Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1855


Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.
 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim

ali zeki osmanağaoğlu


Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....

Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder.
 
O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir...
 
2012 senesi, Kurban bayramında (Kasım'ın 27 si), ikindi namazından sonra Enver abiler buyurdular ki;
 
Efendim, bayramınız mübarek olsun inşallah. Hepimizin bayramı mübarek olsun. Bayram neşe ve sürurdur, sevinç günleridir. Şimdi Mübarekler hayatta olsaydı, Onların sevincini anlatmak mümkün değildi. Hakiki bayramı kutluyoruz, tes'id ediyoruz, buyururlardı. Çünki üç gece evvel Adıyaman'da üçyüzbin kitap dağıldı. Bunu Hocamız duyduğu zaman ne olur? Kadir gecesinde Sivas'ta beşyüzbin kitap dağıldı. Bunlar hakiki bayramdır. Hakiki bayram, bir kişinin daha ateşte yanmaktan kurtulmasıdır. Ona sebep olan ne büyük sevap kazanır. İşte arkadaşlarımızın en büyük sevinci, bu olmalıdır. Hizmet, hem de Allahü tealanın dinine hizmet. Evet buyurdular, iyilik etmek her zaman iyidir; ama iyilik etmenin de azı var, ortası var, bir de en çoğu var. En çoğu da, işte Onun kullarına iyilik etmek, ateşte yanmaktan kurtarmaktır. Dünyada en zor şey, hangisi doğru hangisi eğri, bunu ayırabilmektir. Bu doğru, bu eğri. Bunu ayırmak, insanın gücü kuvveti dahilinde değildir. Çok zordur. Ancak bir mübarek zât gösterirse ki, bu eğri bu doğru, ancak o ayırabilir.
 
Bir gün Gazeteye bir misafir geldi. Mübarekler için, hakiki bir Ehl-i sünnet âlimi midir, dedi. Bunu bana sorman yanlış. Çünki ben Onların evladıyım, talebesiyim, benim her şeyim Onlar. Bunun hilafına, benden bir kelime almanız mümkün değildir. Ama dışarıda bir misafir daha var. O biraz daha tarafsız, onu çağıralım, onu dinleyelim, dedim. O gün de Allah selamet versin, Londra'dan bizim Zeki Çıkman gelmişti, doçentti o zaman. Geldi içeriye, bak, bu arkadaş bir şey soruyor. Gel bunun cevabını sen ver, dedim. Ne diyor, dedi. Hakiki bir Ehl-i sünnet âlimi midir değil midir diye, herhalde Hocamız hakkında şüphesi var. Sen ne cevap verirsin, dedim. Misafire döndü, buraya yetmişüç tane altın koysam, bunların yetmişikisi sahte olsa, biri hakiki olsa, bir buluşta bu hakiki olanı bulabilir misin, dedi. Tabii ki bulamaz. İşte mübarek Hocamız, bu hakiki altını bir defada bulma imkanını bize verdi, dedi. Allah Allah.. Peki, o nereden biliyordu? Ona da hocası gösterdiği için. Yoksa o da araştırarak, soruşturarak değil. Ona da hocası gösterdiği için. Orada bir çentik var. Biz bilemiyoruz tabi ne olduğunu. O büyükler bunu bilirler, bize de bildirirler. İşte bu, dünyada en kıymetli varlık, en kıymetli şeydir. Dolayısıyla, bir mübarek zât buyuruyor ki; Bir talebe dünya yaratıldığından kıyamet koptuğu güne kadar, gece gündüz hocası için dua etse, hakkını ödeyemez. Neden ödeyemez? Dünya nihayet sonlu bir yerdir; ama ahiret sonsuz bir yerdir. Eğer orada Allah korusun yanlış, ters bir iş olursa, bir felakete giderse, Cehenneme giderse, neyle karşılanır, neyle ödenir bu? İşte, bu ateşten kurtaracak, günahı kebairleri kökünden silecek, cihaddır. Bu kitap dağıtanlar, bu kitap hizmetinde bulunanlar, cihad-ı ekber yapmaktadırlar. Ayaklarının altına melekler kanatlarını döşemektedir. Karadaki hayvanlar, gökteki kuşlar, denizdeki balıklar, onlar için istiğfar ederler. Ya Rabbi, afv et bu kulunu. Bunlar senin rızan için bu kadar yolları kat ederek, evindeki istirahatten vaz geçerek, senin dinin yayılsın, kulların yanmasın diye, kitap satışına gidiyorlar. Sen bunları afv et, diye yalvarırlar. Ve böyle hizmet eden arkadaşlarımızı şimdiden tebrik ederiz.
 
Enver abiler, asırlarda ender yetişen çok müstesna bir insandı. Allahü teala rahmeti ile merhameti ile muamele eylesin inşallah.

Fî emanillah
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:836
Dün:1,103
Bu Ay:23,449
Toplam:13,902,734
Online Ziyaretçiler:4
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842