Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1835

Enver abiler buyurdular ki;
 
Mübarekler, âlimi tarif ettiler ve buyurdular ki; Efendim, islam âlimi demek kitaptan söyleyen zat demektir.. Bakardım Efendi hazretlerine, giderdim yukarıya, bakardım o kitap orada, o kitap orada. Mübarek hatta son zamanlarda bazen iki gözlük üst üste koyardı. Üstünü çizer, oradan not alır. Sonra kitapları çantaya koyar, vaaz vermeye giderken, o kitaplarla, notlarla beraber giderdi. Hatta Ziya bey, rahmetli, vefat ettikten sonra yedi sekiz dosya,-beraber tasnif ettik hocamızla-, hep Efendi hazretlerinin notları, vaaz vereceği zaman ne söyleyecekse, hepsi orada. Mübarekler buyurdular ki; "O kitaplardan aldıkları notların hepsini mutlaka biliyordu, ama âlim kafadan söylemez, âlim kitaba bakarak söyler hükmüne uygun olarak Efendi hazretleri, kitaba bakar, kitaptan söylerdi. Ahmet Mekki efendi açardı kitabı, kitaptan söylerdi vallahi. Siz hiç Mübareklerin yazdığı kitaplarda, ben şöyle anlıyorum diye var mı öyle bir şey. Filan âlim şöyle buyurmuş, filan zat böyle söylemiş, filan kişi böyle anlatmış. Neden? Âlim olduğu için. İşte, islamiyet ile cehalet, doğu ile batı gibidir. Nerede din varsa ilim orada vardır. İlim nerde varsa din oradadır. Cahillik kadar dinimizi mahveden, bozan hiç bir şey yoktur. Çünki, cahil insanlar bu cehaletlerini örtmek için daima kendi düşüncelerini söylerler. Her söylenen kendi düşünceleri, islamiyette bir yara açmıştır. Fena, çok fena. Onun için, Allah hakkı için söylüyorum, Allah rızası için söylüyorum, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye hepimize yeter, artar bile.
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:110
Dün:845
Bu Ay:19,103
Toplam:13,931,264
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842