Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2086


Huzur Pınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.
 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim
 

ali zeki osmanağaoğlu


2007 senesi, Haziran ayının 4 ü...
Enver abiler İhlas Holding'de kendilerinin de namaz kıldıkları (odalarının bulunduğu kattaki) mescidde ikindi namazına, Huzur Pınarına hizmet eden arkadaşları davet etmişlerdi. Ayrıca kalabalık bir cemaat vardı.
 
O gün Enver abiler buyurdular ki;
 
Fakirullah hazretleri var, Tillo'da, Marifetname kitabının yazarı İbrahim Hakkı Efendi hazretlerinin mürşidi. İsmail Fakirullah hazretleri "rahmetullahi aleyh" birgün bir talebesini suya göndermiş. Git şu ibriği şu çeşmeden doldur gel, demiş. O çocuk da almış ibriği gitmiş çeşmeye doldurmağa. Oyuna dalmış. Öğlen geçmiş, ikindi geçmiş... Derken aklı başına gelmiş. Hemen gitmiş çeşmenin başına, suyu doldurup gelmiş ama hakikaten mahzun, üzgün bir halde. Oradaki öğrenciler, sen nasıl geç kalırsın, hocamızı bekletirsin diye yer misin yemez misin, dövmeye başlamışlar. Derken, Fakirullah hazretleri acele ile telaşla koşarak geliyor, durun yapmayın, yapmayın diyor. Duruyorlar, hocam bu hata işledi, hak etti diyorlar. Hiç de hak etmedi ve çok da günaha girdiniz, helalleşin dedi. Mübarek zat; Nazar ettim, bizim kısmetimiz olan su dağdan yeni geliyordu. Bu arkadaşınız o suyu almağa gittiği zaman henüz bize tahsis edilen su çeşmeye gelmemişti. Allahü teala ona unutturdu. Vakit doldu, bizim su çeşmeye geldi ve o çocuk kovayı doldurdu. Siz de bunu dövdünüz, şimdi nasıl helalleşeceksiniz? Elini mi öpersin, ayağını mı öpersin, yanağını mı öpersin, affet bizi mi dersin? Düşünün ki kısmet olmayan su eve gelmiyor. İşte herkesin rızkı, o kadar kesin tayin edilmiştir. Dolayısıyla hiç bir Allah'ın kulu rızkı için üzülmemelidir. Peki çalışmalı mıdır? Çok! Çünki, çalışmak ibadettir. Ama o çalıştığımızla rızkımızın hiç bir ilgisi yoktur.
 
Bir delikanlı genç işsiz kalmış. Gitmiş iş aramaya. Ağanın yanına git, bahçesi sulanacak demişler. Buna işi vermişler, su taşıması için ip, kova ve omuzunda taşıması için sopa vermişler. İşe başlamış. Şans bu ya, kovanın biri sağlam biri delik. Sağlam kova hiç su akıtmıyor, delikli kovanın yarısı yolda boşalıyor, yarısı geliyor. Yani iki kova ile gidiyor, bir buçuk kova ile dönüyor. Bu, iki sene sürüyor. Sağlam kova, delikli kovaya meydan okumaya başlıyor, hakaret etmeye başlıyor. Sen zaten ne işe yararsın, yine bende iş var, bir damla suyu zayi etmeden getiriyorum diyor. Senin getirdiğinin yarısı boşa gidiyor, sen hep yarım adamsın, yarım olarak getiriyorsun. Akla ne gelirse söylüyor. Artık delikli kovanın burasına geliyor. Artık sucu başına diyor ki, yeter bu kadar. Artık uğradığım hakaretler yeter bu sağlam kovadan diyor. Her gün tafra, tafra, hakaret ediyor. Ben buna dayanamıyorum, ya kır beni, ya da yama, ne yaparsan yap, yeter ki sağlam olayım. Öyle mi diyor, sucu çocuk. O zaman bugün su taşımayalım da beraber bir gezelim diyor. Gitmişler dereye. Buradan bahçeye kadar gidelim demiş. O zaman tabi yollar dar. Yolda gelirken demiş ki delikli kovaya, sen hep omuzumun sağ tarafındaydın, öteki de sol. Şu yolun iki tarafına bak demiş. Senden akan sulardan ne güzel güller, yeşillikler, bitkiler büyüdü ama öteki taraf kupkuru. Bir taraf kuru, bir taraf mükemmel, hayat. İşte kibirli insanlar dolu kovaya benzer ama etrafa bir damla faydaları olmaz. Diyor ki; Senin gibi delikli kovanın, hem kendine faydası var, hem bana faydalı, hem de toprağa faydası var. Güller yetişti senin geçtiğin yerlerde. Hangisi olmak istersin, ondan mı, bundan mı? O da diyor ki; Biraz daha delsen iyi olur galiba... Onun için, kibirli insanların hiç faydası yoktur. Bir insan kibirli mi, değil mi, faydasından belli olur. Eğer dağıtmıyorsa, vermiyorsa bil ki o berbat dolu kovadır, işe yaramaz. Eğer eli açıksa yani delikleri varsa tamam.
 
Netice, geçen sene Enver abi ölümden döndü. Bakın neşeli, aranızda. Elhamdülillah. Allahü teala hayırlı ömürler versin. Mektubat'ta buyuruluyor ki; Padişahın yanındaki sadrazamın beş dakikası, köylü dayının bin senesine bedeldir ama o padişahın yanındaki vezirin hayatı da aslanın ağzındaki değil midesindeki yem gibidir. Her an ölüm vakidir.

Fî emanillah
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:52
Dün:900
Bu Ay:10,953
Toplam:14,021,300
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842