 - 21 Haziran 2017 Çarşamba)
 
İmsak: 03.03 İftar: 20.48

Not:
İmsak vakti, oruca başlama zamanıdır. Sabah namazı imsaktan 20 dakika sonra kılınabilir.
 
Diğer şehirler ve ülkeler için:
www.turktakvim.com
www.namazvakti.com

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,132
Dün:2,225
Bu Ay:38,776
Toplam:13,402,726
Online Ziyaretçiler:3
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842