Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1901

Enver abiler buyurdular ki;
 
Birgün Harun Reşidin oğlu Meymun, oğlu Abbas'ı "rahmetullahi aleyh" halife yapacakmış. Abbas veliaht. Mübarek, birgün oğlunun evinin önünden geçerken, bir ses duymuş. Oğlu hizmetçisini çağırmış, yarım kuruş vermiş, bir avuç leblebi al da gel, demiş. Meymun, çocuğu çağırmış, ben ömrümde yarım kuruş nedir bilmem. Nereden çıktı bu yarım kuruş, demiş. Abbas; Baba, yarım kuruş, yarım kuruştur. Para çok kıymetli bu zamanda, demiş. Halife de, bak oğlum, seni kendi yerime vekil yapacaktım. Ama seni azl ettim. Sen emir değil, halife değil, hiçbir şey olamazsın! Git kendine iş ara, demiş. Abbas, niye demiş. Buyurmuş ki; İdareci olacak kişide, üç hususiyet lazımdır. Bu üçünden biri olmazsa, hiçbiri yoktur. Sen daha birinci basamakta kaybettin. Birincisi, onun cömert olması lazımdır. Ver bir avuç para... İkincisi, merhametli, şefkatli olacaktır. Merhameti olmayanın, bu millete ne hayrı olur? Millete acımaz ki.. Zaten cömert olsan, merhametin de olur. Hasissin, merhametin de olmaz. Üçüncüsü, mütevazı olması lazımdır. Peki, onun mütevazı olup olmadığı nasıl belli olur? Hizmetçisiyle birlikte yemek yiyecek. Eğer yiyemiyorsa, kibrinden yemiyordur... Vallahi çok şanslıyız. Ben bunu bizim hanıma anlattım da, vallahi biz şanslıyız, dedi. Nereden biliyorsun, dedim. Babam şahit. Babam derdi ki; Enver cömerttir, Enver merhametlidir. Annem zaten seni yere göğe sığdırmazdı, dedi.
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:694
Dün:972
Bu Ay:16,614
Toplam:14,002,630
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842